Mükerrer Suç Nedir?
Ceza hukukunda “mükerrer suç” olarak bilinen kavram, suçta tekerrür kurumuna karşılık gelir. Kişinin daha önce işlediği bir suç nedeniyle hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra yeniden suç işlemesi halinde, belirli şartlar varsa Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri gündeme gelir. Mükerrer suç kavramı yalnızca cezanın miktarıyla ilgili değildir. Asıl etkisi infaz sürecinde ortaya çıkar. Özellikle infaz rejimi, koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve hükümlünün cezaevinde geçireceği süre bakımından son derece önemli sonuçlar doğurur.
Bu yazımızda “Mükerrer Suç” hakkında genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.
Mükerrer Suç Nedir?
Mükerrer suç, bir kişinin önceden işlediği suç nedeniyle verilen mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra yeniden suç işlemesi halinde, hakkında TCK m.58 hükümlerinin uygulanması durumunu ifade eder. Türk hukukunda bu kurum, yeni suç nedeniyle verilen cezanın otomatik biçimde artırılmasından ziyade, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması sonucunu doğurur. Dolayısıyla mükerrer suç bakımından çıkarılacak sonuç “ne kadar ceza verildiği” değildir. Mükerrer suç kapsamında, infaza konu edilen cezanın nasıl infaz edileceği ve hükümlünün koşullu salıverilmeden hangi şartlarda yararlanacağı hususları bakımından değerlendirme yapılmaktadır. Kişi bakımından önceki hükmün kesinleşme tarihi, infazın tamamlanma tarihi, yeni suçun işlenme zamanı ve önceki mahkumiyetin niteliği gibi unsurlar bu değerlendirmede belirleyicidir. Ayrıca çocuk yaşta işlenen suçlar veya yabancı mahkeme kararlarının tekerrüre esas olup olmayacağı da her somut olayda ayrıca incelenir.
TCK m.58’e göre tekerrürün uygulanabilmesi için ilk mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olması yeterli olup cezanın infaz edilmiş olması zorunlu değildir. Ancak ceza infaz edilmişse, ikinci suç yönünden tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken kanunda öngörülen süreler dikkate alınır. Beş yıldan fazla süreli hapis cezalarında infazın tamamlanmasından itibaren beş yıl, daha kısa süreli hapis veya adli para cezalarında ise üç yıl içinde yeni suç işlenmesi durumunda tekerrür gündeme gelir. Bu süreler geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz.
Örneğin kişi hakkında 4 yıl hapis cezası verilmiş ve bu ceza infaz edilmişse, infazın tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıl geçtikten sonra işlenen yeni suç bakımından tekerrür hükümleri gündeme gelmeyecektir. Buna karşılık, kişi hakkında verilen ilk ceza infaz edilmemişse TCK m.58/2’de belirtilen sürelere ve ikinci suçun işlendiği tarihe bakılmaksızın, ikinci suç açısından tekerrür hükümleri uygulanır.
Özellikle tekerrür şartlarının oluşup oluşmadığı, infaz sürelerine etkisi ve ikinci kez tekerrür ihtimali gibi teknik konularda, sürecin başından itibaren hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Çünkü uygulamada birçok kişi, “mükerrir” sayılmasının ne anlama geldiğini, bunun koşullu salıverilmeye nasıl yansıdığını, ikinci kez tekerrür halinde neden çok daha ağır sonuçlar doğduğunu veya hangi önceki mahkumiyetlerin tekerrüre esas alınamayacağını ancak hüküm kurulduktan sonra fark etmektedir. Bu nedenle gerek soruşturma ve kovuşturma aşamasında gerek hükümden sonra infaz sürecinde profesyonel hukuki destek alınması çoğu dosyada belirleyici önem taşımaktadır. Bununla birlikte, önceki mahkumiyetin niteliği de önem taşır. Ceza mahkumiyetleri tekerrüre esas alınabilirken, güvenlik tedbirine ilişkin kararlar bu kapsamda değerlendirilmez. Adli para cezaları da şartları oluştuğu durumlarda tekerrüre esas olabilir. Genel af kapsamına giren mahkumiyetler tüm sonuçlarıyla ortadan kalktığından tekerrüre esas alınamaz. Buna karşılık özel af yalnızca infaza etki eder ve mahkumiyetin tekerrüre esas olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Ayrıca sonradan suç olmaktan çıkarılan fiillere ilişkin mahkumiyetler de tekerrüre esas alınamaz.
Suçta Mükerrer Şartları Nelerdir?
1- Önceden verilmiş kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmalıdır.
Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, önceki suçtan dolayı verilen kararın kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşmemiş bir hüküm tekerrüre esas alınamaz.
2- Yeni suç, önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra işlenmiş olmalıdır.
Burada belirleyici olan sıra ilişkisidir. Önceki mahkumiyet kesinleşmeden önce işlenen fiiller bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz.
3- İlk cezanın infaz edilmiş olması kural olarak zorunlu değildir.
Kanun, tekerrür için ilk cezanın mutlaka çekilmiş olmasını aramaz, kesinleşme yeterlidir. Ancak ceza infaz edilmişse, kanunda öngörülen üç ve beş yıllık süreler devreye girer.
4- Kanundaki süreler içinde yeni suç işlenmiş olmalıdır.
Önceki ceza infaz edilmişse; beş yıldan fazla hapis cezalarında infazın tamamlanmasından itibaren beş yıl, daha kısa süreli hapis veya adli para cezalarında ise üç yıl içinde yeni bir suç işlenmesi gerekir. Bu süreler geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz.
5- Her suç, her suçla tekerrür ilişkisi kurmaz.
Kasten işlenen suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür uygulanmaz. Aynı şekilde yalnızca askeri nitelikteki suçlarla diğer suçlar arasında da tekerrür hükümleri uygulanmaz.
6- Çocuk yaşta işlenen suçlar bakımından özel koruma vardır.
Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış kişi hakkında, bu suçlar yönünden tekerrür hükümleri uygulanamaz.
7- Yabancı mahkeme kararları kural olarak tekerrüre esas alınamaz.
Ancak bazı ağır suçlar bakımından istisna tanınmıştır. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları bu kapsamdadır.
8- İstinaf yolu kapalı kararlar tekerrüre esas alınamaz.
CMK m.272/3 kapsamında istinaf kanun yolu kapalı olan birtakım kararların tekerrüre esas teşkil etmeyeceği kabul edilmektedir. Bu da ayrıca kontrol edilmesi gereken teknik bir konudur.
Mükerrer Suçlarda Cezai Artış
Belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanunu m.58, kural olarak sonradan işlenen suçun cezasını kendiliğinden artıran bir düzenleme değildir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda tekerrürün temel sonucu, doğrudan ceza miktarının artırılması değil, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasıdır.
Tekerrür hükümlerinin etkisi kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. Dolayısıyla tekerrür hususunun somut olay özelinde dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Özellikle hükümlünün cezaevinde kalacağı süre uzayabilir, koşullu salıverilme şartları ağırlaşır ve infaz sonrası denetimli serbestlik tedbiri uygulanması gündeme gelir. Sonuç olarak, görünürde hükmedilen ceza aynı olsa bile cezanın fiili sonucu ağırlaşmaktadır. Yani tekerrür, ciddi bir yaptırım etkisi doğurur.
Mükerrer Suçların Mağdurları Üzerindeki Etkisi
Tekerrür, Türk ceza hukuku kapsamında birden fazla sonuca yol açar ve bu sonuçlar doğrudan infaz sürecine yansır. Bunun yanında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanır ve bu durum cezanın nasıl infaz edileceğini doğrudan etkiler. Özellikle koşullu salıverilme şartları ağırlaşır. Hükümlünün cezaevinde geçireceği süre uzayabilir ve şartlı tahliyeden yararlanması gecikebilir. Ayrıca cezanın infazından sonra hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanması da söz konusu olur.
Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi
Mükerrirlere özgü infaz rejimi, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 108. maddesinde düzenlenmiştir. Tekerrür halinde işlenen suç nedeniyle mahkum olan hükümlü bakımından koşullu salıverilme süreleri ağırlaşır. Üstelik cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilir. Kanun, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında otuz dokuz yıl, müebbet hapis cezasında otuz üç yıl ve süreli hapis cezalarında kural olarak cezanın belirli bir kısmının infaz edilmesini öngörmektedir. Birden fazla süreli hapis cezasının söz konusu olduğu durumlarda ise koşullu salıverilme bakımından azami otuz iki yıllık bir sınır bulunmaktadır. Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri başlıklı 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca;
Madde 108 – (1) Tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olunan;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuz dokuz yılının,
b) Müebbet hapis cezasının otuz üç yılının,
c) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz iki yılının,
d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin,
İnfaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.
(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.
(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.
(4) İnfaz hakimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.
(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.
(6) İnfaz hakimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.
(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.
(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.
(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103. maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. 188. madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:
a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
b) Tedavi amaçlı programlara katılmak
c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak
d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak
e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak
f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak
(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.
İkinci Kez Mükerrir (4/4 Mükerrer) Ne Demektir?
Uygulamada “4/4 mükerrer” olarak ifade edilen durum, teknik olarak ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması anlamına gelir. Bu durumda hükümlü bakımından koşullu salıverilme rejimi daha da ağırlaşır. 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu m.108/3 uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması halinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. Ancak süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır.
İkinci kez tekerrürün söz konusu olabilmesi için, kişi hakkında daha önce tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması ve bu mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması gerekir. Cezanın mutlaka infaz edilmiş olması şart değildir. Fakat infaz edilmişse, yeniden TCK m.58/2’de düzenlenen süreler dikkate alınır. Uygulamada bu hesaplamalar oldukça teknik olduğundan, kişinin gerçekten ikinci kez mükerrir sayılıp sayılamayacağı dosya bazında dikkatle incelenmelidir.
Ayrıca yalnızca TCK m.58/9 kapsamında, yani “örgüt mensubu suçlu”, “itiyadi suçlu” veya “suçu meslek edinen kişi” sayılması sebebiyle mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmış olması, tek başına ikinci kez tekerrür sonucunu doğurmaz.
Tekerrür ve mükerrer arasındaki fark nedir?
“Tekerrür” ve “mükerrer” kavramları günlük dilde çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da teknik olarak aynı anlama gelmezler. Tekerrür, kanunda düzenlenen hukuki kurumu ifade eder. Yani önceki bir mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra yeniden suç işlenmesi nedeniyle TCK m.58 hükümlerinin uygulanması söz konusu olur. Mükerrer ise bu hükümlerin uygulandığı kişiyi tanımlar. Başka bir ifadeyle, tekerrür hukuki durumun adı olup mükerrer ise bu duruma tabi olan kişidir.
TCK Madde 58 nedir?
Türk Ceza Kanunu m.58, “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlığını taşır. Bu madde, tekerrürün hangi şartlarda uygulanacağını ve hangi hallerde uygulanamayacağını düzenlemektedir. Bunun sonucu olarak mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrası uygulanabilecek denetimli serbestlik tedbirine de yer verilmiştir. Maddeye göre, önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olması tekerrür için yeterlidir, cezanın infaz edilmiş olması şart değildir. Bunun yanında kasten işlenen suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür uygulanmayacağı, çocuk yaşta işlenen suçların tekerrüre esas alınamayacağı ve bazı yabancı mahkeme kararlarının kapsam dışında olduğu da aynı maddede düzenlenmiştir.
108/4 maddesi nedir?
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinin dördüncü fıkrası, mükerrir hakkında uygulanacak denetimli serbestlik süresinin belirlenmesine ilişkindir. Buna göre tekerrür halinde hükümlü hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. İnfaz hakimi, cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak üzere ve bir yıldan az olmamak kaydıyla bir denetim süresi belirler. Bu süre, hükümlünün infaz sonrası dönemde gözetim ve denetim altında tutulmasını sağlamaya yöneliktir. Bu hususun mahkumiyet kararında açıkça belirtilmesi gerekir (TCK m.58/7). Denetim süresi, hakim tarafından en fazla beş yıla kadar uzatılabilir (CGİK m.108/6).
Mükerrer suçlarda adli para cezası nasıl işletilir?
Tekerrür yalnızca hapis cezaları bakımından değil, adli para cezaları bakımından da önem taşır. Önceki mahkumiyet adli para cezasına ilişkin olabilir ve şartları mevcutsa sonraki suç yönünden tekerrüre esas alınabilir. Özellikle kanunda öngörülen üç yıllık süre hesabı, adli para cezaları bakımından da göz ardı edilmemelidir. Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi halinde, asıl mahkumiyetin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Uygulamada bu tür durumlar çoğu zaman infaz ve sabıka kaydı üzerinden yapılan teknik bir incelemeyi gerektirir. Burada kritik olan husus, değerlendirme yapılırken yalnızca adli para cezasının varlığına bakılması yeterli değildir. Kesinleşme tarihi, infaz durumu ve sonraki suçun tarihi ile birlikte dikkate alınmalıdır. Bu yüzden “önce para cezası aldım, şimdi mükerrir sayılır mıyım?” sorusunun cevabı somut olaya göre farklılık gösterecektir.
Mükerrer suçlar hangileridir?
Kanunda “şu suçlar mükerrer suçtur” şeklinde sınırlı bir katalog bulunmamaktadır. Mükerrerlik, belirli bir suç tipinden ziyade, kişinin önceki kesinleşmiş mahkumiyetinden sonra yeniden suç işlemesi ile ilgilidir. Bu nedenle şartları oluşması halinde birçok kasıtlı suç bakımından tekerrür gündeme gelebilir. Ancak her suç bakımından tekerrür ilişkisi kurulmaz. Kasten işlenen suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür uygulanmaz. Aynı şekilde çocuk yaşta işlenen suçlar tekerrüre esas alınmaz.
Yabancı mahkeme kararları ise kural olarak dikkate alınmaz ancak kanunda sayılan bazı istisna suçlar bakımından dikkate alınır. Ayrıca bazı suçlar, özellikle infaz rejimi ve koşullu salıverme oranı bakımından ayrıca önem taşır. Nitelikli cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun bazı halleri ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, koşullu salıverme hesabında daha ağır oranların uygulanabildiği suçlar arasında yer almaktadır.



