Aile HukukuMakalelerimiz

Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?

Evlilik birliğini haklı sebeplerle bitirmek isteyen kişi, aile mahkemesi önünde bir boşanma davası açar. Boşanma davaları, özel bir uzmanlık gerektirmekte olup, hukukun en ayrıntılı konularından biridir. Boşanmanın kadınlar yönünden olumsuz sonuçlar doğurmaması için, kanunlarda kadınların yararlanabileceği birçok hak düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nda; boşanma davası sırasında ve sonucunda eşe tanınan haklar, kadınlara özgü değildir. Yine de; sosyolojik sebeplerle, uygulamada bu haklar büyük çoğunlukla kadınlara tanınmaktadır.

Bu yazımızda boşanma davalarında kadının sahip olduğu haklara ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.

Boşanma Davasında Hak Kaybına Uğramamak İçin Ne Yapılmalı?

Boşanma davaları, bütün taraflar bakımından hem maddi hem de manevi yönden zorlayıcı olabilmektedir. Bu süreçte doğru adımlar atmak, boşanma davası sırasında hak kaybına uğramamak ve en az yıpratıcı şekilde evlilik birliğini sonlandırmak için oldukça önemlidir.

Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?

Profesyonel Hukuki Destek

Aile hukuku; özellikle boşanma davaları, çoğu zaman ancak uzman bir avukatın yardımıyla çözülebilecek karmaşık düzenlemeler ve uygulamalar içerir. Bu konuda, hak kayıplarının önüne geçmek adına, avukat seçiminin de dikkatli yapılması gerekir. Aile hukuku alanında uzman ve deneyimli bir avukat, boşanma sürecini en sağlıklı şekilde atlatmanız için yardımcı olacaktır.

Belgelerin Bir Araya Getirilmesi

Boşanma davalarında hem tarafları, hem de mahkemeleri en çok zorlayan konu ispat zorluğudur. Duygusal ve kişisel alanlara tesir eden boşanma süreçlerinde; haklarınızı savunmaya elverişli delilleri bir araya getirirken, karşı tarafın kişilik haklarına ve özel alanına müdahaleden kaçınmak gerekir.

Finansal Belgeler

Davaya bakacak olan hâkim, boşanma sonrasında tarafların finansal zorluklar yaşamaması için denge sağlamayı amaçlar. Bu amaçla getirilen iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve tazminat kurumları, çekişmeye konu olabilir. Taraflar; gelirlerini, mal varlıklarını, borçlarını, banka hesaplarının içeriğini, varsa sahip oldukları taşınmazları; mahkemeye sunulabilir şekilde belgelemelidir.

Çocuklarla İlgili Belgeler

Tarafların müşterek çocukları bulunuyorsa, çocuğun velayeti ve bakımı da boşanma davasında çekişme konusu oluşturabilir. İştirak nafakasının kime ve ne kadar ödeneceğini belirleyen hâkim; çocukların bakım masraflarını, yaşlarını ve sağlık durumlarını dikkate alacağından, bu konuda belgelere ihtiyaç duyulacaktır.

Duygusal ve Fiziksel Deliller

Boşanma davası, kimi zaman, aile içi şiddet sebebiyle açılmış olabilir. Aile içi şiddet ise, çeşitli şekillerde ortaya çıkar. En belirgin olan şiddet türü fiziksel şiddettir. Eşinden fiziksel veya cinsel şiddet gören bir kadın, uğradığı saldırıyı gecikmeksizin, mutlaka tıbbi raporlarla belgelemelidir. Psikolojik ve ekonomik şiddeti belirtecek emareleri toplamak daha zordur. Yazılı mesajlar, fotoğraflar ve e-postalar silinmemelidir.

Boşanma sebebi zina, diğer bir deyişle aldatma da olabilir. Bu durumda, özel hayatın gizliliğinin sınırları; hukukçular arasında bir tartışma konusudur. Karşı tarafın hak alanına müdahaleden mümkün olduğu kadar kaçınılarak, yaşanılan haksızlığı belgeleyecek emarelerin de mutlaka bulunması ve saklanması gerekir.

Uzlaşma İmkânlarının Açık Tutulması

Boşanma davalarında uzlaşmaya açık bir tutum sergilemek, davaların süresinin uzamamasını ve tarafların mümkün olduğu kadar az yıpranmasını sağlayacaktır. Tarafların duygusal durumundan ötürü uzlaşması zor olabilmektedir. Bu durumda kişinin kendisini hakkaniyetli ve güvenilir bir vekille temsil ettirmesi, en yararlı yol olacaktır.

Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hakları Farklılaşır Mı?

Anlaşmalı Boşanma

Tarafların evliliklerini karşılıklı rıza içerisinde bir mutabakatla sonlandırmalarına, “anlaşmalı boşanma” denir. Bunun için taraflar en az 1 yıldır evli olmalıdır. Anlaşmalı boşanmanın tarafları, mahkeme önüne gelmeden tüm konuları kendi aralarında anlaşarak çözerler.

Ortak çocuğun velayeti, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat konuları hakkında anlaşmaya varılır. Devamında, taraflar bir anlaşmalı boşanma protokolü imzalarlar. Malların paylaşımı hakkında anlaşmaya varıldıysa bu da protokole eklenir.

Çekişmeli Boşanma

Tarafların sayılan konularda anlaşamadığı hallerde boşanma davası, çekişmeli boşanma haline gelir. Bu durumda ayrılan eşlerin haklarının temini hâkim tarafından yapılır.

Her iki durumda da, kadının sosyoekonomik konumu önem arz etmektedir. Kadının bağımsız ve uzman hukuki tavsiyeye erişimi kısıtlıysa, kapalı kapılar ardında haklarından vazgeçmeye mecbur kalması muhtemeldir. Bu durumda; halka açık olarak dava yürüten Aile Mahkemesi, mevcut halde kadınlara en yüksek koruma düzeyini sağlayan kurumdur.

Unutmamak gerekir ki, Türkiye’de boşanma sistemi kusura dayalıdır.

Çekişmeli boşanma davaları, bu sebeple uzun sürmektedir. Evlilik birliğinin dağılmasında kimin ne oranda kusurlu olduğunun hesaplandığı çetrefilli bir süreç ortaya çıkabilir. Bu süreç tarafların hem psikolojik hem de maddi olarak yıpranmasına sebep olur. Çekişmeli boşanmanın dezavantajı, bireylerin şiddet eğiliminde artışa yol açmasıdır. Bu konuda birçok ülkede yapılmış araştırmalar bu sonucu ortaya koymaktadır.

Eşinden şiddet sebebiyle boşanmak isteyen kadın, boşanma sürecinde de 6284 Sayılı Kanun’da yer alan tedbirlerle korunur. Boşanma davasıyla birlikte hâkimden uzaklaştırma kararı talep etmek de mümkündür.

Uzaklaştırma kararı hakkında daha fazla bilgi edinmek için konu hakkındaki makalemizi sitemizde bulabilirsiniz.

Açıktır ki; Türkiye’nin toplumsal yapısı göz önüne alındığında, boşanma süreci kadınlar için çok zor ve yeri geldiğinde tehlikeli olabilmektedir. Bu sebeple, her iki halde de kadının Türk Medeni Kanunu ve 6284 Sayılı Kanun’dan gelen haklarını iyi bilmesi gerekir. Bunun yanında, kadının doğru hukuki desteği alması hayati öneme sahiptir.

Boşanma Davasını Kadın Açtığında Hakları Korunur Mu?

Boşanma davasını açan taraf olmak, hakların korunması açısından fark yaratmaz. Hâkim, tarafların haklarını gözetirken, evlilik birliği içerisindeki tutumlarına bakacaktır.

Boşanma davalarında çoğu zaman, kadınların aile içerisinde yüzyıllardır süregelen ikincil konumu dikkate alınarak, kadın yönünden pozitif ayrımcılık uygulanır. Yine de bu avantaj-dezavantaj ilişkisi her evlilik içerisinde farklıdır. Kadının ve erkeğin özellikle ekonomik durumu değerlendirilerek, haklar arasında denge kurulması gerekir.

Kısacası, boşanma davasını açan taraf olsa da olmasa da, kadının hakları mahkeme nezdinde korunur.

Boşanma Davasını Kadın Açtığında Velayet Kime Verilir?

Çocuğun velayetinin kime verileceği, TMK m. 182 uyarınca hâkimin takdirine bırakılmıştır. Bu hususta hâkimin uygulaması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararının gözetilmesidir.

Boşanma davasına bakan hâkim; çocuğa sağlık ve eğitim açısından en iyi şartları sağlayacak ebeveyn lehine velayet kararı verir. Hâkim mutlaka, çocuğun duygusal gelişimini de dikkate alır. Bu hususta pedagoglar aracılığıyla çocuklar da dinlenir.

Küçük yaştaki çocukların velayeti genellikle anneye verilmektedir. Bu yaşlardaki çocukların, gelişimi için anne ilgisine ihtiyacı olduğu kabul edilir.

Çocuğun velayetinin anneye tanınmaması; annenin çocuğuyla yeterince ilgilenmemesi, kötü alışkanlıklara sahip olması, psikolojik rahatsızlığı bulunması benzeri sebeplerle olabilir. Ancak boşanma davasını annenin açmış olması bu sebeplerden değildir. Evliliğin sona ermesi kadının kusuruna bağlansa dahi; hâkim kadının eşiyle değil, çocuğuyla olan ilişkisini gözetecektir.

Boşanma Davasını Kadın Açarsa Nafaka Alınabilir Mi?

Nafaka hakları bakımından da, boşanma davasını kadının veya erkeğin açmış olmasının önemi yoktur. Boşanma davası açan kadın, şartları sağlanmışsa; tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası alabilir. Her nafaka türü için farklı şartlar öngörülmüştür.

Boşanma Davasını Kadın Açarsa Tazminat Alabilir Mi?

Tazminat konusunda da, diğer haklarda olduğu gibi; davayı kadının veya erkeğin açmış olması fark yaratmaz. Kadın maddi veya manevi tazminat talepleri, şartları sağlandıysa, kusur oranı dikkate alınarak karşılanacaktır.

Boşanma Davasının Kadının Hakları

Boşanma davası sonucunda kadınların temin edebileceği birçok hak olduğu gibi, boşanma davasının açılmasıyla tanınan haklar da bulunur.

Ayrı yaşama hakkı

Boşanma davasının açılmasıyla birlikte eşler için ayrı yaşama hakkı gündeme gelir. Sadakat yükümlülüğü devam etmekle birlikte, dava açıldığından itibaren kadının yaşadığı yeri değiştirmesi mümkündür. Bu aşamada ayrı yaşamak, hukuken terk anlamına gelmez.

Boşanma davasının açılmasıyla tedbir hakları ortaya çıkar. Kadınlar şu tedbirlere başvurabilir:

  • Aile konutunun özgülenmesi,
  • Geçici velayet,
  • Tedbir nafakası.

Maddi Tazminat Hakları

Boşanmada kusursuz veya az kusurlu olan bir kadın, evlilik sebebiyle maruz kaldığı maddi zararın tazmin edilmesini talep edebilir. Bu durumda; yalnızca maddi alanda, erkeğin sebep olduğu zararlar; maddi tazminat konusu olabilir. Ancak tazminata hükmedilebilmesi için, erkeğin kusurunun da ispatlanması gerekir.

Manevi Tazminat Hakları

Kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın, manevi tazminat talebinde bulunabilir. Manevi tazminatın amacı, evlilik süresince ve evliliğin dağılması sırasında; manevi olarak daha çok yıpranan tarafın elemini ve üzüntüsünü bir nebze gidermektir.

Nafaka Davaları

Nafaka hakkında doğru bilinen en büyük yanlış, nafaka hakkının yalnızca kadınlara ilişkin olduğudur. Erkek veya kadın, şartları sağlayan herkes nafaka hakkını elde edebilir. Hukukumuzda üç tür nafaka bulunmaktadır.

Yoksulluk nafakası

Evlilik sırasında ekonomik olarak kendini geliştirme imkânı bulamamış olan eşin, evlilik birliği dağıldıktan sonra aczini önlemek adına düzenlenmiş bir kurumdur.

Toplumumuzda bir erkeğin çalışma yaşamını bırakarak, ev ve çocukların bakımıyla ilgilenmesi nadir karşılaşılan bir durumdur. Bu sebeple yoksulluk nafakası hakkı, yüksek oranla kadınlara tanınmaktadır. Kadının, bir deyişle “kendi ayakları üzerinde durması” ve erkekle arasındaki gelir orantısızlığının ortadan kalkması durumunda, yoksulluk nafakasının sebebi ortadan kalkacaktır.

İştirak nafakası

Çocukların velayetini elde eden eşe, çocuk adına yapacağı bakım masraflarına ortak olmak adına ödenen nafakadır. Çocuğun velayeti anneye verilmişse, babadan iştirak nafakası talep edilir.

Talep bulunmasa bile; hâkim tarafların durumlarını gözeterek iştirak nafakası ödenmesine hükmedebilir. Bu nafakanın miktarı belirlenirken, çocukların yaşları, sağlık durumları, eğitim masrafları dikkate alınır. Kadının ekonomik durumu da göz önünde tutulur. İştirak nafakası, çocuk 18 yaşını doldurup reşit olana kadar ödenir.

Tedbir nafakası

Boşanma davasının açılmasıyla birlikte, dava sonuçlanıncaya kadar kadının geçimini ve barınmasını sağlaması adına, kadın lehine tedbir nafakası talep edilebilir. Hâkim; kadının tedbir nafakasına olan gereksinimini ve varsa bu gereksinimin miktarını tespit edecektir.

Velayet, boşanma davasının açılmasıyla geçici olarak, eşlerden birine verilir. Eğer geçici velayet anneye verildiyse; hâkim dava sonuçlanıncaya kadar çocuklar için de anneye tedbir nafakası ödenmesine karar verir.

Aile Konutu Şerhi Koyma Hakkı

Ailenin toplu olarak yaşadığı konut, aile konutudur. Eşya hukukunda aile konutu olmaya özel bazı haller söz konusudur. Eşlerden biri ortak konutta malikse, aile konutu şerhi konulmasıyla birlikte, diğer eşin rızası olmadan konut üzerinde tasarrufta bulunamaz. Bu da mal kaçırma amacıyla veya sair kötü niyetli bir amaçla konutun elden çıkarılmasının önüne geçmektedir.

Ücretsiz Avukat Talep Hakkı

Boşanma davasında doğru hukuki desteğin kadınlar için hayati öneme sahip olduğu belirtilmiştir. Bu süreçte, ekonomik olarak kendini vekille temsil ettirme gücüne sahip olmayan kadınlara, adli yardım imkânı tanınmıştır.

Adli yardıma başvuran kadına, baro tarafından bir boşanma avukatı atanır. Adli yardıma hak kazanılırsa, mahkeme harç ve giderleri de yardım kapsamında devlet tarafından karşılanır.

Koruma Kararı Talep Hakkı

6284 Sayılı Kanun’la şiddete maruz kalan kadınlar için koruyucu ve önleyici tedbirler öngörülmüştür. Kadınlar, şiddet uygulayan eş hakkında uzaklaştırma kararı, çocukla kişisel ilişkinin durdurulması kararı gibi önleyici tedbirlerin alınmasını, Aile Mahkemesi’nden talep edebilir.

6284 Sayılı Kanun’un şiddet mağdurlarına tanıdığı imkânlar hakkında daha fazla bilgiye “Uzaklaştırma Kararı” başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Velayet Hakkı

Küçük çocukların velayet hakkı, hemen hemen her zaman anneye verilmektedir. Velayet hakkı bakımından cinsiyet fark etmese de, Türkiye’de velayet hakkı, yüksek oranda anneye tanınmaktadır. Çocuğun anneye verilmemesine veya anneden geri alınmasına sebep olabilecek bazı haller şunlardır:

  • Annenin velayeti istememesi,
  • Annenin sonradan evlendiği eşinin çocuğa kötü davranması, şiddet uygulaması,
  • Annenin çocuğa bakım vermekte yetersiz olması,
  • Annenin sağlık durumunun kötü olması,
  • Annenin kötü alışkanlıklara sahip olması,
  • Annenin tutuklanması, hapis cezası alması, kısıtlanması,
  • Annenin, çocuğun babayla kişisel ilişki kurmasını engellemesi,
  • Çocuğun psikolojik gelişimi için yapılan tespitlerde, çocuğun baba yanında kalmasının daha yararlı olduğuna karar verilmesi.

Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı

Kişisel ilişki; velayet sahibi olmayan ebeveynin çocuğuyla bağ kurması, vakit geçirmesi, özlem gidermesi için belirli aralıklarla görüşmesine müsaade edilmesidir.

Eğer velayet hakkı, sayılan sebeplerle veya başka bir halde babaya bırakılmışsa; annenin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı doğar. Talep edilse de edilmese de, hâkim çocuğun yararını gözeterek anne ile kişisel ilişki kurulması kararı verebilir. Hâkim, kişisel ilişkinin sıklığını ve hangi zamanlarda kurulacağını belirler. Bu belirleme sırasında tarafların talepleri de dikkate alınır.

Ziynet Eşyalarını Talep Hakkı

Tarafların evli oldukları süre boyunca biriktirdikleri değerli süs eşyalarına ziynet eşyaları denir. Ziynet eşyaları kişisel mal olarak kabul edilir. Bu sebeptendir ki; mal rejiminde ziynet eşyaları taraflar arasında bölüştürülmez. Kanun, bu hususta kadınlara bir ayrıcalık tanımıştır.

Düğünde kadına takılan takılar, değerine ve kimin taktığına bakılmaksızın, kadının kişisel malı kabul edilir. Boşanma davası sırasında kadın, bu ziynet eşyalarının kendisine iade edilmesini talep edebilir.

Evi Kullanmayı Talep Etme Hakkı

Boşanma davası açıldığı andan itibaren eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Bu hak aynı zamanda fiili bir zorunluluktur. Boşanma aşamasında eşler çoğunlukla aynı evi paylaşabilecek raddeyi çoktan aşmış olurlar.

Kanunun kadınlar için tanıdığı bir diğer imkân; boşanma davası sırasında konut eksikliği yaşamaması adına, aile konutunun kendine özgülenmesini talep etme imkânıdır. Ortak konutta ev sahibi veya kiracı olmak durumu değiştirmez. Evin maliki veya kira sözleşmesinde kiracı olarak yer alan kişi erkek olabilir. Kadın eş boşanmada kusurlu olabilir. Hâkim bu durumlara bakmaksızın, kadının ve çocukların konut ihtiyacına bakacaktır.

Eğer ortak konutun özgülenmesine daha yoğun ihtiyaç duyan kişi erkekse, hâkim erkek lehine de bu hakkı tanıyabilir.

Stj. Av. Berfin İlayda Güzel

Stj. Av. Berfin İlayda Güzel, 2016 yılında Yeşilköy Anadolu Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünde eğitim almaya başlamıştır. 2018 yılında öğrenime başladığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2023 yılında mezun olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Bilgi Al!