İftira Suçu ve Cezası
İftira suçu, failin işlenmediğini bildiği bir fiili masum kişiye isnat etmesiyle ya da masum kişiyi üçüncü bir kimse tarafından işlenmiş olan fiilin faili ya da suç ortağı olarak göstermesiyle oluşur. Bu yazımızda “iftira suçuna” ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.
İftira Suçu (TCK 267) Nedir?
İftira suçunun konusunu objektif olarak gerçek dışı olan hukuka aykırı herhangi bir fiilin isnadı oluşturur. Failin iftiradan sorumlu tutulabilmesi için masum bir kimseye gerek suç gerekse de idari yaptırımı gerektiren bir fiil isnat etmesi gerekir. Kanun koyucu madde metninde, “işlemediğini bildiği halde (…) hukuka aykırı bir fiil isnat eden” ifadesine yerer vererek bu hususa işaret etmiştir. İftira suçunda önemli olan failin işlenmediğini bildiği halde masum kişiye hukuka aykırı isnatta bulunmasıdır. Masum bir kimsenin isnada konu fiili, gerçekleştirmediğinin bilinmesi yeterlidir.
İftira suçu ile korunan hukuki değerin karma nitelikli olduğu, suç tipi ile hem bireyin şeref ve haysiyetinin hem de adli makamların işleyişinin korunduğu ifade edilmektedir. İftira, soyut tehlike suçudur. Bu nedenle, suçun oluşması için belirli bir kişinin zarar görmüş olmasına gerek olmadığı gibi; isnadın, hukuka aykırı fiil hakkında kovuşturma veya soruşturma başlatılmasına elverişli olması da aranmamaktadır. Bu itibarla, kovuşturma organlarının ihbar ve şikayet üzerine kovuşturmaya başlamamış olmamaları, suçun tamamlanması bakımından önem taşımaz. Bununla birlikte, soruşturma ve kovuşturma organlarınca ciddiye alınması mümkün olmayan bir isnat söz konusu ise (örneğin, (A), caminin minaresinin gölgesini çaldı”), iftira suçundan söz edilemez.
İftira Suçunun Cezası (2026)
5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un İftira Başlıklı 267. Maddesi Uyarınca:
“(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.”
İftira Suçunun Unsurları
A.) FAİL
İftira suçunun faili herkes olabilir. Eğer suç, kamu görevlisi tarafından görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçler kullanılarak işlenmişse, TCK m.266 “Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu” oluşacaktır.
B.) MAĞDUR
Suçun mağduru bakımından iki bir ayrım yapmak gerekir. Şayet, bir suç isnadı söz konusu ise, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişi, ancak bir gerçek kişi olabilir. Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu olmadığı için (TCK m.20/2), bir eylemin faili olarak gösterilmeleri de mümkün değildir ve bu nedenle iftira suçu, bu bakımdan tüzel kişilere karşı işlenmez. Her ne kadar tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına olanak tanınmış ise de (TCK m.60), bunun uygulanması, tüzel kişi yararına gerçek kişi tarafından kasıtlı bir suç işlenmesi koşuluna bağlı olduğu için, suç da bu gerçek kişiye isnat edilmiş ise, ancak bu takdirde iftira suçundan söz edilebilir.
İftira suçunda, belirli ve yaşayan bir veya birden fazla başka kişiye yönelik olarak hukuka aykırı bir fiil isnat edilmektedir. Bu koşulun yerine gelmiş sayılabilmesi için, hukuka aykırı fiilin faili olarak gösterilen kişinin kim olduğunun ihbar veya şikayette belirtmiş olmasına gerek yoktur. Kullanılan ifadelerden fiilin isnat edildiği kişinin kim olduğunun anlaşılabilmesi ve birey olarak belirlenebilir olması yeterlidir. İftira suçunun mağduru belli veya belirlenebilir bir kişi değilse, bu suç değil, suç uydurma suçu söz konusu olur.
İftira suçunda, ihbar veya şikayetin konusu bir suç ise, fail olarak gösterilen kişinin ihbar veya şikayetin yapıldığı tarihte cezai sorumluluğunun da bulunması gerekir. Mağdura isnat edilen suç kovuşturulabilir değilse; söz gelimi zamanaşımı, şikayetin geri alınması, ölüm gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir durum varsa, iftira suçu işlenmiş olmaz. Yine, 12 yaşını doldurmamış birisinin veya bir akıl hastasının fail olarak gösterilmesi durumunda, bunların ceza sorumluluğu olmadığı için iftira suçu oluşmaz. Yeter ki, ceza ilişkisini düşüren bu nedenler ihbar veya şikayette belirtilmiş olsun. Bu yüzden, suç isnat edilen kişi lehine olan durumların bilerek saklanması veya öyle olmadığı halde cezalandırılabilir ve kovuşturulabilir bir fiil oluşturduğu izlenimi yaratılması durumunda da iftira suçu oluşur.
C.) FİİL, NETİCE VE NEDENSELLİK BAĞI
TCK m.267’de iftira suçunun iki değişik biçimde işlenebileceği öngörülmüştür.
Bir kimseye suç isnadı niteliğinde de olsa, bunlar dışında bir şekilde, örneğin doğrudan mağduru hedef alarak hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi durumunda iftira değil, koşulları varsa hakaret suçundan (TCK m.125) dolayı failin cezalandırılması gerekir.
a-) Suçu kovuşturmaya yetkili makamlara ihbar ve şikayette bulunma (doğrudan iftira)
TCK m.267’ye göre iftira suçu, mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatmaya ya da idari yaptırım uygulamaya yetkili makamlara ihbar ve şikayette bulunmak suretiyle işlenebilecektir. İhbar, bir suçun veya disiplin yaptırımı ya da başkaca yönetsel yaptırımı gerektiren hukuka aykırı bir fiilin herhangi bir kişi tarafından, herhangi bir yolla o fiili soruşturmaya veya kovuşturmaya yetkili makamlara bildirilmesidir. Bu bakımdan, ihbar ve şikayetin yapılabileceği her makam nezdinde gerçekleştirilen isnatla iftira suçu işlenebilir. Her ne kadar gerekçede, “Başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebilirler” denilmekte ise de, tanık konumundaki kişilerin yalan beyanı iftira suçunu değil, yalan tanıklık suçunu oluşturur. Eğer ihbarın konusunu suç oluşturuyor ise, bu ihbar yazılı veya sözlü olarak yapılabilir.
Suça ilişkin ihbar veya şikayetin hangi makamlara yapılacağı CMK m.158’de gösterilmiştir. Bunlar, Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk makamları, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere valilik veya kaymakamlık ya da mahkemedir. Öte yandan, yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikayette bulunulabilir (CMK m.158/3). İhbar veya şikayetin yapılabileceği makamlar, yalnızca CMK m.158/3’te sayılanlarla sınırlı olarak anlaşılmamalıdır. Bu bağlamda, söz gelimi 4483 sayılı veya 2547 sayılı kanunlara göre izin vermeye yetkili makamlara yapılan ihbarlar da bu suçu oluşturabilir.
b-) Basın yoluyla bir kişinin ceza kovuşturmasına uğratılması (dolaylı iftira)
TCK m.267/1’de getirilen açıklığa göre, basın ve yayın yoluyla hukuka aykırı fiilin isnat edilmesi de suçun maddi unsurunu oluşturabilir. TCK m.6 gereği “basın ve yayın yolu ile” deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel, ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar anlaşılmalıdır. Gerekçeye göre, “Cumhuriyet savcıları, kamu adına re’sen soruşturulabilen suçlarla ilgili olarak yayınlanan haberleri ihbar kabul ederek, soruşturma başlatmaktadırlar. Bu bakımdan, basın ve yayın yolu ile bir kişiye gerçeğe aykırı olarak hukuka aykırı fiil isnat edilmesi halinde, iftira suçu oluşur.” Suçun basın yoluyla işlenmesi durumunda, suç yayın anında oluşur (Bas. K. m.11/1)
İftira Suçunun Nitelikli Halleri
A.) Fiilin Maddi Eser Ve Delillerini Uydurarak İftirada Bulunulması (TCK M. 267/2)
TCK M.267/2, iftira suçunda cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren nitelikli hal olduğundan, iftiranın konusunu oluşturan fiilin hukuka aykırı olmasına, ihbar ve şikayete ilişkin tüm gereklilikler burada da aranacaktır. Nitelikli halin gerçekleşmesi için iftiranın ihbar veya şikayet yoluyla mı yoksa basın yoluyla mı gerçekleştirildiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Burada fail, iddiaya inandırıcılık kazandırmak için şüpheyi yoğunlaştırmaya yönelik delil yaratmak yoluna gitmektedir. Buna örnek olarak, haksız yere kaçakçılıkla itham edilen mağdurun yatak odasına mermi, uyuşturucu madde vs. koymak verilebilir. Failin bu delilleri yetkili makamlara mutlaka doğrudan ulaştırması gerekmez. Önemli olan, suçsuz kimse hakkında uydurulan maddi eser ve delillerin suçu soruşturmaya ve kovuşturmaya yetkili makamın bilgisine ulaşmış olmasıdır. Mağdurun suçsuzluğunu ortaya koyan delillerin saklanması veya ortadan kaldırılması durumunda da nitelikli halin gerçekleştiği kabul edilmelidir.
B.) Yüklenen Fiili İşlemediğinden Dolayı Hakkında Beraat Kararı Veya Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilmiş Mağdurun Aleyhine Olarak Bu Fiil Nedeniyle Gözaltına Alma Ve Tutuklama Dışında Başka Bir Koruma Tedbiri Uygulanması (TCK M. 267/3)
Bu diğer tedbirler, arama ve elkoyma (CMK m.116 vd), telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi (CMK m.135 vd), gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme (CMK m.139 vd.) olabilir. Gözaltına alma ve tutuklama durumunda, fail zaten kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma suçundan ötürü dolaylı fail olarak sorumlu tutacaktır. Oysa, adli kontrol tedbiri kişi özgürlüğünü kısıtlayan bir niteliğe sahip değildir. Bu bakımdan, iftirasıyla bu tedbirin uygulanmasına yol açan failin kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma suçundan dolayı ayrıca cezalandırılması mümkün değildir. Dolayısıyla, mağdurun aleyhine adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına yol açılması durumunda, TCK m.267/3’teki nitelikli hal uygulanacaktır.
C.) Ağırlaştırılmış Ömür Boyu Hapis Ve Ömür Boyu Hapis Cezasına Mahkumiyet (TCK M.267/5)
Mağdurun belirtilen ağırlıkta bir mahkumiyete maruz kalması bu suçta nitelikli hal sayılmıştır. Mahkumiyet kararının kesinleşmesi yeterli olup, ayrıca cezanın infaz edilmiş olmasına gerek yoktur. Cezanın infazına başlanmışsa, nitelikli hal söz konusu olacaktır. Mağdurun ağırlaştırılmış ömür boyu hapis veya ömür boyu hapis cezasına mahkumiyeti durumunda yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.
D.) Mağdurun Mahkum Olduğu Hapis Cezasının İnfazına Başlanması (TCK M.267/6)
Bu durumda, bir üst fıkraya göre verilen ceza yarısı kadar artırılır. TCK m.267/6, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için mağdur hakkında hapis cezasının infazına başlanmasını yeterli görmüş, cezanın belirli bir süre için infaz edilmiş olması gibi bir koşul aramamıştır. Şu halde, hapis cezasının bir gün süreyle dahi infaz edilmiş olması, hükmün uygulanması için yeterlidir. Öte yandan, “hapis cezasının ertelenmesi” (TCK m.51) söz konusu olduğunda da nitelikli halin uygulanması gerekecektir.
İftira Suçuna Örnek Teşkil Eden Durumlar
Örneğin, kasten yaralama suçunu işlediği iddia edilen kişinin evine bıçak, silah veya kurşun bırakılması ya da uyuşturucu madde ticareti yaptığından bahisle kişinin çantasına gizlice esrar yerleştirilmesi halinde maddi iftiradan bahsedilir. Aynı şekilde kişi kendisini bıçakla yaralamış ve fiili masum bir kişiye isnat etmişe maddi iftira gereğince daha ağır ceza ile cezalandırılır.
Örneğin, kamu görevlisi olan (A), zimmetine para geçirse ve (B) de, (A)’nın zimmetinin açığa çıkmasına engel olmak maksadıyla sahte belge düzenlediği iddia ederek gerçeğe aykırı isnatta bulunsa, işlemediğini bildiği belgede sahtecilik suçu açısından ayrı bir soruşturma yapılacağından iftira suçu oluşur. Yine örnek olarak; cinsel taciz eylemi, cinsel saldırı gerçekleştirilmiş gibi bildirilirse, suçun niteliği değiştiğinden kişi iftira suçundan cezalandırılır. Çünkü burada fail, söz konusu cinsel saldırı fiili bakımından kişinin masum olduğunu bilmektedir.
İftira Suçunda Zamanaşımı ve Şikayet Süresi
İftira suçu şikayete tabii bir suç olmadığından, herhangi bir şikayet süresi söz konusu olmaksızın savcılık tarafından suçun öğrenildiği an re’sen soruşturma başlatılır. Kamu davasına müdahil olan kimsenin şikayetten vazgeçmesi de ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.
İftira suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır, dava zamanaşımını açıklamak gerekirse soruşturma aşamasının suçun işlenmesi ile birlikte 8 yıl içerisinde açılması gerektiğini ifade edebiliriz.
İftira Suçunda HAGB
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmasını ifade eder (CMK 231/5). Burada da farklı bir tür erteleme, başka bir ifadeyle ceza kanunundaki ertelemeye nazaran daha lehe sonuçlar doğuran bir durum söz konusudur. İftira suçunda ceza miktarının 2 yıl veya daha az olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanması mümkündür.
İftira suçu şikayete tabi midir?
İftira suçu şikayete tabi değildir, bu sebeple iftira eyleminin ihbar edilmesi üzerine savcılık makamı tarafından öğrenilmesiyle birlikte soruşturma süreci resen başlatılır.
İftira suçunda ceza, adli para cezasına çevrilir mi?
İftira suçu nedeniyle alt sınırdan verilen hapis cezaları mahkemenin uygulayacağı takdiri indirim suretiyle 1 yıl ve daha az olur ise TCK m.50 uyarınca hapis cezası, adli para cezasına çevrilebilir. Hapis cezasının alt sınırı bir yıl ve daha fazla olduğunda hallerde ise, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.
Sözlü iftira suçu nasıl ispat edilir?
Sözlü olarak gerçekleştirilen iftira eyleminin ispatlanabilmesi için örnek olarak; ses kayıtları, kamera kayıt görüntüleri, tanık beyanları, hayatın olağan akışına göre yapılacak değerlendirme veya çelişkili ifadeler argüman olarak kullanılabilir.
İftira suçu uzlaşmaya tabi midir?
Uzlaşma, suç isnadı şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. İftira suçu takibi şikayete tabi bağlı bir suç tipi değildir. Bu bağlamda iftira eyleminin şikayet edilmesi değil ihbar edilmesi söz konusudur. Dolayısıyla iftira suçu uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.
İftira Suçunda Şikayetten Vazgeçilebilir mi?
İftira suçu şikayete bağlı bir suç olmadığından, herhangi bir şikayet süresi söz konusu olmaksızın savcılık tarafından suçun öğrenildiği an re’sen soruşturma başlatılır. Kamu davasına müdahil olan kimsenin şikayetten vazgeçmesi de ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.
İftira suçunda etkin pişmanlıktan yararlanılır mı?
Türk Ceza Kanunu ayrıntılı bir düzenleme ile, iftira suçundan dolayı etkin pişmanlık nedeniyle yapılacak ceza indirimi beş ayrı evrede farklı biçimde düzenlemeye kavuşturmuştur:
a.) Soruşturma başlamadan önce (TCK m.269/1),
b.) Soruşturma başladıktan sonra, ancak kovuşturma başlamadan önce (TCK m.269/2),
c.) Kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce (TCK m.269/3a),
d.) Hüküm verildikten sonra, ancak kesinleşmeden önce (TCK m.269/3b),
e.) Hükmün kesinleşip infazına başlandıktan sonra (TCK m.269/3c).
TCK m.269/1’de mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce; m.269/2’de ise mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme hali indirim nedeni olarak düzenlenmiştir. CMK m.2’de yapılan tanıma göre soruşturma; “Suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi”, kovuşturma; “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder. İdari soruşturmalar açısından ise, soruşturma ve kovuşturma ayrımı olmadığı için, disiplin amirinin soruşturmaya başlama emri vermesi anını esas almak gerekir.
TCK m.269/3’te ise, kovuşturmaya başlandıktan sonraki etkin pişmanlığın gerçekleşme evresinde göre üçlü bir ayrım yapılmaktadır. Buna göre etkin pişmanlığın;
1- Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi (TCK m.269/3-a),
2- Mağdurun mahkumiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı (TCK m.269/3-b),
3- Hüküm olunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri (TCK m.269/3-c) indirilebilir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesinin hükmünden önce gerçekleşen etkin pişmanlık durumunda a) bendi; ilk derece mahkemesinin verdiği mahkumiyet hükmünün, süresi içinde kanun yoluna başvurmama ya da temyiz incelemesi sonucunda kesinleşmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda b) bendi; mağdur infaz kurumunda iken gerçekleşmesi durumunda ise c) bendi uygulanacaktır. Hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi durumunda da, TCK m.51/son uyarınca “ceza infaz edilmiş sayılacağı” ve cezası ertelenen kişi hakkında bazı yükümlülükler yükleneceği için c) bendinin uygulanması yoluna gidilecektir. Buna karşılık “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” söz konusu olduğunda, ortada henüz verilmiş veya en azından “açıklanmış” bir hüküm bulunmadığı için cezanın TCK m.269/3-a uyarınca indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Nihayet, maddenin dördüncü fıkrasında, münhasıran nihayet, maddenin dördüncü fıkrasında, münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren filler bakımından ikili ayrım yapılmıştır. Buna göre;
a. İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı (TCK m.269/4-a),
b. İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri (TCK m.269/4-b) indirilebilir.
Hakaret ve iftira suçu arasındaki fark nedir?
İftira suçu ile hakaret suçunun birbirinden şu noktalarda ayrılır:
- Hakaret suçunun konusunu “somut bir fiil veya olgu isnadı”, buna karşılık iftira suçunun konusunu “hukuka aykırı bir fiil isnadı” oluşturmaktadır. Bu durumda hukuka aykırı fiilin ya suç oluşturma veya yönetsel nitelikte yaptırım gerektirmesi aranır ise, hakaret suçunun oluşması için böyle bir zorunluluk yoktur.
- Hakaret suçunun konusunu oluşturan fiil hakkında daha önce bir soruşturma veya kovuşturma yapılmış olması önemli değildir. Nitekim, TCK m.127/2 uyarınca ispat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi durumunda da bu suç oluşur. Buna karşılık, iftira suçunda hukuka aykırı bir fiili yetkili makamlar ilk elden basın veya yayın yoluyla verilen haberden öğrenmektedirler.
- Hakarette isnat edilen fiilin gerçek olup olmaması önemli değildir. Buna karşılık, iftirada gerçek dışı bir fiil isnadı söz konusudur. Hakaret suçunda isnat edilen fiil veya olgunun gerçek olduğunun bazı durumlarda ispatına olanak sağlandığı halde, iftirada gerçek dışı bir fiil isnadı söz konusu olduğu için bunun ispatına da olanak bulunmamaktadır.
- Hakarette, failin isnat edilen fiilin gerçekte işlenmiş olup olmadığını bilmesi önemli değildir. Buna karşılık, iftira suçunda failin, mağdura yüklediği hukuka aykırı fiilin hiç veya en azından mağdur tarafından işlemediğini bilir.
- Basın yoluyla iftira, “bir kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak” amacıyla, yani özel kastla işlenebilirken, hakaret suçunun oluşması için genel kast yeterlidir.
- Hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı iken, iftira suçunda soruşturma ve kovuşturma resen yapılır.
Haksız yere iftiraya uğradım, ne yapmalıyım?
Haksız olarak iftiraya uğradığınızı düşünüyorsanız öncelikle varsa; ses kayıtları, kamera kayıtları, tanık bilgileri, yazılı olan bilgiler ve benzeri deliller toplanarak akabinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya kolluk kuvvetlerine, iftira konusunu detaylı bir şekilde açıklayacak şikayet dilekçesi ile birlikte sunulması gerekmektedir. İftira suçunda ispat yükü, iftira konusunu iddia eden tarafa ait olduğu için avukat vasıtasıyla sürecin başlatılması ve takip edilmesi önem arz etmektedir.



