<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aile Hukuku | Çapa Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://www.capa.av.tr/aile-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.capa.av.tr/aile-hukuku/</link>
	<description>Çağlayan Avukat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 10:08:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2022/11/capa-hukuk-ikon.png</url>
	<title>Aile Hukuku | Çapa Hukuk Bürosu</title>
	<link>https://www.capa.av.tr/aile-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kumar Oynayan Babaya Çocuğun Velayeti Verilir Mi?</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/kumar-oynayan-babaya-cocugun-velayeti-verilir-mi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/kumar-oynayan-babaya-cocugun-velayeti-verilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Stj. Av. Sude Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 08:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2898</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun velayet hükümleri çerçevesinde, ebeveynlerden birinin kumar bağımlılığı gibi bir durumunun, çocuk velayeti kararını nasıl etkilediği, hukuki literatürde ve yargı kararlarında sıklıkla tartışılan bir konudur. Bu yazımızda “kumar oynayan babaya çocuğun velayeti verilir mi? ” sorusuna ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/kumar-oynayan-babaya-cocugun-velayeti-verilir-mi/">Kumar Oynayan Babaya Çocuğun Velayeti Verilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun velayet hükümleri çerçevesinde, ebeveynlerden birinin kumar bağımlılığı gibi bir durumunun, çocuk velayeti kararını nasıl etkilediği, hukuki literatürde ve yargı kararlarında sıklıkla tartışılan bir konudur. Bu yazımızda “kumar oynayan babaya çocuğun velayeti verilir mi? ” sorusuna ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Kumar Oynayan Babaya Velayet Verilir Mi?</h2>
<p>Kumar, sadece bireysel bir sorun olmanın ötesinde, aile yapısını ve özellikle çocukların geleceğini doğrudan etkileyen ciddi bir meseledir. Türk Medeni Kanunu, çocuğun menfaatini korumayı amaçlayan önemli düzenlemeler içermektedir.</p>
<p>Velayet hakkı, çocuğun fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi için gerekli olan bakım, gözetim ve eğitim sorumluluğunu ifade eder. Bu nedenle velayet kararları alırken çocuğun gelişimi için en uygun ortamın belirlenmesi amaçlanır. Kumar oynama gibi bir durum, çocuğun bu gelişimini olumsuz etkileyebileceğinden velayet kararlarında dikkate alınan önemli bir husustur. Bu bağlamda, bir çocuğun velayetinin kimde olacağına karar verirken, çocuğun en iyi şekilde yetişmesi ve gelişmesi için hangi ortamın daha uygun olduğu değerlendirilir.</p>
<h2>Kumar Bağımlılığı Boşanma Sebebi Midir?</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;na göre, kumar oynamak tek başına direkt bir boşanma sebebi olarak sayılmamakla birlikte, ortaya çıkardığı sonuçlar itibarıyla boşanma davası açılmasına neden olabilir.</p>
<p>Sürekli ve aşırı kumar oynamak, ailenin ekonomik durumunu ciddi şekilde etkileyerek eşler arasındaki güven sarsılır ve aile birliği temelinden zedelenir. Bu durum, Türk Medeni Kanunu&#8217;nda sayılan &#8220;haysiyetsiz hayat sürme&#8221; veya &#8220;aile birliğinin temelinden sarsılması&#8221; gibi boşanma sebeplerine yol açabilir. Ancak her bir davada mahkeme, somut olay ve delillere göre bir değerlendirme yapar. Kumar oynamanın boşanma sebebi sayılabilmesi için, oyunun aile hayatını ciddi şekilde etkilediği, eşlerin arasındaki ilişkileri bozduğu ve evliliğin devamına engel teşkil ettiği hususunun kanıtlanması gerekir.</p>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Madde 163’ e göre;</strong></p>
<p>“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”</p>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu Evlilik Birliğinin Sarsılması Madde 166/1’ e göre;</strong></p>
<p>“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”</p>
<h2>Boşanma Davasında Velayet Süreci</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;na göre boşanma durumunda çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararını gözeterek hakim tarafından belirlenir. Bu karar, çocuğun yaşı, sağlığı, psikolojik durumu, anne ve babanın ekonomik durumu, çocuğa olan ilgisi gibi birçok faktörü kapsar. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğu için hakim bu süreci çocuğun üstün yararını gözeterek resen takip eder. Hakim, velayeti bir veya her iki ebeveynine verebilir ve bu karar, çocuğun menfaatleri doğrultusunda değiştirilebilir. Ortak velayet mümkün olsa da, çocuğun yararına değilse tek taraflı velayet verilebilir. Çocuğun görüşü de dikkate alınmakla birlikte, bağlayıcı değildir. Velayet kararları, çocuğun bakım, eğitim ve temsil hakkının kim tarafından kullanılacağını belirler.</p>
<h2>Kumar Oynayan Babaya Çocuğun Velayeti Verilir Mi?</h2>
<p>Kumar oynayan bir babaya çocuğun velayeti verilip verilmeyeceği sorusunun cevabı, tek bir faktöre bağlı olmayıp, çocuğun tüm yönleri göz önünde bulundurularak verilecek bir hukuki karardır. Mahkeme, çocuğun üstün yararını gözeterek, çocuğun en iyi şekilde yetişmesini sağlayacak kararı verecektir. Bu karar verirken, çocuğun yaşı, psikolojik durumu, ebeveynlerin maddi durumu, ebeveynlerin çocuğa olan ilgisi ve kumar oynamanın çocuğun hayatındaki etkileri gibi birçok faktör değerlendirilir. Kumar oynayan baba kumar oynadığı için çocuğun hayatına maddi ve manevi zarar veriyorsa bu durum elbette velayet hakkını etkilemesi mümkündür.</p>
<p>Babanın kumar oynaması sonucu aile birliği içerisindeki maddi kazanç kaybı, çocukların hayatlarında düşük maddi kaynaklarla olumsuz etkileri mevcut olmakla birlikte babanın kumar bağımlılığı, çocuğun gelişim sürecinde birçok psikolojik sorunları beraberinde getirebilir.</p>
<p>Yukarıda da bahsedildiği üzere TMK, çocuğun menfaatini her şeyin üzerinde tutmaktadır. Velayet sürecinde çocuğun psikolojik gelişimi, sosyal ve eğitim hayatını göz önünde tutulmaktadır. Kumar oynayan ebeveynler örnek alınabilecek bir model olmaktan çıkarak çocuğun kötü alışkanlıklar edinme olasılığını arttırmaktadır.</p>
<p>Ebeveyn olarak bir babanın çocuğu üzerinde sorumlulukları vardır. Kumar bağımlılığı; babanın çocuğuna olan ilgi ve alakasını, çocuğun gelişim süreci için temel ihtiyaçlarının giderilmesi için maddi kaynak sağlamasını ciddi derecede olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>Velayetin, kumar oynayan babaya verilip verilmeyeceği tek bir faktöre bağlı olmamaktadır. Mahkeme bu kararı verirken çocuğun en sağlıklı ortamda yetişmesini dikkate almaktadır. Kumar bağımlılığı olan bir babaya çocuğun velayetini vermek çocuğun gelişim sürecini olumsuz yönde etkileyeceğinin kanısına varılırsa baba velayet hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.</p>
<h2>Kumar Oynayan Ebeveynin Davranışı Çocuğu Nasıl Etkiler?</h2>
<p>Kumar oynayan bir ebeveynin davranışı, çocuğun gelişimini birçok açıdan olumsuz etkileyebilir. Bu etkiler, çocuğun yaşına, ebeveynin kumar bağımlılığının şiddetine ve ailedeki diğer faktörlere göre değişiklik gösterebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kaygı ve Stres:</strong> Çocuk, ebeveyninin kumar oynaması nedeniyle sürekli bir kaygı ve stres altında yaşayabilir. Ailenin maddi durumu, ebeveynin ruh hali gibi konular çocuğun zihinsel sağlığını olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Güvensizlik:</strong> Çocuk, ebeveynine güven duymakta zorlanabilir. Ebeveynin sözlerinde tutarlılık olmaması, çocuğun güven duygusunu zedeler.</li>
<li><strong>Depresyon:</strong> Uzun süreli stres ve güvensizlik, çocukta depresyon gibi ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir.</li>
<li><strong>Öz Değer Kaybı:</strong> Ailedeki sorunlar, çocuğun kendisini değersiz hissetmesine neden olabilir.</li>
<li><strong>Suçluluk Duygusu:</strong> Bazı çocuklar, ailenin maddi sıkıntıları için kendilerini sorumlu tutabilir ve suçluluk duygusu yaşayabilirler.</li>
<li><strong>Okul Başarısızlığı:</strong> Stres ve kaygı, çocuğun okul başarısını olumsuz etkileyebilir. Dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlar yaşanabilir.</li>
<li><strong>Sosyal İzolasyon:</strong> Çocuk, yaşadığı sorunlar nedeniyle sosyal çevresinden uzaklaşabilir ve arkadaşlarıyla ilişkilerini koparabilir.</li>
<li><strong>Agresif Davranışlar:</strong> Stres ve öfke, çocuğun davranışlarında agresiflik ve karşı koyma gibi sorunlara yol açabilir.</li>
<li><strong>Madde Kullanımı:</strong> Çocuk, yaşadığı zorluklarla başa çıkmak için madde kullanmaya başlayabilir.</li>
<li><strong>Kişilik Bozuklukları:</strong> Çocukluk döneminde yaşanan travmalar, yetişkinlikte kişilik bozukluklarına yol açabilir.</li>
<li><strong>Bağımlılık Riskleri:</strong> Kumar oynayan bir ailede büyüyen çocuklar, ilerleyen yaşlarda kendileri de bağımlılık sorunları yaşama riski taşır.</li>
<li><strong>Zayıf İlişki Kurma Becerileri:</strong> Çocukluk döneminde sağlıklı ilişkiler kuramayan çocuklar, yetişkinlikte de sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanabilirler.</li>
</ul>
<h3>Kumar Bağımlılığı Nasıl İspat Edilir?</h3>
<p>Kumar bağımlılığının ispatı, özellikle hukuki süreçlerde (boşanma, velayet gibi) veya tedavi süreçlerinde önemli bir adım olabilir. Ancak bağımlılığı kesin olarak kanıtlamak her zaman kolay değildir. İspat için genellikle birden fazla kanıtın bir araya getirilmesi gerekir.</p>
<p>Kumar bağımlılığını ispat etmeye yönelik kanıtlar;</p>
<ul>
<li>Banka hesap hareketleri: Kumar sitelerine yapılan ödemeler, büyük miktarda para çekme işlemleri gibi.</li>
<li>Kredi kartı ekstreleri: Kumar sitelerinde harcanan tutarlar.</li>
<li>Bahis kuponları veya makbuzlar.</li>
<li>Borç senetleri veya borç ödeme belgeleri.</li>
<li>Aile üyelerinin, arkadaşların veya iş arkadaşlarının gözlemleri: Sık sık kumar oynama, parasal sıkıntılar, yalan söyleme gibi davranışlarla ilgili ifadeler.</li>
<li>Kumar oynamaya harcanan zamanın artması, diğer sosyal aktivitelere ilginin azalması.</li>
<li>Kumar sitelerine üyelik bilgileri, şifreler, işlem kayıtları.</li>
<li>Cep telefonunda kumar uygulamaları veya internet geçmişi.</li>
<li>Kumar oynamak için kullanılan cihazlar (bilgisayar, tablet, telefon).</li>
<li>Psikiyatrist veya psikolog tarafından yapılan değerlendirme sonucunda hazırlanan rapor. Bu raporda, kişinin kumar oynama alışkanlığının şiddeti, bağımlılık belirtileri ve tedaviye ihtiyacı olup olmadığı belirtilir.</li>
<li>Daha önce bir tedavi sürecine girilmişse, bu süreçteki kayıtlar (seans notları, ilaç kullanım kayıtları vb.) önemli bir kanıt olabilir.</li>
</ul>
<h3>Velayet Davası Esnasında Hangi Deliller Sunulabilir?</h3>
<p>Boşanma sonucu <a href="https://www.capa.av.tr/velayet-davasi/"><strong>velayet davası</strong></a> açıldığında, çocuğun menfaatleri doğrultusunda en uygun kararın verilmesi için her iki ebeveyn de çocuğun bakımına, eğitimine ve gelişimine dair sahip olduğu hakları gösterir nitelikte deliller sunar. Bu deliller, mahkemenin velayet kararını etkileyen önemli bir faktördür. Velayet davasında yargılamanın her aşamasında tarafların delil sunma imkanı vardır. Velayetin kamu düzeni ile ilgili olması ve çocuğun üstün yararı da dikkate alındığında değişen şartlara göre her zaman yeniden değerlendirilmesi ve ileri sürülen hususların nazara alınması mümkündür.</p>
<p>Velayet davalarında sunulabilecek deliller arasında; tanık ifadeleri, çocuğun yaşı ve olgunluk durumu, tarafların ekonomik durumu, çocuğun psikolojik durumu, tarafların çocuğa karşı tutumu, tarafların evlilik hayatları, tarafların ahlaki durumu, tarafların sosyal çevresi, tarafların çocukla iletişimi gibi unsurlar yer alır. Mahkeme, bu delilleri topluca değerlendirerek, çocuğun velayetinin kimde kalacağına dair kararını verir.</p>
<h3>Kumar Bağımlılığının Tedavisi Durumunda Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?</h3>
<p>Kumar bağımlılığının tedavisi, hem bireyin iyileşmesi hem de hukuki süreçler açısından önemli bir konudur. Hukuki açıdan, kumar bağımlılığı bir hastalık olarak kabul edilir ve bu nedenle tedaviye yönlendirilmesi teşvik edilir. Tedavi sürecinde, bağımlının kendi isteğiyle tedaviye başlaması ve düzenli olarak tedaviye devam etmesi önemlidir.</p>
<p>Mahkeme, velayet davalarında bağımlının tedaviye olan bağlılığını ve tedavi sürecindeki ilerlemeyi göz önünde bulundurarak karar verebilir. Ayrıca, bağımlının tedavi masraflarını karşılaması veya karşılatılması da mahkeme tarafından kararlaştırılabilir. Tedavi sürecinde, bağımlının psikolojik destek alması, çevresinin desteğini sağlaması ve yeni alışkanlıklar edinmesi önemlidir. Hukuki süreçte ise, bağımlının avukatı ile görüşerek haklarını öğrenmesi ve tedavi sürecine ilişkin hukuki destek alması faydalı olacaktır.</p>
<h3>Karara Nasıl İtiraz Edilebilir?</h3>
<p>Türk Medeni Kanunu çerçevesinde, velayet hakkı, çocuğun üstün yararını gözeterek kararlaştırılan bir hukuki durumdur. Ancak çeşitli nedenlerle bu hakkın elinden alınabileceği de hüküm altındadır. Bunlardan biri de, velayet sahibi olan kişinin kumar bağımlılığı gibi çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilecek bir bağımlılığa sahip olmasıdır.</p>
<p>Velayet hakkı kararına itiraz ise, bu kararın hukuki dayanaklarının bulunmadığı veya çocuğun menfaatine aykırı olduğu iddiasıyla mahkemeye başvurulması anlamına gelir. Kumar bağımlılığı nedeniyle velayet hakkı kaybedilen bir kişi, bu karara aşağıdaki gibi itiraz edebilir:</p>
<ul>
<li><strong>Bağımlılıktan Kurtulma Çabaları:</strong> İtiraz eden kişi, bağımlılığını aşmak için tedavi gördüğünü, bu tedavinin sonuçlarını ve gelecekte tekrarlama riskinin düşük olduğunu gösteren belgeler sunarak mahkemeyi ikna etmeye çalışabilir.</li>
<li><strong>Çocuğun En İyi Menfaati:</strong> İtiraz dilekçesinde, çocuğun kendisinde kalması durumunda daha iyi bir ortamda yetişeceği, eğitimi ve sosyal gelişimi için daha uygun koşullar sağlayacağı iddia edilebilir.</li>
<li><strong>Hata veya Eksiklik:</strong> Mahkemenin kararında hukuki bir hata veya eksiklik olduğu iddia edilebilir. Örneğin, bağımlılığın derecesi ve çocuğun hayatına etkisi konusunda yanlış değerlendirme yapıldığı öne sürülebilir.</li>
</ul>
<h3>İtiraz Süreci</h3>
<p>İtiraz süreci, bir avukat yardımıyla yürütülmesi gereken oldukça teknik bir süreçtir. İtiraz dilekçesi, kanunlara uygun olarak hazırlanmalı ve mahkemeye sunulmalıdır. Dilekçede, itirazın nedenleri detaylı bir şekilde açıklanmalı ve iddiaları destekleyen deliller sunulmalıdır. Bu deliller arasında;</p>
<ul>
<li><strong>Tıbbi raporlar:</strong> Bağımlılık tedavisi gördüğünü gösteren raporlar,</li>
<li><strong>Psikolog raporları:</strong> Çocuğun psikolojik durumu ve velayet değişikliğinin çocuğa etkileri hakkında raporlar,</li>
<li><strong>Tanık ifadeleri:</strong> Çevresindeki kişilerin bağımlılıktan kurtulma çabaları hakkında vereceği ifadeler,</li>
<li><strong>Diğer belgeler:</strong> Gelir durumunu gösteren belgeler, sabıka kaydı vb. belgeler yer alabilir.</li>
</ul>
<h3>Konuyla İlgili Yargıtay Kararları</h3>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ 2023/7128 E. , 2024/6049 K.</strong></span></p>
<p>(…) Kocanın kumar alışkanlığı olduğu, eşine ve çocuklarına karşı ilgisiz davrandığı, eşine karşı hakaret içeren söylemleri bulunduğu, en son alkollü vaziyette eve geldiği ve davacı ile tartıştıkları, davacı kadının kızları ile birlikte evden ayrıldığı ve sonrasında tekrar bir araya gelmedikleri, erkeğin tam kusurlu olduğu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında şahsi ilişki tesisine (…) karar verilmiştir…</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ 2023/6813 E. , 2024/3583 K.</strong></span></p>
<p>(…) Kocanın evlilik birliği içerisinde eşine ve çocuklara karşı şiddet uyguladığı, küfür ve hakaretler ettiği, bununla birlikte kocanın düzenli olarak çalışmadığı, eve yeterli maddî destekte bulunmadığı gibi sürekli olarak bahis oyunları oynadığı, kocanın tam kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı (…) boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine baba ile aralarında yatılı kişisel ilişki kurulmasına (…) karar verilmiştir…</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/kumar-oynayan-babaya-cocugun-velayeti-verilir-mi/">Kumar Oynayan Babaya Çocuğun Velayeti Verilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/kumar-oynayan-babaya-cocugun-velayeti-verilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlaşmalı Boşanma Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/anlasmali-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/anlasmali-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Stj. Av. Berfin İlayda Güzel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 09:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma davası, eşlerin evlendikten sonra ve sağ oldukları sürece kanunun öngördüğü hallerden birine dayanarak hakim kararı ile evliliğin sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu ile boşanma halleri düzenlenmiştir. Bu yazımızda anlaşmalı boşanmaya ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir? Boşanma, evliliğin &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/anlasmali-bosanma-davasi/">Anlaşmalı Boşanma Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanma davası, eşlerin evlendikten sonra ve sağ oldukları sürece kanunun öngördüğü hallerden birine dayanarak hakim kararı ile evliliğin sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu ile boşanma halleri düzenlenmiştir.</p>
<p>Bu yazımızda anlaşmalı boşanmaya ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?</h2>
<p>Boşanma, evliliğin sona erme hallerinden birisidir. Eşler arasında mutluluğun, güvenin, huzurun, birliğin ve daha birçok hususun sona ermesi halinde evlilik birliğinin devam etmesi beklenemez. Evlilik birliğinin sona erdirilmesi sebeplerinden biri de anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanma, karı ve kocanın karşılıklı anlaşmak suretiyle evlilik birliğini ve evlilik ile birlikte ortaya çıkan sair hususların (çocuk, nafaka, mal, vs.) sona erdirmek istediğini yazılı olarak mahkemeye bildirmesi ve hakim kararı ile boşanmasıdır.</p>
<p>TMK m.166/3 ile anlaşmalı boşanma düzenlenmiştir. Buna göre; Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.</p>
<p>Anlaşmalı boşanma davası ile taraflar, evlilik birliğini ve evlilik birliği aracılığıyla doğan velayet, nafaka, <a href="https://www.capa.av.tr/bosanmada-mal-paylasimi/"><strong>mal paylaşımı</strong></a> yani yan sonuçları üzerinde istedikleri ve anlaştıkları şekilde sonlandırabilirler.</p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>Anlaşmalı boşanma davası açılmadan öncesinde, eşlerin karşılıklı olarak tüm konularda anlaşması ve anlaştıkları hususları imzalı olarak protokol üzerinde yazılı olarak belirtmeleri gerekir. Taraflar, protokole sürecinin tamamlanması ile birlikte hazırlanacak dava dilekçesini mahkemeye vermeleri ile birlikte anlaşmalı boşanma davasını açabilirler.</p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?</h2>
<p>Anlaşmalı boşanma davası süresi, davanın görüldüğü mahkemenin yoğunluğuna göre değişiklik göstermekle birlikte, sürecin ortalama 1-2 ay sürdüğü söylenebilir.</p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları ve Gerekli Evraklar Nelerdir?</h2>
<p><strong>Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları:</strong></p>
<ul>
<li>Eşlerin en az bit yıl evli kalmış olması,</li>
<li>Eşlerin boşanmak için mahkemeye başvurması ya da birinin başvurması halinde diğerinin de boşanmayı kabul etmesi,</li>
<li>Hakimin eşleri boşanmak istediklerine dair dinlemesi gerekmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Anlaşmalı Boşanma Davası İçin Gerekli Evraklar:</strong></p>
<ul>
<li>Anlaşmalı boşanma protokolü,</li>
<li><a href="https://www.capa.av.tr/bosanma-dilekcesi-ornegi/"><strong>Boşanma dilekçesi</strong></a>,</li>
<li>Müşterek çocuk (varsa) nüfus cüzdanları,</li>
<li>Mal paylaşımı ya da devire ilişkin evraklar.</li>
</ul>
<h2>Anlaşmalı Boşanmanın Hukuki Dayanağı</h2>
<p>Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu ile hüküm altına alınmıştır. TMK’nin “Evlilik Birliğinin Sarsılması” başlıklı 166. Maddesi ile boşanma hallerinden biri düzenlenmiştir. 166. Maddenin 3. Fıkrası ile anlaşmalı boşanma düzenlenmiştir.</p>
<p>TMK m.166/3: Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Davasını Kim Açabilir?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davasını eşlerden biri açabilir. Bir diğer deyişle anlaşmalı boşanma davasını karı ya da koca açar.</p>
<h3>Görevli ve Yetkili Mahkeme</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davasında <strong>görevli mahkeme</strong>; <em>“aile mahkemesidir.”</em></p>
<p>Anlaşmalı boşanma davasında <strong>yetkili mahkeme</strong>; <em>“eşlerden birinin en son ikamet adresinin bulunduğu yer mahkemesidir.”</em></p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Davasında Mal Paylaşımı</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davası ile eşler, evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları malvarlıklarının paylaşımı konusunda anlaşma sağlayabilirler. Malvarlığına konu; banka hesabı, araç, ev, arsa, ev eşyaları ve benzeri birçok şey olabilir. Taraflar mal paylaşımı konusunda anlaşma sağlamamış ya da sağlayamamış olabilirler. Bu durum, yani mal paylaşımının yapılamaması anlaşmalı boşanma davasının açılmasına ve karar verilmesine engel değildir. Bu halde eşlerden biri mal paylaşımı davası açabilir.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Davasında Ziynet Eşyaları</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davası ile eşler, evlilik birliğini sonlandırırken bir önceki maddede belirttiğimiz gibi ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma sağlayabilirler. Genel olarak ziynet eşyalarının kadına ait olduğu kabul edilmekle birlikte, Yargıtay’ın yakın tarihli bir kararında aksi yönde bir hüküm kurduğu görülmektedir. Taraflar ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma sağlamamış ya da sağlayamamış olabilirler. Bu durum yani ziynet eşyalarının paylaşımının yapılamaması anlaşmalı boşanma davasının açılmasına ve karar verilmesine engel değildir. Bu halde eşlerden biri ziynet eşyalarının paylaşımı davası açabilir.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanmada Nafaka</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma ile birlikte eşler, evliliğin sona ermesi ile birlikte mali sonuçlardan biri olan nafaka hususunda da anlaşabilirler. Bu noktada taraflar istedikleri miktarda nafaka hususunda anlaşabilir. Nafaka iştirak nafakası yani eğer varsa müşterek çocuklar için olabileceği gibi yoksulluk nafakası olarak da anlaşabilirler.</p>
<p>Anlaşmalı boşanma davası neticesinde nafaka hususunda taraflar anlaşmamış veya anlaşamamış ise nafaka haklarından feragat etmedikleri sürece nafaka talep edebilirler.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanmada Çocuğun Velayeti</h3>
<p>Boşanma ile birlikte evlilik birliği sona ereceğinden müşterek çocukların durumu gündeme gelecektir. Çünkü evlilik birliği devam ederken müşterek çocuklar anne-babanın ortak velayetindedir. Anlaşmalı boşanma neticesinde taraflar müşterek çocuğun/ çocukların velayetinin annede ya da babada veya ortak velayet altında kalmasına karar verebilirler. Bununla birlikte ortak velayet olması halinde çocuğun eğitim, sosyal hayatının ve zorunlu gereksinimleri için maddi imkanların nasıl sağlanacağı da anlaşmalı boşanma davası ile kararlaştırılabilir.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların, boşanmanın zorunlu hususlarında anlaştıkları şartların yazılması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolü ile boşanma kararı, çocukların velayeti, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi- manevi tazminat, malvarlıkları (ev, eşya, araba, vb.), ziynet eşyaları ve sair tüm anlaştıkları hususları yazılır.</p>
<h3>Aynı Gün Boşanmak Mümkün Müdür?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma dilekçesini tarafların mahkemeye beraber vermesi halinde yetkili ve görevli mahkemenin duruşma yoğunluğuna göre aynı gün boşanmanın gerçekleşebilme ihtimali bulunmaktadır.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Davası Avukatsız Açılabilir Mi?</h3>
<p>Boşanma davalarında kişilerin kendilerini avukat ile temsil ettirmeleri zorunlu değildir. Ancak hukuki hak usullerin daha doğru bir şekilde temsil ettirilmesi ve anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma davasına dönüşme halinin oldukça kolay olması nedeniyle uzman avukat ile çalışılmasını tavsiye ederiz.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Kararı Nasıl Kesinleştirilir?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davasının duruşmasının görülmesinden sonra, mahkemece gerekçeli kararın yazılması ve taraflara tebliğ edilmesi gerekmektedir. Gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ile birlikte tarafların iki haftalık istinaf süreci başlar. İstinaf süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi’ne gerekçeli kararın bozulması hususunda istinaf başvurusu olmaz ise anlaşmalı boşanma kararı kesinleşir. Taraflar mahkemeye sunulacak dilekçe ile istinaf başvuru sürecinden feragat ederek 2 haftalık itiraz sürecini beklemeksizin boşanma kararını kesinleştirebilirler</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Davası Ücreti</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davası için 01.01.2024-31.12.2024 dönemi için İstanbul Barosu tarafından belirlenen en az vekalet ücreti 52.500,00 TL olup, her uyuşmazlık türü ve niteliğine göre değişiklik gösterebilir.</p>
<h3>Bir Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanma Tanıkla Mümkün Müdür? Kaç Yıl Evli Kalkmak Gerekir?</h3>
<p>Bir yıl dolmandan anlaşmalı boşanma davası açılması mümkün değildir. TMK m.166/3 ile açık bir şekilde anlaşmalı boşanma davasının ikame edilebilmesi için tarafların en az bir yıl evli kalması gerektiği belirtilmiştir. Bir yıl dolmadan açılan boşanma davası ancak çekişmeli boşanma davası olabilir. Çekişmeli boşanma davasında dinlenecek tanık ile boşanılabilecektir.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanmada Cayma Hakkı Var Mıdır? Hangi Aşamada Geri Dönülebilir?</h3>
<p>Taraflardan biri, anlaşmalı boşanmadan caydığını beyan eden bir dilekçeyi mahkemeye sunabilir. Taraflardan her biri, anlaşmalı boşanma duruşmasında ya da anlaşmalı boşanma davasında gerekçeli kararın yazılması ve ardından taraflara tebliğ edilerek istinaf başvuru süresinin sonuna kadar anlaşmalı boşanmadan cayma hakkı mevcuttur.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Geri Çekilir?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davasının geri çekilmesi davadan vazgeçildiği, yani feragat edildiği anlamına gelir. Davanın açılmasından sonra duruşma tarihine kadar sunulacak bir dilekçe ile ya da duruşmada hakime sözlü olarak anlaşmalı boşanma davasının geri çekildiği beyan edilebilir.</p>
<h3>Eşim Anlaşmalı Boşanma İstiyor, Ne Yapmalıyım?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davası, adından da anlaşılacağı üzere eşlerin karşılıklı anlaşmak suretiyle evliliği sonlandırma kararlarıdır. Eğer eşlerden biri anlaşmalı boşanmak istiyor ve fakat diğer taraf anlaşmalı olarak boşanmak istemiyorsa dava çekişmeli boşanma davası olarak görülecektir.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hukuken Hakları Nelerdir?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanma davası, yukarıda da belirttiğimiz üzere evlilik birliğini sonlandırmak isteyen eşlerin boşanma koşullarında (velayet, nafaka, tazminat, ziynet, malvarlıkları) karşılıklı anlaşmalarıdır. Bu sebeple anlaşmalı boşanan bir kadın, kocası ile boşanma koşullarında dilediği gibi anlaşabilecektir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/anlasmali-bosanma-davasi/">Anlaşmalı Boşanma Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/anlasmali-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nafakanın Kaldırılması Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/nafakanin-kaldirilmasi-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/nafakanin-kaldirilmasi-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 10:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma ile birlikte, nafaka yükümlüsü olarak belirlenen bir kişinin düzenli aralıklara ödemesi gereken nafakanın, belirli hal ve durumların oluşması halinde kaldırılabilmesi gündeme gelebilir. Bu yazımızda nafakanın kaldırılması davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Nafakanın Kaldırılması Davası Nedir? Boşanma davası sırasında veya sonrasında &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/nafakanin-kaldirilmasi-davasi/">Nafakanın Kaldırılması Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanma ile birlikte, nafaka yükümlüsü olarak belirlenen bir kişinin düzenli aralıklara ödemesi gereken nafakanın, belirli hal ve durumların oluşması halinde kaldırılabilmesi gündeme gelebilir.</p>
<p>Bu yazımızda nafakanın kaldırılması davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu’na</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<h3>Nafakanın Kaldırılması Davası Nedir?</h3>
<p>Boşanma davası sırasında veya sonrasında hükmedilebilecek nafaka kalemleri; tedbir nafakası, <a href="https://www.capa.av.tr/istirak-nafakasi/"><strong>iştirak nafakası</strong></a> ve yoksulluk nafakasıdır. Tedbir nafakası, boşanma sırasında alınabilecek bir nafaka türüdür. İştirak nafakası, <a href="https://www.capa.av.tr/velayet-davasi/"><strong>çocukların bakımının kim tarafından bakılacağına</strong></a> bağlı olarak boşanma davası sırasında ve sonrasında istenebilir. Yoksulluk nafakası ise kusur faktörü dikkate alınarak kişinin boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşeceğine göre istenebilir.</p>
<p>Boşanma davası sırasında ekonomik olarak sıkıntıya düşecek olan tarafa, boşanacağı eşi tarafından tedbir nafakası verilebilmektedir. Tedbir nafakası boşanma davasının her aşamasında istenebilmektedir. Boşanma davasının başlamasından itibaren boşanma davasının kesinleşmesi sürecine kadar tedbir nafakası verilebilmektedir. Ancak boşanılacak eş askerdeyse ve başka herhangi bir geliri yoksa istenemez. Düzenli geliri olan eşe diğer eş tarafından tedbir nafakası ödenemez.</p>
<p>Boşanma davası sırasında ve sonrasında alınabilecek çocuklara yönelik nafaka ise iştirak nafakasıdır. Boşanma davası sırasında çocuklar kim tarafından bakılıyorsa karşı taraf iştirak nafakası ödemektedir. Kim tarafından bakılacağına veya iştirak nafakası ödenip ödenmeyeceğine boşanma davasının hâkimi karar verecektir. Boşanma davası sonrası da aynı şekilde çocuklarla kim ilgilenecekse karşı taraf belli bir miktar iştirak nafakası ödemektedir.</p>
<p>Boşanma sonrası yoksulluğa düşecek taraf tarafından süresiz olarak alınabilecek nafakaya yoksulluk nafakası denmektedir. Yoksulluğa düşecek tarafın kusursuz veya nafakayı verecek kişiden daha az kusurlu olması gerekmektedir. Bu nafakanın süresi talebe bağlıdır. Eğer ki yoksulluk nafakası alacak eş belirli süreli olmasını istemişse bu durumda hâkim bu süreden daha uzun bir süre talep edemez.</p>
<p>Yoksulluk nafakası irat veya sermaye şeklinde ödenebilmektedir. Nafakanın kaldırılması davası için ise irat şeklinde bir nafaka yani düzenli aralıklarla ödenmesi gereken bir nafaka akla gelir. Sermaye yani toptan şekilde ödenen nafaka için nafakanın kaldırılması davası açılamaz.</p>
<p>Nafaka bazı durumlarda kendiliğinden kaldırılabilir:</p>
<ul>
<li>Taraflardan birinin ölmesi</li>
<li>Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi</li>
</ul>
<p>Bazı durumlarda ise nafakanın kaldırılması davası açılması gerekmektedir:</p>
<ul>
<li>Nafaka alan tarafın fiilen evli gibi hayat sürmesi</li>
<li>Yoksulluğa düşme durumunun bitmesi</li>
<li>Alacaklı olan kişinin haysiyetsiz hayat sürmesi</li>
</ul>
<p>Nafakanın kaldırılması davasında hâkimin takdir yetkisi yoktur.</p>
<h2>Nafakanın Kaldırılması Davasının Açılabileceği Haller</h2>
<p>Nafakanın kaldırılması davası açılabilecek haller şunlardır:</p>
<ul>
<li>Nafaka alan tarafın fiilen evli gibi hayat sürmesi</li>
<li>Nafaka alan tarafın yoksulluğa düşme durumunun bitmesi</li>
<li>Alacaklı olan kişinin haysiyetsiz hayat sürmesi</li>
</ul>
<h2>Nafakanın İptali Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>Nafakanın kaldırılması davası nafaka alacaklısının yerleşim yerinde bulunan aile mahkemesine gerekli belgelerle başvurulması sonucunda açılabilir. Nafaka alacaklısının yerleşim yerinde herhangi bir aile mahkemesi mevcut değilse o zaman asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi görevini yerine getirecektir. Dolayısıyla bu durumda asliye hukuk mahkemesine başvurulması gerekmektedir.</p>
<h2>Dava Ne Kadar Sürer?</h2>
<p>Davanın süresi her uyuşmazlık bakımından değişkenlik göstermektedir. Davanın kendi içindeki etkenler ile süreç uzayabilmekte veyahut normal sürece göre kısalabilmektedir.</p>
<h2>Dava Sonucunda İtiraz Etmek Mümkün Müdür?</h2>
<p>Dava sonucuna taraflarca itiraz edilebilir. Ancak bu itiraza rağmen nafakanın kaldırılmasına karar verilmişse ve itiraz dikkate alınmamışsa bu durumda nafakanın kaldırılmasına itiraz eden taraf yani davalı istinafa, buradan da istenen sonuca ulaşılamaması durumunda temyize başvurabilir.</p>
<h2>Nafakanın Kaldırılması Davasına Karşı Dava Açılması</h2>
<p>Nafakanın kaldırılmasına karşı dava açılabilmesi mümkündür. Bunun için ilk olarak nafakanın kaldırılması davacı tarafından talep edilmelidir. Alacaklı da bunun üzerine nafakanın arttırılmasını talep etmeli ve dava açmalıdır. Hâkim her iki talebi de aynı anda inceler ve karara bağlar.</p>
<h2>Nafakanın Kaldırılması Davasında İspat Gücü</h2>
<p>Nafakanın kaldırılması gibi davalarda ispat çok önemlidir. İddia edilen olgular ve bunun sonucunda istenen nafakanın kaldırılması durumunda olgunun ispatı gereklidir. Bir kişiye ödenen nafakanın kaldırılması için gerekli olan alacaklının fiilen evli hayatı yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi veya haysiyetsiz hayat yaşamasının kanıtlanması bu davayı açacak kişiler için önemli bir yer tutar.</p>
<h2>Nafakanın Kaldırılması Davasında Vekâlet Ücreti</h2>
<p>Nafakanın kaldırılması davası için ödenmesi gereken asgari tutar Türkiye Barolar Birliği’ne göre 30.000-TL’dir. İstanbul Barolar Birliği’nin hazırlamış olduğu an az ücret tarifesine göre ise 45.000 TL’dir. AAÜT madde 9’a göre ise nafaka davalarında vekâlet ücreti nafaka bedelin 1 yıllık tutarı üzerinden hesaplanır. (2024 yılı için geçerlidir.)</p>
<h2>Nafakanın Kaldırılması Dava Dilekçe Örneği</h2>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL (..) AİLE MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> (…)</p>
<p><strong>VEKİLİ:</strong> (…)</p>
<p><strong>DAVALI:</strong> (…)</p>
<p><strong>DAVA KONUSU:</strong> Nafakanın kaldırılması davasına ilişkindir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALARIMIZ:</strong></p>
<p>…. Aile Mahkemesinin …. E., ….. K. sayılı kararı ile taraflar boşanmışlardır ve bu karar ../../…. tarihinde kesinleşmiştir ve bu karar dilekçemizin ekine de eklenmiştir. (EK-1) Boşanma davasında bu davanın davalısı olan taraf lehine …. TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.</p>
<p>Nafakanın kaldırılmasını gerektiren birtakım durumlar yaşanmıştır. Bu durumlar şu şekilde özetlenebilir:</p>
<ul>
<li>İlk olarak davalının uyuşturucu kullandığı ve sattığı, bu durumlardan dolayı hakkında ceza davası açıldığı bilinmektedir. Bununla ilgili belgeler dilekçeye eklenmiştir. (EK-2)</li>
<li>Uyuşturucu ticareti dolayısıyla çok büyük paralar elde ettiği ve bu durumdan ötürü yoksulluğunun devam etmediği de herkes tarafından bilinmektedir. Yakın zamanda davalının babasının öldüğü ve bu durumdan ötürü kendisine iki tane ev miras kaldığı da bilinmektedir ve tapu kayıtları da dilekçemizde sunulmuştur. (EK-3)</li>
<li>Ayrıca kişinin bir erkek arkadaşının olduğu ve bu kişiyle aynı apartman dairesinde birlikte evli gibi hayat sürdükleri komşu yani tanık beyanlarıyla kanıtlanmıştır. (EK-4)</li>
</ul>
<p>Ayrıca müvekkilim evlidir, yani kendi evini zor bir şekilde geçindirirken davalı tarafın da maddi durumlarındaki büyük yönde değişiklik aşikârken halen nafakayı ödemesi onu zor duruma düşürmektedir. Bu nedenle nafakanın kaldırılmasını müvekkilim adına vekâleten talep etmekteyiz.</p>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER:</strong> TMK, TBK, HMK ve ilgili sair tüm mevzuat.</p>
<p><strong>HUKUKİ DELİLLER:</strong> tanık beyanları, tapu kayıtları, ikametgâh adresleri, nüfus kayıtları, bilirkişi incelemesi, keşif ve her türlü sair delil.</p>
<p><strong>SONUÇ VE TALEP:</strong> Yukarıda açıklanan nedenler ile Mahkemenizce re ’sen dikkate alınacak nedenlerle</p>
<ol>
<li>Davamızın ve taleplerimizin KABULÜNE,</li>
<li>Müvekkil …’nın ödediği yoksulluk nafakasının KALDIRILMASINA,</li>
<li>Davalı lehine hükmedilen nafakanın dava tarihinden itibaren kaldırılmasına vekalet ücreti ile yargılama harç ve giderlerinin davalıya YÜKLETİLMESİNİ talep ederiz.</li>
</ol>
<h2>Nafakanın Kaldırılması Hakkında Emsal Kararlar</h2>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Nafaka alan tarafın fiilen evli gibi hayat sürmesi:</strong></span></p>
<p><strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.10.2015 tarihli 2015/2821 E., 2015/17192 sayılı kararı:</strong></p>
<p>Davalının bir başka erkekle yaşadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Nafaka alacaklısının, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebidir (TMK.m.176/2). Nafakanın kaldırılması sebebi olan bir olayın boşanma davası sırasında gerçekleşmiş olması, yoksulluk nafakası tayinine engeldir. O halde davalının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.</p>
<p>Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Nafaka alan tarafın yoksulluğa düşme durumunun bitmesi:</strong></span></p>
<p><strong>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26.03.2012 tarihli 2012/3970 E., 2012/7920 K. sayılı kararı:</strong></p>
<p>Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada, davalının yoksulluk nafakası kararından sonra SSK&#8217;ya bağlı olarak çalışmaya başladığı, babasından yetim aylığı aldığı belirtilerek yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Somut olayda; davalı kadın yararına boşanma ilamıyla birlikte 175.00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. HGK&#8217;nun 07.10.1988 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür(eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmasına ve oluş ve kabule göre; davacının astsubay emeklisi olduğu 1.525 TL emekli maaşı aldığı, davalının ise SGK kayıtlarına göre 883 TL ücretle çalıştığı, 400 TL kira ödediği ve babasından yetim aylığı almadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davalının aldığı maaşın onu yoksulluktan kurtarmayacağı gözetilerek ve davacının nafakanın kaldırılması talebinin içinde (çoğu isteyen azı da ister) nafakanın indirilmesi talebinin de bulunacağı dikkate alınarak ve TMK 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi uyarınca bir karar verilmelidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Alacaklı olan tarafın haysiyetsiz hayat sürmesi:</strong></span></p>
<p><strong>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25.01.2017 tarihli 2016/10874 E., 2017/634 K. sayılı kararı:</strong></p>
<p>Davacı dilekçesinde özetle; davalı ile &#8230; &#8230;.Aile Mahkemesine ait 2014/127-150 E.K.sayılı kararı ile boşandıklarını, davalı için aylık 250 TL nafakaya hükmedildiğini, davalının ahlaksız bir yaşam biçimi seçtiğini, erkek arkadaşları ile rahat ve uygunsuz vakitler geçirmek için her tür örf ve adete aykırı davranışlarda bulunduğunu, en son yaşanan olayın 26/&#8230;/2015 tarihinde &#8230; Karakoluna intikal etmiş olan olay olduğunu, davalının eve aldığı adamı evden kaçırmaya çalıştığı sırada, bu manzarayı gören davalının annesinin şok geçirdiğini, evde bulunan ve davalının kaçırmaya çalıştığı İ.Y.isimli, evli ve &#8230; çocuklu olan kişinin aileye silah doğrultarak, mermiyi namluya sürdüğünü ve kaçtığını, davalının da annesine saldırdığını ve tartakladığını belirterek, davalı yararına taktir edilmiş olan 250 TL nafakanın iptaline karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Mahkemece; dava dilekçesinde davacı tarafından, davalının haysiyetsiz hayat sürdüğüne dair iddiası ile taraflar arasında 26/&#8230;/2015 tarihinde yaşanıp kolluğa intikal ettiği iddia edilen olay araştırılıp, davalının cevap dilekçesinde dayandığı deliller toplanıp, davalının tanıkları da dinlenildikten sonra, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan deliller incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.</p>
<h3>Dava Sürecinde Mahkeme Hangi Kriterleri Göz Önünde Bulundurur?</h3>
<p>Nafakanın kaldırılması davasında dikkate alınan önemli konulardan biri iddianın ispatıdır. Yani kişinin iddia ettiği evli gibi yaşama, yoksulluğun sona ermesi ve haysiyetsiz hayat sürme konusunda davacı taraf iddiasını delillerle ispat etmelidir. Bunun yanı sıra hâkim somut olaya göre her davayı ayrı ve detaylı bir şekilde incelemekte ve hakkaniyete göre karar vermektedir. Hâkim Yargıtay içtihatlarından da yararlanarak davayı sonuçlandırmaya çalışacaktır.</p>
<h3>Nafakanın Kaldırılmasına Karar Verildikten Sonra Yeniden Nafaka Talep Edilebilir Mi?</h3>
<p>Nafakanın kaldırılmasının karar verildikten sonra yeniden yoksulluk nafakası talep edilebilmektedir. Nafakanın kaldırılmasında etkili olan olayın (fiilen evli gibi hayat sürmek, haysiyetsizce yaşamak veya yoksulluk durumundaki değişiklik) değişmesinden sonra nafakanın kaldırılması davasında davalı olan kişi yeniden nafaka talep edebilmektedir. Bu durumun değiştiği ile ilgili ispat, yeniden nafaka talep eden tarafa yani yeni davada davacıya aittir.</p>
<h3>Nafakanın Kaldırılması Kararı Geriye Dönük Uygulanabilir Mi?</h3>
<p>Nafakanın kaldırılması kararının geriye dönük olarak uygulanabilmesi için bunun dava dilekçesinde talep edilmiş olması, davanın kabul edilmesi ve geriye dönük olarak uygulanabilirliğinin de mahkeme tarafından kabul edilmesi gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/nafakanin-kaldirilmasi-davasi/">Nafakanın Kaldırılması Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/nafakanin-kaldirilmasi-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlat Edinme Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/evlat-edinme-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/evlat-edinme-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 11:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlat edinme ilişkisi 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 305-320. maddeleri arasında geçmektedir. Evlat edinme ilişkisi kan bağına dayanmadan kişilerin mahkeme kararı ile soy bağı kurmasıdır. Evlat edinme ilişkisi hem çocuk sahibi olmayan kişilerin çocuk sahibi olarak çocuk sevgisi ve mirasçı bırakabilmelerine hem de evlilik dışı çocukların ebeveyn ve aile sevgisi ile büyümesine olanak sağlamaktadır. Bu &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/evlat-edinme-davasi/">Evlat Edinme Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evlat edinme ilişkisi 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 305-320. maddeleri arasında geçmektedir. Evlat edinme ilişkisi kan bağına dayanmadan kişilerin mahkeme kararı ile soy bağı kurmasıdır. Evlat edinme ilişkisi hem çocuk sahibi olmayan kişilerin çocuk sahibi olarak çocuk sevgisi ve mirasçı bırakabilmelerine hem de evlilik dışı çocukların ebeveyn ve aile sevgisi ile büyümesine olanak sağlamaktadır.</p>
<p>Bu yazımızda evlat edinme davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Evlat Edinmenin Yolları Nelerdir?</h2>
<p>Evlat edinme davası, evlat edinme şartlarını gerçekleştiren kişi veya kişilerin evlat edinmek için açması gereken bir davadır. Evlat edinme davası, çekişmesiz bir yargı faaliyetidir. Evlat edinme süresince şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmekle birlikte bu incelemeye bağlı olarak süre değişkenlik göstermektedir. Evlat edinmenin şartlarına bakılırken kararın verileceği ana önem verilmektedir.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2760" src="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/10/evlat-edinme-davasi.webp" alt="Evlat Edinme Davası" width="1500" height="1000" srcset="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/10/evlat-edinme-davasi.webp 1500w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/10/evlat-edinme-davasi-300x200.webp 300w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/10/evlat-edinme-davasi-1024x683.webp 1024w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/10/evlat-edinme-davasi-768x512.webp 768w" sizes="(max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /></p>
<p>Evlat edinmenin ilk aşaması ilgili belgeleri evlat edinecek kişinin yerleşim yerindeki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne götürülerek başlamaktadır. İlgili müdürlük gerekli belgeleri denetleyerek araştırır, bunun akabinde evlat edinecek kişiler evlat edinme kararı alınması için mahkemeye başvurur.</p>
<h2>Evlat Edinmenin Şartları</h2>
<p>Evlat edinmenin şartları küçüklerin evlat edinilmesi ile ilgili olan şartlar ile ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi ile ilgili olan şartlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Küçüklere ilişkin olan şartlar TMK m. 305-312 arasında geçmektedir. Evlat edinecek kişi ile küçüğün bu ilişkide yararı bulunmalı, küçük evlat edinen tarafından belli bir süre bakılmış olmalı, evlat edinecek kişinin çocuklarının yararını zedelememelidir.</p>
<p><strong>Evlat edinecek kişilerin şartları ve küçüğün şartları olarak ikiye ayrılır:</strong></p>
<p><strong>Evlat Edinecek Kişiler İçin Gerekli Şartlar:</strong></p>
<p><strong>Birlikte Evlat Edinme Durumunda:</strong></p>
<p>a) En az 5 yıldır evli olunması veya</p>
<p>b) Her iki kişinin de 30 yaşını doldurmuş olması</p>
<p><strong>Üvey Çocukların Evlat Edinilmesi Durumunda:</strong></p>
<p>a) En az 2 yıl evli veya</p>
<p>b) 30 yaşını doldurmak</p>
<p><strong>Evli Kişilerin Tek Başına Evlat Edinmesi Durumunda:</strong></p>
<p>a) Evlat edinecek kişi 30 yaşını doldurmalı</p>
<ul>
<li>Evlat edinecek kişinin eşinin ayırt etme gücünden yoksun kalması veya</li>
<li>İki yıldır nerede olduğu bilinmiyorsa veya</li>
<li>Mahkeme kararı ile eşler iki yıldır ayrı yaşamakta ise kişi evlat edinebilir</li>
</ul>
<p><strong>Evli Olmayan Kişinin Evlat Edinmesi Durumunda:</strong></p>
<p><strong>a) 30 yaşını doldurmuş olması</strong></p>
<p><strong>Küçükler İçin Gerekli Şartlar:</strong></p>
<ul>
<li>Evlatlık ile evlat edinen arasında 18 yaş fark olmalı</li>
<li>Ayırt etme gücüne sahip küçüklerin rızası</li>
<li>Anne ve babanın rızası – vesayet dairelerinin izni</li>
</ul>
<p><strong>Evlatlık ergin veya kısıtlı ise bakılacak TMK maddesi 313’tür. Buna göre:</strong></p>
<p><strong>Evlat Edinecek Kişiler İçin Gerekli Şartlar:</strong></p>
<ul>
<li>Evlat edinecek kişinin çocuklarının izni</li>
</ul>
<p><strong>Evlatlık Açısından Gerekli Şartlar:</strong></p>
<ul>
<li>Evlatlığın ergin veya kısıtlı olması</li>
<li>Evlatlık evli ise eşinin rızası</li>
</ul>
<p><strong>Ve aşağıda yazılacak olan şartlardan herhangi birinin gerçekleşmesi gereklidir:</strong></p>
<ul>
<li>Evlatlığın bedeni ve zihni problemleri nedeni ile sürekli yardıma muhtaç olması</li>
<li>Evlat edinecek kişi evlat edinilecek kişiye küçükken 5 yıl boyunca bakılması</li>
<li>Evlat edinecek kişi evlat edinilecek kişiyle 5 yıl boyunca aile gibi yaşamaları</li>
</ul>
<h2>Evlat Edinme Davası Nedir?</h2>
<p>Evlat edinme davası, evlat edinecek kişi ile evlat edinilecek kişinin arasındaki soy bağının oluşturulması için açılması gereken bir dava türüdür. Bu dava açılmadan herhangi bir şekilde soy bağı kurulabilmesi ve bu durumun ilgili merciler tarafından tanınabilmesi mümkün değildir. Evlat edinme davası, çekişmesiz bir yargı faaliyetidir. Bunun sonucu olarak taraf mevcut değildir, ilgililer söz konusudur. Mahkeme kararının kurucu bir niteliği vardır.</p>
<h2>Kimler Evlat Edinme Davası Açabilir?</h2>
<p>Kişi tek başına evlatlık edinecekse, tek başına evlat edinme davasını ikame edebilir. Kişi, eşi veya bir diğer kişi ile birlikte evlat edinecek ise evlat edinme davasını bu kişilerin birlikte açmaları gerekmektedir.</p>
<h2>Evlat Edinme Davası 18 Yaş Altı ve Üstü İçin Nasıl Ayrılır?</h2>
<p>Evlat edinilecek kişinin ergin ya da küçük olması açısından birtakım farkları bulunmaktadır. Bu farklar:</p>
<p><strong>Küçükler yani 18 altı kişiler için:</strong></p>
<p><strong>Evlat Edinecek Kişiler İçin Gerekli Şartlar:</strong></p>
<p><strong>Birlikte Evlat Edinme Durumunda:</strong></p>
<p>a) En az 5 yıldır evli olunması veya</p>
<p>b) Her iki kişinin de 30 yaşını doldurmuş olması</p>
<p><strong>Üvey Çocukların Evlat Edinilmesi Durumunda:</strong></p>
<p>a) En az 2 yıl evli veya</p>
<p>b) 30 yaşını doldurmak</p>
<p><strong>Evli Kişilerin Tek Başına Evlat Edinmesi Durumunda:</strong></p>
<p>a)Evlat edinecek kişi 30 yaşını doldurmalı</p>
<ul>
<li>Evlat edinecek kişinin eşinin ayırt etme gücünden yoksun kalması veya</li>
<li>İki yıldır nerede olduğu bilinmiyorsa veya</li>
<li>Mahkeme kararı ile eşler iki yıldır ayrı yaşamakta ise kişi evlat edinebilir</li>
</ul>
<p><strong>Evli Olmayan Kişinin Evlat Edinmesi Durumunda:</strong></p>
<p>a) 30 yaşını doldurmuş olması</p>
<p><strong>Küçükler İçin Gerekli Şartlar:</strong></p>
<ul>
<li>Evlatlık ile evlat edinen arasında 18 yaş fark olmalı</li>
<li>Ayırt etme gücüne sahip küçüklerin rızası</li>
<li>Anne ve babanın rızası – vesayet dairelerinin izni</li>
</ul>
<p><strong>Evlatlık ergin veya kısıtlı kişiler için:</strong></p>
<p><strong>Evlat Edinecek Kişiler İçin Gerekli Şartlar:</strong></p>
<ul>
<li>Evlat edinecek kişinin çocuklarının izni</li>
</ul>
<p><strong>Evlatlık Açısından Gerekli Şartlar:</strong></p>
<ul>
<li>Evlatlığın ergin veya kısıtlı olması</li>
<li>Evlatlık evli ise eşinin rızası</li>
</ul>
<p><strong>Ve aşağıda yazılacak olan şartlardan herhangi birinin gerçekleşmesi gereklidir:</strong></p>
<ul>
<li>Evlatlığın bedeni ve zihni problemleri nedeni ile sürekli yardıma muhtaç olması</li>
<li>Evlat edinecek kişi evlat edinilecek kişiye küçükken 5 yıl boyunca bakılması</li>
<li>Evlat edinecek kişi evlat edinilecek kişiyle 5 yıl boyunca aile gibi yaşamaları</li>
</ul>
<h2>Evlat Edinme Davası Kime Karşı Açılır?</h2>
<p>Evlat edinme davası çekişmesiz bir yargılama olduğu için herhangi bir kişiye karşı açılmaz. Mahkemeye başvuracak kişiler talepte bulunur ve bu talep sonucunda mahkeme davayı incelemeye alır.</p>
<h2>Evlat Edinme Davası Ne Kadar Sürer?</h2>
<p>Evlat edinme davasının süresi mahkemenin araştırmalarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Mahkeme bu süreci ayrıntılı bir şekilde araştırmaktadır. Çünkü evlatlık ilişkisi her ne kadar aile bağlarını güçlendirebilse de diğer taraftan yanlış alınacak kararla aile bağlarını da zedeleyebilmektedir. Bu da aile bağlarına dikkat eden mahkeme için süreci uzatabilecek bir durumdur.</p>
<h3>Evlat Edinme Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</h3>
<p>Evlat edinme davasında yetkili mahkeme; birlikte evlat edinmede eşlerden birinin yerleşim yerindeki mahkeme, tek başına evlat edinmede ise evlat edinecek kişinin yerleşim yerindeki mahkemedir. Görevli mahkeme ise Aile Mahkemeleri olmakla birlikte kişinin veya kişilerin yerleşim yerinde mevcut değilse asliye hukuk mahkemeleridir.</p>
<h3>Evlat Edinme Davasının Sonuçları</h3>
<p>Evlat edinme davasının en genel sonucu, evlat edinen ve evlatlık arasında soybağı kurulmasıdır. Bu soybağı sayesinde, evlat edinenin velayet hakkı doğmaktadır. Anne ve babanın velayet hakkı sona ermektedir. Velayet hakkının evlat edinene geçmesi ile birlikte çocuğun bakımı, eğitimi çocuk mallarına ilişkin anne- babaya verilen haklar evlat edinene geçer.</p>
<p>Evlat edinilmesi ile evlat edinilen kişi ile anne ve babası arasındaki soybağı devam etmektedir hatta evlat edinen kişi veya kişiler ile evlat edinilen kişinin anne ve babasının soybağı arasında ilişki kurulur.</p>
<p>Tam evlat edinme sistemi Türk hukukunda mevcut değildir. Yani buradan anlaşılacağı üzere, evlat edinilen kişinin anne- babasının hala mirasçısı olduğu ancak ikinci dereceden mirasçı olduğu bu da evlat edinen nafaka yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde anne- babasından nafaka talep edilebileceği sonucuna varılmaktadır.</p>
<p>Evlatlık küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Ancak ergin olan kişi evlat edinilirse eğer ki evlat edinilen isterse evlat edinenin soyadını alabilir. Evlatlık küçük ise evlat edinen evlatlığa yeni isim verebilir.</p>
<h3>Evlat Edinmenin Hukuki Sonuçları Nelerdir?</h3>
<p>Evlat edinme ile birlikte, evlat edinenin velayet hakkı doğmaktadır. Anne ve babanın velayet hakkı sona ermektedir. Velayet hakkının evlat edinene geçmesi ile birlikte çocuğun bakımı, eğitimi çocuk mallarına ilişkin anne- babaya verilen haklar evlat edinene geçer.</p>
<p>Birlikte evlat edinen ve çocuğun ayırt etme gücüne sahip olmaması halinde nüfus kayıtlarındaki anne-baba adı yerine birlikte evlat edinen kişilerin adları yazar.</p>
<p>Evlat edinme ilişkisi sonucunda evlat edinen ile evlat edinilen arasında evlenme yasağı vardır. Bunun yanı sıra bu kişilerden biri ile diğerinin altsoyu veya eşi evlenemez.</p>
<p>Evlat edinilmesi ile evlat edinilen kişi ile anne ve babası arasındaki soybağı devam etmektedir hatta evlat edinen kişi veya kişiler ile evlat edinilen kişinin anne ve babasının soybağı arasında ilişki kurulur.</p>
<h3>Eşin Çocuğunu Evlat Edinme Davası Açması</h3>
<p>Kişi isterse eşinin çocuğunu yani üvey çocuğunu evlat edinebilir. Ancak bunun için belli şartları gerçekleştirmesi gereklidir.</p>
<p><strong>Evlat edinecek kişi açısından :</strong> En az 2 yıl evli veya, 30 yaşını doldurmak.</p>
<p><strong>Üvey çocuk açısından :</strong> Evlatlık ile evlat edinen arasında 18 yaş fark olmalı, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin rızası olmalı, anne ve babanın rızası veya varsa vesayet dairelerinin izni olmalıdır.</p>
<p>Bu şartlara uygun her kişi mahkemeye başvurarak üvey çocuğunu evlat edinebilir.</p>
<h3>Evlat Edinme Dava Dilekçesi Örneği</h3>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL (…) AİLE MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACILAR:</strong></p>
<p><strong>ADRES:</strong></p>
<p><strong>DAVALILAR:</strong> 1- AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI İL MÜDÜRLÜĞÜ</p>
<p>2- KÜÇÜĞÜN ANNE VE BABASI</p>
<p><strong>DAVA KONUSU:</strong> Müvekkillerin küçük ….’yi birlikte evlat edinmelerine karar verilmesi talebidir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR:</strong></p>
<ol>
<li>../../…. doğumlu müvekkil ….. ile ../../…. doğumlu müvekkil eşi …., ../../…. tarihinde evlenmişlerdir. Bu tarihten itibaren …. ikametgah adresinde birlikte yaşamaktadırlar. Bununla ilgili olarak müvekkillerin evlilik belgeleri, ikametgah ve nüfus kayıt belgeleri işbu dilekçe eki ile Mahkemeye sunulmuştur. (EK-1)</li>
<li>Müvekkil …. mesleği …. olup …. Şirketinde …. görevini icra etmektedir. Eşi müvekkil ….’nın mesleği …. olup …. Kurumunda …. görevini icra etmektedir. Dilekçemizin eklerinden de anlaşılacağı üzere iki müvekkilin gelir seviyesi Türkiye’de yaşayan ortalama bir aileden çok yüksektir. Bordroları ve banka kayıtları dilekçenin ekine eklenmiştir. (EK-2)</li>
<li>Müvekkillerin kendine ait bir aile konutu ve yazlığı da mevcuttur. Bunun yanı sıra ek bir konutları daha bulunup buradan da kira geliri elde etmektedirler. Bu konutların tapu kayıtları dilekçeye eklenmiştir. (EK-3)</li>
<li>Müvekkiller ne kadar da çocuk sahibi olmak isteseler de çocuk sahibi olamamışlar ve çocuk hasreti ile yaşamaktadırlar. Yakın çevresinden tanıdıkları olan küçüğün anne ve babası …. ve ….’nın çocukla ilgilenmediğini ve küçüğün aile hayatından mahrum olarak yaşadığını görünce belli bir süre kendilerinde yaşaması teklif edilmiş ve çocuk ../../…. tarihinden itibaren müvekkiller ile birlikte yaşamaktadır.</li>
<li>TMK m.305’e bakılarak çocuğun aile ile 1 yıl boyunca yaşaması ve diğer şartların da sağlanması ile çocuk evlat edinilebilir. Bu şartlar ise TMK 306’da yazılmış olup en az 5 yıl evli olmaları ve her iki eşin de 30 yaşını doldurmuş olmaları gerekmektedir. Bu şartlar ilgili ekten de anlaşılacağı üzere sağlanmıştır. Hem maddi olanaklar hem de manevi olanakları ayrıca en önemlisi olan küçük ile aralarında geçen sevgi ve bağlılık nedeni ile küçük …. ‘ya birçok fayda sağlayacaklarını gören müvekkiller evlat edinme başvurusu yapmak istemişlerdir. Bu durumda bu tarihten itibaren müvekkillerim ile birlikte yaşayan küçük ….’nın müvekkillerim tarafından evlat edinmelerini talep etmekteyiz.</li>
</ol>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER:</strong> TMK, HMK ve ilgili mevzuat</p>
<p><strong>HUKUKİ DELİLLER:</strong> evlilik belgeleri, ikametgah ve nüfus kayıt belgeleri, ….’nın ve ….’nin bordroları ve banka kayıtları, tapu kayıtları, tanık, bilirkişi, sair delil.</p>
<p><strong>SONUÇ VE TALEP:</strong> Yukarıda açıklanan nedenler ile Mahkemenizce re ‘sen dikkate alınacak nedenlerle</p>
<ol>
<li>Davamızın ve taleplerimizin KABULÜNE,</li>
<li>Müvekkillerin küçük….’yi birlikte evlat edinmelerine KARAR VERİLMESİNİ vekaleten arz ve talep ederiz.</li>
</ol>
<h3>Evlat Edinilen Çocuğun Soyadı ve Hukuki Hakları Nasıl Değişir?</h3>
<p>Evlatlık küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Birlikte evlat edinen ve çocuğun ayırt etme gücüne sahip olmaması halinde nüfus kayıtlarındaki anne-baba adı yerine birlikte evlat edinen kişilerin adları yazar.</p>
<p>Evlat edinme ilişkisi sonucunda evlat edinen ile evlat edinilen arasında evlenme yasağı vardır. Bunun yanı sıra bu kişilerden biri ile diğerinin altsoyu veya eşi evlenemez.</p>
<p>Evlatlık küçük ise evlat edinen evlatlığa yeni isim verebilir.</p>
<h3>Evlat Edinme Sonrası Miras Hakları Nasıl Düzenlenir?</h3>
<p>Evlat edinme sonrası, evlat edinilen kişi ile anne ve babası arasındaki soybağı devam etmektedir. Hatta evlat edinen kişi veya kişiler ile evlat edinilen kişinin anne ve babasının soybağı arasında ilişki kurulur.</p>
<h3>Evlat Edinme Davasında Çocuğun Rızası Gerekli Midir?</h3>
<p>Evlat edinme davasında çocuk, ayırt etme gücüne sahip bir çocuk ise bu durumda çocuğun rızası da gereklidir. Ayırt etme gücüne sahip olmada çocuğun yaşı bir etken değildir. Somut olaya göre değerlendirilir.</p>
<h3>Evlat Edinme Davası Hangi Durumlarda Reddedilebilir?</h3>
<p>Evlat edinme davasının reddedilmesinin temel nedeni ilgili kişilerin bu dava bakımından şartları sağlayamamasıdır. Kişiler gerekli şartları sağlasa bile bunları kanıtlayamazsa bu durumda da evlat edinme davası reddedilebilir.</p>
<h3>Tek Ebeveyn Olarak Evlat Edinmek Mümkün Müdür?</h3>
<p>Tek ebeveyn olarak evlat edinmek mümkündür ancak şartların tamamlanmış olması aranmaktadır. Bu şartlar küçüklerin evlat edinmesi yönünden:</p>
<ul>
<li>Evlat edinecek kişinin 30 yaşını doldurmuş olması</li>
<li>Küçük ile aralarında 18 yaş olması</li>
<li>Ayırt etme gücüne sahip çocuğun rızası</li>
<li>Küçüğün anne-babasının rızası</li>
</ul>
<p>Ancak evlat edinilecek kişi ergin veya kısıtlıysa şartlar değişmektedir:</p>
<ul>
<li>Evlat edinecek kişinin çocuklarının izni</li>
<li>Evlatlığın ergin veya kısıtlı olması</li>
<li>Evlatlık evli ise eşinin rızası</li>
</ul>
<p>Ve aşağıda yazılacak olan şartlardan herhangi birinin gerçekleşmesi gereklidir:</p>
<ul>
<li>Evlatlığın bedeni ve zihni problemleri nedeni ile sürekli yardıma muhtaç olması</li>
<li>Evlat edinecek kişi evlat edinilecek kişiye küçükken 5 yıl boyunca bakılması</li>
<li>Evlat edinecek kişi evlat edinilecek kişiyle 5 yıl boyunca aile gibi yaşamaları</li>
</ul>
<h3>Evlat Edinilen Çocuğa Evlatlık Olduğu Söylenilmesi Zorunlu Mudur?</h3>
<p>Zorunluluk söz konusu olmasa da evlat edinilen çocuğun evlatlık olduğunu bilmesi hukuken doğrudur. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanmış olan Çocuk Hakları Sözleşmesi madde 7’ye bakılırsa her çocuğun anne-babasını öğrenmesi gereklidir. Türkiye tarafından da imzalanmış bir sözleşme olması nedeni ile hiyerarşik olarak kanun düzeyinden yukarıda olan bu anlaşma ülkemiz açısından önem arz etmektedir.</p>
<h3>Yurt Dışından Evlat Edinme Süreci Nasıl İlerler?</h3>
<p>Yurt dışından evlat edinme süreci için 1993 tarihli Lahey Evlat Edinme Antlaşması’na bakılması gereklidir. Bu anlaşmaya göre bir kişi yurt dışından evlat edinmek isterse evlat edinilecek kişinin o ülke içerisinde evlat edinilememiş olması gerekmektedir.</p>
<p>1993 Lahey Sözleşmesi uyarınca evlat edinmek isteyen kendi yerleşim yerinde bulunan ilgili makamlara başvurur. Sonrasında gerekli işlemlerin halledilmesinin ardından Türkiye’ye getirebilir. Bunun ardından 1 yıl boyunca çocuğun barınma, eğitim ve gıda ihtiyacını başvurduğu ikamet adresinde karşılar. Yurt dışına çıkamaz, ikametgâhını makamlara bildirmediği takdirde değiştiremez.</p>
<p>1993 Lahey Evlat Edinme Sözleşmesi sadece taraf devletler için geçerlidir. Taraf devlet olmayan devletin vatandaşları arasında yapılacak her tür durum ya bu ülkelerin kendi arasındaki anlaşmalarına göre ya da ilgili devletlerin hukuk mevzuatına göre yapılmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/evlat-edinme-davasi/">Evlat Edinme Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/evlat-edinme-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İddet (Boşandıktan Sonra Yeniden Evlenme) Süresi</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/iddet-bosandiktan-sonra-yeniden-evlenme-suresi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/iddet-bosandiktan-sonra-yeniden-evlenme-suresi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Yonca İşsever Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2024 07:03:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2745</guid>

					<description><![CDATA[<p>İddet; saymak, miktar, adet demektir. Hukukumuzda ise herhangi bir sebeple evliliği sona eren kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için geçmesi gereken süredir. İddet süresi Türk Medeni Kanunu’nda yer almakla birlikte İslam hukuku kapsamında da yer almaktadır. Bu yazımızda iddet süresine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/iddet-bosandiktan-sonra-yeniden-evlenme-suresi/">İddet (Boşandıktan Sonra Yeniden Evlenme) Süresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İddet; saymak, miktar, adet demektir. Hukukumuzda ise herhangi bir sebeple evliliği sona eren kadının yeni bir evlilik yapabilmesi için geçmesi gereken süredir. İddet süresi Türk Medeni Kanunu’nda yer almakla birlikte İslam hukuku kapsamında da yer almaktadır.</p>
<p><strong>Bu yazımızda iddet süresine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a>’na ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<h2>İddet Süresi Nedir?</h2>
<p>İddet süresi, Türk Medeni Kanunu m.132 ile öngörülen bir süre olup, kadın için bekleme süresidir. İddet süresi evliliği boşanma, ölüm ve her ne nam adı altında olursa olsun sona ermesinin akabinde beklenilmesi gereken süredir. Türk hukukuna göre bir kadının evliliğinin sona ermesinden sonra yeniden evlenebilir.</p>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu m.132 uyarınca;</strong></p>
<ol>
<li><em>Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez.</em></li>
<li><em>Doğurmakla süre biter.</em></li>
<li><em>Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.</em></li>
</ol>
<h2>İddet Süresinin Amacı ve Hukuki Niteliği</h2>
<p>İddet süresinin amacı, evliliği sona eren bir kadının yeniden evlenebilmesi için bir diğer anlatımla yeni bir evlilik yapabilmesi adına geçen süre olup, bu süre içerisinde kadının hamile olup olmadığının tespiti bakımından kullanılır. Bu süre kadının evlenebilmesi için bir kısıtlama niteliğinde olup, erkek için geçerli değildir. İddet süresinde asıl amaç, kadının hamileliğinden doğacak olan çocuğun soybağının yani babasının belirlenmesidir.</p>
<h2>Boşandıktan Sonra Kadın Ne Zaman Evlenebilir?</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu m.132 uyarınca kadın, boşandıktan sonra 300 gün sonra evlenebilir. Bununla birlikte kadın, 300 günden önce doğum yaparsa, hamile olmadığının anlaşılmasıyla ya da iddet süresinin kaldırılmasına ilişkin davanın neticelenmesi ile evlenebilecektir.</p>
<h2>İddet Süresinin Kaldırılması Davası</h2>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu’nun 132/1 maddesine göre;</strong><em> “Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe evlenemez.”</em> şeklinde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>Bununla birlikte kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır. Bu amaçla boşanan, eşi ölen ya da başkaca bir sebeple evliliği sona eren kadının hamile olmadığını ispatlamak amacıyla açılan davaya iddet süresinin kaldırılması davası denir.</p>
<p>İddet süresinin kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi olup, yetkili mahkeme ise talepte bulunan kadının yaşadığı yer mahkemesidir.</p>
<h2>İddet Süresinin Kaldırılması Davasının Şartları</h2>
<p>İddet süresinin kaldırılması davası açılabilmesi için birtakım şartlar mevcuttur. Şöyle ki;</p>
<ul>
<li>Eşlerin evliliğinin herhangi bir nedenle sona ermiş olması gerekmektedir.</li>
<li>Evliliği sona eren kadının hamile olup olmadığının tespiti gerekir.</li>
</ul>
<h2>Dava Sürecinde Deliller</h2>
<p>İddet davası açıldığında kadının tam teşekküllü bir hastaneden hamile olmadığına dair sağlık raporu almalıdır. Kadının gebe olmadığını ispatlamak için kan testi ve gerekli tüm tıbbi işlemleri geçirmesi gerekmektedir.</p>
<h3>İddet Süresinin Kaldırılması Davası İçin Hangi Belgeler Gereklidir?</h3>
<p>İddet süresinin kaldırılması davası için gerekli olan evraklar aşağıda sıralayacağımız şekilde;</p>
<ul>
<li>Ölüm halinde nüfus kaydı veya ölüm belgesi,</li>
<li>Boşanma halinde boşanmaya ilişkin mahkeme kararı ve mahkeme kararının kesinleşme şerhi,</li>
<li>Kişinin kimlik belgesi,</li>
<li>Dava dilekçesi,</li>
<li>Hamile olmadığına dair resmi sağlık kuruluşu raporu gerekmektedir.</li>
</ul>
<h3>İddet Süresinin Kaldırılması Davası Ne Kadar Sürer?</h3>
<p>İddet süresinin kaldırılması davası için belirli bir süre verilmesi mümkün olmasa da ortalama olarak 2-3 aylık süre içerisinde dava sürecinin sonuçlandığını belirtebiliriz.</p>
<h3>İddet Süresinin Kaldırılması Davasında Avukat Desteği</h3>
<p>İddet süresinin kaldırılması davasında, dilekçenin yazılması, mahkemeye başvurulması, evrak takibi ve sürecin olumlu olarak sonuçlandırılması gibi işlemlerde uzman avukat desteğinin alınmasında fayda bulunmaktadır.</p>
<h3>İddet Süresinin Kaldırılması Davasının Olası Sonuçları</h3>
<p>Mahkeme iddet süresinin kaldırılmasına karar verirse 300 günlük sürenin beklenilmesine gerek kalmayacaktır. Bununla birlikte mahkeme iddetin kaldırılması davasını reddettiği takdirde kadının iddet süresini beklemesi gerekmektedir.</p>
<h3>Hamile Kadınlar İddet Süresi İçerisinde Evlenebilir Mi?</h3>
<p>Hamile bir kadın doğum yapmadan iddet süresi içerisinde evlenmesi mümkün değildir. İddet süresinin asıl nedeni kadının evliliğini engellemektir.</p>
<h3>Eşi Ölen Kadınların İddet Süresi Ne Kadar Sürer?</h3>
<p>Eşi ölen kadınlar için belirlenen iddet süresi boşanan kadınlar için de gereklidir. Dolayısıyla mahkemece iddet müddetinin kaldırılması yönünde karar verilmezse eşi ölen kadının da iddet süresi 300 gündür.</p>
<h3>Anlaşmalı Boşanan Çiftler Tekrar Ne Zaman Evlenebilir?</h3>
<p>Anlaşmalı boşanan çiftlerden erkek için iddet süresi bulunmamaktadır. Anlaşmalı olarak boşanan kadın yönünden ise iddet süresinde diğer kadınlar yönünden değişiklik olmayacak ve 300 gün bekleyecektir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/iddet-bosandiktan-sonra-yeniden-evlenme-suresi/">İddet (Boşandıktan Sonra Yeniden Evlenme) Süresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/iddet-bosandiktan-sonra-yeniden-evlenme-suresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Dilekçesi Örneği</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/bosanma-dilekcesi-ornegi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/bosanma-dilekcesi-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Yonca İşsever Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 10:43:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma dilekçesinin hazırlanması ve mahkemeye sunulması ile birlikte boşanma davası açılır. Boşanmak için sunulacak dilekçenin içeriği, tarafların anlaşmalarına göre, anlaşmalı boşanma dilekçesi veya çekişmeli boşanma dilekçesi olarak ikiye ayrılır. Bu yazımızda boşanma dilekçesine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Boşanma Davasında Süreç Boşanma &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/bosanma-dilekcesi-ornegi/">Boşanma Dilekçesi Örneği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanma dilekçesinin hazırlanması ve mahkemeye sunulması ile birlikte boşanma davası açılır. Boşanmak için sunulacak dilekçenin içeriği, tarafların anlaşmalarına göre, anlaşmalı boşanma dilekçesi veya çekişmeli boşanma dilekçesi olarak ikiye ayrılır.</p>
<p><strong>Bu yazımızda boşanma dilekçesine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a>’na ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<h2>Boşanma Davasında Süreç</h2>
<p>Boşanma davası süreci, eşlerin boşanma kararı alması ile boşanma davası süreci başlar. Daha sonra taraflardan biri boşanma davasına ilişkin dilekçesini yetkili aile mahkemesine verir ve yargılama süreci başlar. Yargılama neticesinde mahkeme boşanma kararı verir.</p>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Dilekçesini Kim Yazar?</h2>
<p>Anlaşmalı boşanma dilekçesini taraflardan birinin talebi üzerine avukatların hazırlamasında fayda bulunmaktadır. Her ne kadar anlaşmalı boşanma davası tarafların boşanma hususunda anlaştığını gösterse de boşanma süreci sadece evli olan çiftin ayrılması anlamına gelmemektedir. Müşterek çocuklar, malvarlıkları, eşyalar, tazminat ve nafaka hususlarında anlaşması anlamına da gelmektedir. Boşanma dilekçesinin yazımı ve davasının takibinde bir avukat ile çalışmakta fayda vardır. Anlaşmalı boşanma protokolüne yazılmayan, atlanan bir hususla ilgili daha sonra boşanan eşler mahkeme yolu ile karar almak zorunda kalabilirler.</p>
<h2>Boşanma Dilekçesinde Neler Yer Almalıdır?</h2>
<p>Boşanma dilekçesinde bulunması gerekenler çekişmeli ve/veya anlaşmalı boşanma dilekçesi olmasına göre değişiklik gösterebilir. Anlaşmalı boşanma dilekçesinde boşanma hususları, <a href="https://www.capa.av.tr/velayet-davasi/"><strong>velayet</strong></a>, <a href="https://www.capa.av.tr/bosanmada-mal-paylasimi/"><strong>mal paylaşımı</strong></a>, nafaka, ve sair hususlar yer almalıdır. Anlaşmalı boşanma protokolü ile boşanma ve boşanmaya bağlı sair hususları taraflar kendileri belirlerler. Bununla birlikte çekişmeli boşanma dilekçesinde de bu hususlar konusunda davacı taraf taleplerini iletir ve boşanma sebeplerini açıklar ve mahkemeden yargılama sonucunda karar vermesini beklerler.</p>
<p>Boşanma dilekçesinde yer alması gereken hususları kısaca belirtmemiz gerekirse;</p>
<ul>
<li>Mahkemenin adı.</li>
<li>Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.</li>
<li>Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.</li>
<li>Varsa, davacı avukatının adı, soyadı ve adresi.</li>
<li>Davanın konusu ve/veya dava değeri.</li>
<li>Davacının iddiasının dayanağı olan tüm vakıa ve olayların açık ve net özetleri.</li>
<li>İddia edilen her bir vakıanın hangi deliller ile ispat edileceği.</li>
<li>Dayanılan hukuki sebepler.</li>
<li>Açık bir şekilde davadaki talepler.</li>
<li>İmza.</li>
</ul>
<h2>Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği</h2>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI :</strong> (…)</p>
<p><strong>VEKİLİ   :</strong> AV. BUĞRA ÇAPA</p>
<p><strong>DAVALI :</strong> (…)</p>
<p><strong>KONU:</strong> Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle TMK m.166 kapsamında tarafların anlaşmalı boşanmasına karar verilmesi talepli dava dilekçemizdir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR:</strong></p>
<p>Davacı ile Davalı …/…/…. tarihinden bu yana evlidir. Bu evlilikten …/…/… doğumlu müşterek çocuk TC Kimlik Numaralı …. bulunmaktadır.</p>
<p>Davacı ile Davalı uyum sağlayamadığından müşterek hayat çekilmez bir hale gelmiş, evliliğin devamında tarafların ve toplumun hiçbir menfaati kalmamıştır.</p>
<p>Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle TMK m.166 kapsamında tarafların anlaşmalı boşanmasına karar verilmesi için işbu davanın açılma zorunluluğu doğmuştur.</p>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER:</strong> TMK, HMK ve sair hussular.</p>
<p><strong>HUKUKİ DELİLLER:</strong> Nüfus kayıtları, protokol, tanık beyanları, Yargıtay ve BAM içtihatları ve ikamesi mümkün her türlü yasal delil.</p>
<p><strong>SONUÇ VE TALEP:</strong> Yukarıda açıklanan ve re’sen dahi gözetilecek nedenlerle;</p>
<p>Türk Medeni Kanunun 166. maddesi uyarınca Davacı ile Davalının boşanmalarına,</p>
<p>Ekte sunulan protokolün aynen hüküm altına alınmasına karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>DAVACI VEKİLİ</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>AV. BUĞRA ÇAPA</strong></p>
<h2>Çekişmeli Boşanma Dilekçesi Örneği / Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Dilekçesi Örneği</h2>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI:</strong> (…)</p>
<p><strong>VEKİLİ:</strong> AV. BUĞRA ÇAPA</p>
<p><strong>DAVALI:</strong> (…)</p>
<p><strong>KONU:</strong> Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle TMK m.166 kapsamında tarafların anlaşmalı boşanmasına karar verilmesi talepli dava dilekçemizdir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR:</strong></p>
<p>Davacı ile Davalı …/…/…. tarihinden bu yana evlidir. Bu evlilikten …/…/… doğumlu müşterek çocuk TC Kimlik Numaralı (&#8230;) bulunmaktadır</p>
<p>Taraflar arasında son birkaç yıldır devam eden bir geçimsizlik mevcuttur. Son 4 aydır müvekkil yönünden bu anlaşmazlık hali çekilmez hale gelmiştir. Davalı taraf müvekkile karşı argo kelimeler kullanmakta, müşterek çocuk da bu tartışmalara ve davalı tarafından sarf edilen sözlere şahit olmakta ve psikolojisi bozulmaktadır.<br />
Davalı taraf, müvekkile psikolojik şiddetin yanında ekonomik şiddet uygulamıştır, ev ekonomisine katkıda bulunmamış ve hiçbir masrafa bir eş olarak yardım etmemiştir. Bununla birlikte davalı taraf müvekkile fiziksel şiddet uygulamış olup, müvekkilin (&#8230;) tarihli darp raporu dilekçe ekindedir.</p>
<p>Müvekkil (…) mesleğini icra etmekte olup, evlilik birliğinin sona ermesi ile birlikte evlilikte sahip olduğu maddi imkanlara sahip olamayacaktır. Dolayısıyla 3.000 TL’den az olmamak üzere yoksulluk nafakası, müşterek çocuğun bakım ve giderlerinin karşılanması için 3.000 TL iştirak nafakası, müvekkilin evlilik birliği süresince uğradığı manevi zarar sebebiyle ….. TL manevi tazminata ve … maddi tazminat talep etmekteyiz. Müşterek çocuğun velayetinin müvekkile bırakılmasına ilişkin hüküm kurulması talep gerekliliği hasıl olmuştur.</p>
<p><strong>HUKUKİ SEBEPLER:</strong> TMK, HMK, 6284 sayılı yasa ve ilgili mevzuat</p>
<p><strong>HUKUKİ DELİLLER:</strong> Aile Nüfus kaydı, Mali ve sosyo ekonomik durum araştırma yazıları, Tanık, (İsim ve adresleri bilahare sayın mahkemeye bildirilecektir), Bilirkişi,, Keşif,, Sosyal inceleme raporları, Kolluk tutanakları, SMS ve Whatsapp mesajlaşmaları, Ses kayıtları, Banka hesap ekstreleri, Yargıtay ve BAM ilamları, Uzman Mütalaaları ve ikamesi mümkün her türlü yasal delil</p>
<p><strong>SONUÇ VE TALEP:</strong> Yukarıda arz ve izahına çalışılan ve ayrıca sayın mahkemenizce re’sen nazara alınacak hususlar neticesinde;</p>
<ul>
<li>DAVAMIZIN KABULÜ ile tarafların, davalının tam kusurlu davranışları sebebiyle TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMALARINA,</li>
<li>Müşterek çocukların velayetinin müvekkil ANNEYE VERİLMESİNE,</li>
<li>Müvekkil lehine aylık 3.000 TL tedbir-yoksulluk, müşterek çocuk Ahmet lehine aylık 2.000 TL tedbir-iştirak, Nur lehine aylık 3000 TL tedbir-iştirak nafakasına hükmedilmesine,</li>
<li>Müvekkil lehine … TL maddi, … TL manevi tazminata hükmedilmesine,</li>
<li>Davalı aleyhine 6284 sayılı yasanın 5/1 a,b,c,d,e,f maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesine,</li>
<li>Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine,</li>
<li>Karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz.</li>
</ul>
<p style="text-align: right;"><strong>DAVACI VEKİLİ</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>AV. BUĞRA ÇAPA</strong></p>
<h3>Mahkemeye Boşanma Dilekçesi Örneği Nasıl Verilir?</h3>
<p>Avukat ile birlikte başlatılan boşanma davası dilekçesi UYAP sistemi üzerinden avukat tarafından sunulabileceği gibi, yetkili mahkemenin hukuk mahkemesi ön bürosundan da sunulabilir. Dava dilekçesi ile birlikte delillerin de verilmesi gerekmektedir. Fiziken sunulan dava dilekçesinden 2 nüsha sunulmalıdır.</p>
<h3>Avukatsız Boşanma Dilekçesi Yazılır Mı?</h3>
<p>Boşanma dilekçesinin avukat tarafından yazılması zorunlu değildir. Ancak boşanma sürecindeki tarafların yaşadığı psikolojik olarak yıpranmış olduğu göz önüne alındığında yaşanan her şeyi doğru bir şekilde ifade etmelerinin zor olması kuvvetle muhtemeldir. Bununla birlikte hukuki olarak kendisini tam anlamıyla ifade etmesi de mümkün olmayacaktır.</p>
<h3>Boşanma Dilekçesi Verildikten Kaç Gün Sonra Mahkeme Olur?</h3>
<p>Boşanma dilekçesinin verilmesiyle birlikte duruşma günü açısından kesin bir süre vermemekle birlikte mahkemelerin duruşma yoğunluğu göz önüne alınarak dilekçe aşamasından sonra hızlı bir şekilde 3 ay ile 7 ay arasında duruşma günü aile mahkemesinin sıralamasına göre belirlenmektedir.</p>
<h3>Tek Taraflı Boşanma Dilekçesi Nasıl Yazılır?</h3>
<p>Tek taraflı boşanma dilekçesi, ancak çekişmeli boşanma davalarında mümkündür. Davacı dilekçesini verdikten sonra davalı taraf dava dilekçesine cevap dilekçesi sunacaktır.</p>
<h3>E-Devlet Üzerinden Boşanma Dilekçesi Verilir Mi?</h3>
<p>E-devlet üzerinden boşanma davası açılamayacağından sebeple boşanma dilekçesi de verilemeyecektir</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/bosanma-dilekcesi-ornegi/">Boşanma Dilekçesi Örneği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/bosanma-dilekcesi-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Destekten Yoksun Kalma Tazminatı</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/destekten-yoksun-kalma-tazminati/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/destekten-yoksun-kalma-tazminati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Stj. Av. Dilanur Küçükoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2024 15:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiiliyle bir başkasına zarar verenler meydana gelen zararı gidermekle yükümlüdür. Kişinin bu zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması, hukuka ya da ahlaka aykırı fiiliyle kasten zararı meydana getirmiş olmalıdır. Haksız fiilin ölümle sonuçlanması durumunda meydana gelen zararlar da bu sorumluluk kapsamındadır. TBK’nın 53. Maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar; cenaze giderleri, &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/destekten-yoksun-kalma-tazminati/">Destekten Yoksun Kalma Tazminatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiiliyle bir başkasına zarar verenler meydana gelen zararı gidermekle yükümlüdür. Kişinin bu zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması, hukuka ya da ahlaka aykırı fiiliyle kasten zararı meydana getirmiş olmalıdır. Haksız fiilin ölümle sonuçlanması durumunda meydana gelen zararlar da bu sorumluluk kapsamındadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2291" src="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/02/destekten-yoksun-kalma-tazminati.webp" alt="Destekten Yoksun Kalma Tazminatı" width="1200" height="800" srcset="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/02/destekten-yoksun-kalma-tazminati.webp 1200w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/02/destekten-yoksun-kalma-tazminati-300x200.webp 300w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/02/destekten-yoksun-kalma-tazminati-1024x683.webp 1024w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2024/02/destekten-yoksun-kalma-tazminati-768x512.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>TBK’nın 53. Maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar; cenaze giderleri, tedavi giderleri, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile <strong>ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar</strong> şeklinde örneklendirilmiştir.</p>
<p>Bu yazımızda “destek yoksun kalma tazminatına” ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Destekten Yoksun Kalmak Ne Demektir?</h2>
<p>Haksız fiiliyle ölüme sebep olan kimse, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin zararını ödemekle de yükümlüdür. Ölenin desteğinden faydalanan kişiler, yoksun kaldıkları faydayı tazminat olarak talep edebilirler. Bu bir maddi tazminat talebidir. Ölüm ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler haksız fiile doğrudan maruz kalan kimseler olmadığından, haksız fiil hükümleri çerçevesinde değil TBK m.56/2’de doğan manevi tazminat ve bu yazımızda da anlatacağımız TBK m. 53’ün 3. Bendinde düzenlenen destekten yoksun kalma konulu maddi tazminat hükümleri uyarınca başvuruda bulunabileceklerdir.</p>
<p>Bir kimsenin eylemli ve düzenli bir şekilde başkasına yardım etmesi ve ileride de bu yardımın devam edeceğinin öngörülebilir olması, ölenin destek sayılması için yeterlidir. Bu yardımdan söz edebilmek için fiili durumun varlığı aranır. Yardım alan kişinin mirasçı, eş ya da ölenin çocuğu olması gibi bir şart aranmaz. Ölen şahıstan belli bir ölçüde de olsa sürekli ve düzenli olarak para, eşya veya hizmet yoluyla yardım görmelilerdir. Şartlara göre, “Ölüm meydana gelmeseydi bu yardım devam edecekti.” denilebiliyorsa destekten yoksun kalındığı söylenebilir. Örneğin; ölen şahsın çocukları, nişanlısı ya da imam nikahı ile karı-koca gibi yaşamakta olan kadın veya ölen tarafından bakımları sağlanan ebeveynleri bu desteği aldıklarını ve ölümle beraber bu destekten yoksun kaldıklarını ispatlayabildikleri ölçüde bu tazminatı talep edebileceklerdir.</p>
<h2>Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Kapsamı</h2>
<p>Ölenin desteğinden yoksun kalma sebebiyle maddi tazminat istenebilmesi, talepte bulunanın sürdürmekte olduğu yaşantıyı devam ettirebilmek için yardıma muhtaç olmasına bağlıdır. Ölüme sebep olan haksız fiil, destekten yoksun bırakırken aynı zamanda bir faydalanmaya da yol açmışsa, mesela miras sebebiyle artık desteğe ihtiyaç kalmamışsa, tazminat talebinde bulunulamaz.</p>
<p>Ölen kişi hayatta kalsaydı geride kalanların alacakları destek; ölenin yaşı, çalışma hayatı, maaşı, tahmini yaşam süresi ve emeklilik yaşı; destek olunanların hayat koşulları, yaşları gibi pek çok koşul göz önünde bulundurularak hesaplanır. Örneğin; babanın öldürülmesi halinde, çocukların hayatlarını kazanacak yaşa ulaşıncaya kadar yardımdan faydalanacakları kabul edilir. Fakat bu çocuğun ömrü boyunca bakıma muhtaç olmasına sebep olacak bir engeli varsa, ömrü boyunca destekten yararlanması esastır. Hesaplanan tazminat hakkaniyet düşüncesi ile arttırılamaz veya azaltılamaz. Somut veriler ışığında, bilimsel yöntemlerle hesaplama yapılır.</p>
<h2>Destekten Yoksun Kalma Tazminatında &#8220;Destek&#8221; Kavramı</h2>
<p>Destek, ölmeseydi birlikte yaşadığı kişilere veya birlikte yaşamasalar dahi yakınlarına, sürekli ve düzenli olarak çeşitli biçimlerde yardım etmesi beklenen ya da kuvvetli olasılıkla yardım edecek olan kişi olarak tanımlanabilir. Destek sıfatına sahip olunmasını sağlayan fiiller maddi veya manevi olabilir. Lakin para, tazminat hesabı için gerekli bir unsurdur.</p>
<p>Destek sıfatına sahip olunması, gerçekleşmiş veya ileride gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel bir bakım ya da yardım ilişkisinin varlığını zorunlu kılmaktadır. Genel olarak bir kimse, ancak ölümünden önce yardımda bulunduğu veya sağ kalsaydı yardımda bulunacağı anlaşılan kişilerin desteği sayılabilir. Bu nedenle destek kavramı ikiye ayrılarak incelenebilir. Birincisi fiili (gerçek) destek, diğeri de muhtemel destek olarak adlandırılabilir.</p>
<h3>Fiili Destek</h3>
<p>Fiili destek, ölüm tarihine kadar sürekli ve düzenli bir şekilde bir kimsenin bakımını üstlenmiş veya yardım sağlamış kimsedir. Bu kavram kapsamında karşımıza en çok çıkan örneklerden biri, eşlerden birinin ev işlerini görmesidir. Eve çalışarak maddi destekte bulunan eşin ölümü halinde, destekten yoksun kalma tazminatı istenebileceği tartışmasız bir husustur. Bunun yanı sıra bir kazancı bulunmasa bile, ev hizmetlerini yapan eşin ev ekonomisine destek sağladığı uzun yıllardır Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Ölümü halinde desteğinden yoksun kalanların tazminat isteme hakkı vardır.</p>
<h3>Muhtemel Destek</h3>
<p>Muhtemel destek, ölmemiş olsaydı, hayatın olağan akışına göre gelecekte bir kimseye yardım ve destekte bulunması beklenen kişidir. Gelecekte bu destek ilişkisinin kurulacağı varsayılmaktadır. Bir babanın veya annenin ölmeseydi çocuklarına belli bir yaşa kadar destek olacağının kabul edilmesi örnek verilebilir.</p>
<h3>Destek Sayılabilecek Kişiler</h3>
<h4>Eşler</h4>
<p>Evlilik birliği içindeki eşler, yaşam boyu birbirinin desteği sayılırlar. Çalışmayan veya kazanç sağlamayan eş de diğerinin desteği sayılır. (TMK m.186)</p>
<h4>Anneler ve Babalar</h4>
<p>Anne ve babaların çocuklarına destek olacağına ilişkin genel kural, Yargıtay kararları ile yerleşmiştir. Buna göre erkek çocukları 18, kız çocukları 22 yaşına kadar anne ve babalarından destek görüyor olarak kabul edilirler. (Geçmişte kız çocuklarına destek olma durumu evlenme yaşı üzerinden köylerde 18, kentlerde 22 yaş olarak kabul ediliyordu. Günümüzde bu ayrım kalkmıştır.)</p>
<p>Çocuklar bakımından öğrenim durumuna göre de bir ayrım yapılması gerekmektedir. Eğer çocuk, orta öğretim çağında ise 20 yaşına, yükseköğrenim görüyorsa 25 yaşına kadar anne ve baba desteği görecekleri kabul edilir.</p>
<h4>Çocuklar</h4>
<p>Çocuklar, hayatın olağan akışına göre anne ve babalarına belli bir düzeyde destek olmaktadırlar. Yargıtay kararlarında, küçük yaşta ölen çocukların anne ve babalarına 18 yaşından sonra destek olacakları kabul edilmektedir. Bu bakımdan tazminat hesaplaması 18 yaşından başlatılır, çocuğun 18 yaşına gelene kadar harcanması beklenen yetiştirme giderleri de tazminat hesabından indirilir.</p>
<p>Yetişkin çocukların desteği konusunda ise genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı içinde anne ve babasına belli bir düzeyde destek olacağı kabul edilmişse de, somut olayın şartları değerlendirilmelidir. Evli ve çocuklu bir evladın, ebeveynleriyle yaşayan bekar evlattan daha az anne ve babasına destek olabileceği hayatın olağan akışındandır.</p>
<h4>Kardeşler</h4>
<p>Kardeşlerin birbirine destek olacağının karine olarak kabul edildiği bir düzenleme yoktur. Birbirlerine fiili olarak ve kanuni zorunluluk olmaksızın düzenli olarak maddi yardımda bulunuyorlarsa destek sayılmaktadır. Somut olayın koşulları değerlendirilir.</p>
<h3>Destek Sayılabilecek Diğer Kişiler</h3>
<p>Normal şartlarda birbirine destek sayılamayacak kişilerin de somut olaya göre birbirine destek olması mümkündür. Örneğin; anne babası vefat etmiş bir çocuğa teyzesinin bakıyor olması olayında, teyzesinin vefatı destekten yoksun kalma tazminatı almasını sağlar. Destek sayılmak için en önemli husus “fiilen” destek olmaktır.</p>
<p>Akrabalık ilişkisi olmaksızın ev arkadaşı, dadı ve benzeri kişilerin destek sayılması için ekonomik yönden bağımlılığın, verilen desteğin ispat edilmesi gerekmektedir. Bu desteğin ispatı oldukça zordur.</p>
<h2>Destekten Yoksun Kalma Tazminatında &#8220;Kusur&#8221; Kavramı</h2>
<p>Kusur kavramı genel olarak failin işlenen fiilden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda bizi aydınlatır. Maddi tazminatın söz konusu olduğu hallerde failin kusur oranı tazminatın hesaplanması konusunda önemlidir. Tazminat belirlenirken hakim hem zarar ölüme kusurlu fiiliyle sebep olmuş olanın, hem maktulün kusur oranı dikkate alınır. Tarafların kusur oranları belirlendikten sonra tazminat sorumlusunun kusuru oranında, ödemesi gereken miktar takdir edilir.</p>
<h2>Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Şartları</h2>
<ul>
<li>Hukuka aykırı bir fiil gerçekleştirilmiş olmalıdır.</li>
<li>Hukuka aykırı fiil kusurla işlenmiş olmalıdır. Kusurun kast taksir ya da ihmali davranışla gerçekleşmiş olması önemli değildir. Gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucunda da fail kusurlu sayılır.</li>
<li>Bu hukuka aykırı fiil sonucunda zarar gören hayatını kaybetmiş olmalıdır. Bir diğer söyleyişle fiil ve ölüm arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.</li>
<li>Hukuka aykırı fiil sonucu hayatını kaybedenin yakınlarının mahrum kaldığı maddi veya manevi bir destek var olmalıdır.</li>
</ul>
<h2>Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası</h2>
<p>Destekten yoksun kalma davası için destekten yoksun kalan kişiler tarafından maddi-manevi tazminat talebi ile açılabilir. Destekten yoksun kalma tazminatı için davalının yani ölüme sebebiyet veren kişinin yaşadığı yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.</p>
<h3>Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Ne Kadardır?</h3>
<p>Destekten yoksun kalma tazminatı her somut olay ve kişiye göre bilimsel yöntemlerle hesaplanır. Mahkemelerde de tazminat hesaplamalarında bilirkişilerden destek alınır. Maddi tazminat hesabında dikkate alınan hususlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Ölüm tarihi ve hüküm tarihi</li>
<li>Ölenin cinsiyeti ve yaşı</li>
<li>Ölen kişinin ölmeden önce bilinen en son geliri</li>
<li>Kusur oranı</li>
<li>TRH2010 yaşama tablosuna göre ölüm yaşının ve emeklilik yaşının takdir edilmesiyle işleyecek aktif devre ve pasif devre için artırım indirim oranları</li>
<li>Ölen kişinin ölmeyip yaşasaydı kendine ayıracağı miktar</li>
<li>Hak sahiplerinin destek payları</li>
<li>Hak sahibi eşin evlenme ihtimali indirimi</li>
</ul>
<p>Tazminat hesabı ve dava hakkında detaylı bilgi için <a href="https://www.capa.av.tr/iletisim/"><strong>iletişim</strong></a> bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h3>Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Zamanaşımı Kavramı</h3>
<p>TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zararın ve zarar verenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve fiilin işlendiği tarihten 10 yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Her zaman ölüm, haksız fiilin işlendiği anda gerçekleşmez. Destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi ölüm tarihidir. Tazminat yükümlüsü veya zarar sonradan öğrenilse bile ölüm tarihinden itibaren 10 yıl geçmesiyle dava zamanaşımına uğrar.</p>
<h3>Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yetkili Mahkeme</h3>
<p>Genel kurala göre yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Birden fazla davalı olması durumunda davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesine başvurulabilir. Destekten yoksun kalma sebebiyle açılan maddi-manevi tazminat taleplerinde kanunun yetkilendirmiş olduğu diğer mahkemeler; haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesi, zararın oluştuğu yer mahkemesi ve zarar gören kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.</p>
<h3>Destekten Yoksunluk Tazminatında Sigorta Ödemesi</h3>
<p>Sosyal güvenlik hukuku ile tazminat hukukunun hizmet ettiği amaçlar birbirinden farklıdır. TBK m.55 uyarınca sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler, zarar veya tazminattan indirilemez. Kişinin ölmesi halinde SGK tarafından yapılan ödemeler, zarar verene rücu edilebilir. Herhangi bir sebeple rücu edilemeyen sigorta ödemeleri tazminatta bir indirim yapılmasını sağlamaz. Rücu edilebilir bir SGK ödemesinin varlığı halinde, haksız fiil sorumlusunun iki kere tazminat ödemek zorunda bırakılmaması amaçlanmıştır.</p>
<p>Yargıtay’ın geçmişte verdiği kararlarda, anne ve babanın herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan sigortalı olması halinde, sigortalı işte çalışması durumunda veya emeklilerse kendilerine iş kazası nedeniyle gelir bağlanmayacağı; bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı da isteyemeyecekleri yer almaktaydı. Fakat 14/10/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan aksi yönde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için SGK’dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı düzenlenmiştir. Çocukların anne-babaya destek olacakları karine olarak kabul edilmiştir.</p>
<h3>Destekten Yoksun Kalma Tazminatında İndirimler</h3>
<p>Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken bazı indirim sebepleri uygulanmaktadır. Sebepsiz zenginleşmenin önüne geçmek ve hak kayıplarını önlemek için gereklidir.</p>
<p>Zarar görenin kusur oranı, en büyük indirim sebebidir. Tazminat yükümlüsünün kusuru oranında bir hesaplama yapılacağından ölenin veya üçüncü kişilerin kusurlu olması tazminatı azaltır. Zarar verenin hafif kusuru ancak TBK m. 52/2’deki şartlar gerçekleşirse indirim nedenidir.</p>
<p>Dul kalan eşin yeniden evlenme olasılığı da hesaplama yapılırken dikkate alınır ve tazminatta indirim yapılmasını sağlar. Bu olasılık geçmişte hakim tarafından takdir ediliyorken, günümüzde AYİM Dul Eşin Evlenme Şansı İndirim Oranları Tablosu üzerinden hesaplanan oran tazminata eklenir.</p>
<h3>Ölen Kardeş İçin Tazminat Alınması</h3>
<p>Destekten yoksun kalma tazminatında önemli olan hususun fiili bir desteğin varlığı olduğundan yukarıda da bahsetmiştik. Hayatın olağan akışında kardeşlerin birbirlerine destek olması gerektiği kabulü kanun koyucunun veya Yargıtay’ın karine olarak esas aldığı bir olgu değildir. Lakin fiili olarak ölen kardeşin bir diğerine maddi destek olduğu ispatlanabilirse destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilecektir. Örneğin; anne ve babası vefat etmiş ve kardeşlerinin bakım yükümlülüğünü üstlenmiş bir abla-abi vefat ettiğinde, kardeşlerinin tazminat istemesi mümkündür.</p>
<h3>Ölenin Kusurlu Olması Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Engeller Mi?</h3>
<p>Hem ölenin hem ölüme sebep olanın kusuru tazminat hesaplamasında dikkate alınan bir husustur. Ölenin belli bir oranda kusurlu olması, destekten yoksun kalma tazminatını engellemez. Ancak kusuru oranında tazminatta indirim yapılacaktır. Hesaplamada çarpılan değerlere, tazminat yükümlüsünün kusur oranı eklenir. Bu sebeple ölenin kusuru destekten yoksun kalma tazminatını engellemez.</p>
<h3>Ölenin Eski Eşi Dava Açabilir Mi?</h3>
<p>Ölen destek eski eşine nafaka ödeme yükümlülüğü altına girmişse boşanmış eşin destekten yoksun kalma tazminatı alabileceği kabul edilmelidir. Çünkü nafaka, bize bir fiili desteğin varlığını gösterir. Aile hukukunda aksine bir durum olmadıkça nafaka yükümlüsü, ömür boyu nafaka ödemekle yükümlüdür. Ölüm sebebiyle nafaka alacağının yitirilmesinin destek alanları zor durumda bırakacağı muhtemeldir.</p>
<p>Lakin aralarında bir nafaka yükümlülüğü olmayan yahut birlikte yaşamak gibi destek oldukları açıkça belirlenemeyen eski eşler ölüm durumunda destekten yoksun kalma tazminatı talep edemez.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/destekten-yoksun-kalma-tazminati/">Destekten Yoksun Kalma Tazminatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/destekten-yoksun-kalma-tazminati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsim Değiştirme Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/isim-degistirme-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/isim-degistirme-davasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Stj. Av. Berfin İlayda Güzel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 10:30:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2353</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişilerin toplum içinde ayırt edilebilmesini sağlayan birincil araç olan isim, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak hukuk düzenince korunur. TMK M. 27’de haklı sebeplere dayanılarak kişinin, doğumdan sonra kimliğine işlenen ismini değiştirebilmesine imkân verilmiştir. Bu yazımızda isim değişikliği davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/isim-degistirme-davasi/">İsim Değiştirme Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişilerin toplum içinde ayırt edilebilmesini sağlayan birincil araç olan isim, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak hukuk düzenince korunur. TMK M. 27’de haklı sebeplere dayanılarak kişinin, doğumdan sonra kimliğine işlenen ismini değiştirebilmesine imkân verilmiştir.</p>
<p>Bu yazımızda isim değişikliği davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>İsim Değiştirme Davası Nedir?</h2>
<p>Kişinin isminin, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar içinde en önemlisi olduğu kabul edilebilir. Zira bir insanın; sosyal, ekonomik, hukuki alanda varlığı ismiyle mümkün olduğu gibi; isim insanın psikolojik dünyasında da benlik algısının temelini oluşturan öğelerdendir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2112 size-full aligncenter" src="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/isim-degistirme-davasi.webp" alt="İsim Değiştirme Davası" width="1500" height="1000" srcset="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/isim-degistirme-davasi.webp 1500w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/isim-degistirme-davasi-300x200.webp 300w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/isim-degistirme-davasi-1024x683.webp 1024w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/isim-degistirme-davasi-768x512.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /></p>
<p>Birey için önemli olduğu kadar, kişilerin nüfus kütüğüne ismiyle kayıtlı bulunması sebebiyle kamu için de oldukça büyük önem arz eder. Türk Hukuku’nda asıl ilke adın değişmez olduğudur. Ancak Türk Medeni Kanunu, 27. maddesinde haklı sebeplerle kişinin ismini değiştirebilmesine imkân vermiştir.</p>
<p>Haklı sebepler örneklerle çoğaltılabilir. Ancak Yargıtay’ın kabul ettiği bazı haklı sebepler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Gülünç bulunan bir isme sahip olmak,</li>
<li>Tanınan bir suçluyla aynı ismi paylaşmak,</li>
<li>İsminin kişiye geçmişinden gelen bir travmasını, kaybını, üzüntüsünü hatırlatması,</li>
<li>Ticari ve sosyal hayatta kimliğinde yazan isminden farklı bir isimle tanınmak,</li>
<li>Telaffuz zorluğu,</li>
<li>Dini sebepler.</li>
</ul>
<p>Sayılan bu tüm sebepler kişisel ve sosyal düzeyde tezahür ettiği için davacının çevresinde bulunan kişilerin isim değişikliği davasında gerektiğinde tanıklık etmesi beklenir. İsim değişikliği davası ile isim düzeltme davası birbirinden ayrı iki davadır. İsim değişikliği davasında kişinin ismi veya soyadı tamamen değiştirilirken; isim düzeltme davasında yalnızca bazı dilbilgisi hatalarının düzeltilmesi veya isimlerin ayrılıp birleştirilmesi mümkündür.</p>
<h2>E-Devlet Üzerinden İsim Değişikliği Yapılır Mı?</h2>
<p>Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’nün resmi sitesinden yaptığı duyuruya göre:</p>
<ul>
<li>Yazım veya imla hatasından kaynaklı anlam değişikliği bulunan</li>
<li>Genel ahlaka uygun olmayan</li>
<li>Toplum tarafından gülünç karşılana</li>
</ul>
<p>Bir ad veya soyada sahip vatandaşlar bir kereye mahsus olmak üzere mahkeme kararı aranmaksızın isim değişikliği yapabilirler.</p>
<p><strong>Örnek olarak;</strong></p>
<ul>
<li>Memet – Mehmet, Alı &#8211; Ali, Yasmin – Yasemin gibi imla hatası yapılmış isimler.</li>
<li>Top, Çıplak, Koyun, Deli gibi gülünç karşılanan soy isimleri.</li>
<li>Ayşe Nur – Ayşenur, Berk Can – Berkcan gibi ayrı yazılıp birleştirilmesi istenen isimler.</li>
</ul>
<p>Bu sayılan isim ve soy isimler bir mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaksızın bir kereye mahsus olmak üzere ilçe nüfus müdürlüğüne, yurtdışında temsilciliklere birebir veya e-devlet üzerinden başvurularak düzeltilebilir.</p>
<h2>İsim Değiştirme Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>Dava açılırken en önemli aşama dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. Dava dilekçesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. Maddesine uygun olarak düzenlenmeli ve Nüfus Müdürlüğü davalı taraf olarak dilekçeye eklenmelidir.</p>
<p>İsim düzeltme davası, kişinin adında veya soyadındaki bazı imla hataları veya toplumda gülünç karşılanma gibi objektif sebeplerden kaynaklandığı için, genel olarak tek duruşmada biter ve tanık delili gösterilmesi gerekmez. Ancak isim değiştirme davasında kişinin göstereceği haklı sebepler; toplumda başka bir isimle tanınması, isminin geçmişteki bir üzüntüyü hatırlatması gibi sübjektif sebepler olacaktır. Bu sebeple davada çoğu zaman birden fazla tanığın dinlenmesi gerekecektir. Davanızı açarken dilekçenizle birlikte tanık listesinin tam olarak verilmesi çok önemlidir. Çünkü hukuk mahkemelerinde ikinci kez tanık listesi verilmesi yasaktır.</p>
<h2>İsim Değiştirme Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</h2>
<p>İsim değişikliği davasının görevli ve yetkili mahkemede açılması; davanın uzamaması için dikkat edilmesi gereken, usule dair önemli bir husustur.</p>
<p>Yetki yönünden, isim değiştirme davasının davayı açacak kişinin yerleşim yerindeki (ikametgâhının bulunduğu yerdeki) mahkemelerde açılması gerekir.</p>
<p>Görev yönünden; isim değiştirme davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.</p>
<h2>İsim Değiştirme Davası Avukat ve Harç Ücretleri</h2>
<p>4 Kasım 2025’te Resmi Gazetede yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde görülen davalarda avukatların talep edebileceği en az ücret 45.000-TL olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Mahkeme harç ve giderleri de her dönem açıklanan tarifeye göre belirlenir. 31.12.2026 tarihine kadar geçerli tarifeye göre;</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Başvuru Harcı</td>
<td>1 adet</td>
<td>732,00-TL</td>
<td>Harç</td>
</tr>
<tr>
<td>Vekalet Harcı</td>
<td>1 adet</td>
<td>104,00-TL</td>
<td>Harç</td>
</tr>
<tr>
<td>Peşin Harç</td>
<td>1 adet</td>
<td>732,00-TL</td>
<td>Harç</td>
</tr>
<tr>
<td>Gider Avansı</td>
<td>2 adet</td>
<td>3.180,00-TL</td>
<td>Masraf</td>
</tr>
<tr>
<td>Vekalet Pulu</td>
<td>1 adet</td>
<td>184,00-TL</td>
<td>Diğer</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tüm bunlar toplandığında isim değişikliği veya isim düzeltme davası açmak isteyen bir kişinin mahkemeye 4.912,00-TL toplam ücret yatırması gerekecektir.</p>
<p>İsim değiştirme ve isim düzeltme davalarında yapılacak masraflar değişebilir. İsim düzeltme davası çoğu zaman tanık gösterilmeden tamamlanır. Ancak isim değiştirme davalarında gösterilen sebebe göre birden fazla sayıda tanık dinlenilmesi gerekebilir. Tanıklara 130 ila 200 TL arasında tanıklık ücreti ödenir, tanıklara ödenen ücretler masraf kaleminden düşülür.</p>
<h2>İsim Değiştirme Davası Ne Zaman Sonuçlanır?</h2>
<p>İsim değiştirme davaları, genel olarak kısa sürede tamamlanan davalardır. Davanın içeriğine göre değişmekle birlikte, bu tür davalar çoğunlukla bir veya iki duruşmada tamamlanır. Başvurulan mahkemedeki iş yoğunluğuna bağlı olarak, ortalama 3-5 ayda dava sonuçlanmaktadır.</p>
<h3>İsim Değiştirme Davasında Taraflar Kimlerdir?</h3>
<p>İsim değiştirme veya isim düzeltme davalarında yaygın olan hatalı algı; kişinin anne-babasına dava açması gerektiğidir. Ancak davalı taraf kişinin anne veya babası değil Nüfus Müdürlüğü’dür. Cumhuriyet Savcısı da bu davada ilgili sıfatıyla dosyaya dâhil olur.</p>
<p>Davacı, ismini değiştirmek isteyen kişinin kendisidir. Kişi 18 yaşından küçükse, akıl hastalığı veya herhangi bir sebeple vasi atanmış bir kişiyse; velisi veya vasisinin mahkemeye davacı olarak başvurması gerekir.</p>
<h3>İsim Değiştirme Davası İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?</h3>
<p>İsim değişikliği veya isim düzeltme davasında en temel evrak dava dilekçesidir. Dilekçenizde isim değiştirmek için haklı sebeplerinizin neler olduğunun açıkça belirlenmesi gerekir. Dilekçeyle birlikte haklı sebeplerinizi kanıtlayacak delillerin de gösterilmesi ve mahkeme talep ettiğinde bu delillerin sunulması gerekir. İsim değişikliği nüfus kaydıyla ilgili olduğundan nüfus kayıt örneklerinizin de mahkemeye sunulması gerekir.</p>
<p>Eğer isim değişikliği davasını bir avukat aracılığıyla açacaksanız, avukatınızın bu konuda özel olarak yetkilendirildiği vekâletnamede belirtilmelidir.</p>
<h3>İsim Değiştirme Kararına İtiraz Edilmesi ve İstinaf Süreci</h3>
<p>İsim değişikliği davası kabul edilse ve mahkeme kararıyla kişinin ismi değiştirilse bile, üçüncü kişiler, isminizin değişmesi sebebiyle zarara uğradıklarını düşünüyorsa, 1 yıl içerisinde bu karara itiraz edebilirler. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinde tanınan bu hak, itiraz eden kişinin zarara uğradığını ve zararının miktarını ispatlaması şartıyla kullanılabilir.</p>
<p>Eğer davanız reddedildiyse 14 gün içerisinde bir istinaf dilekçesi hazırlayarak, ilk derece mahkeme kararına itiraz etmeniz gerekir. Bölge Adliye mahkemeleri istinaf başvurusunda görevli mahkemelerdir. İstinaf başvurusunu yetkili mahkemeye yapmak, istinaf süresinin kaçırılmaması için dikkatli olunması gereken bir husustur.</p>
<p>Talebinizi mahkemeye değil Nüfus Müdürlüğü’ne yönelttiyseniz, bu karara karşı başvuracağınız istinaf mahkemesi Bölge Adliye Mahkemeleri değil, Bölge İdare Mahkemeleri olmalıdır.</p>
<h3>İsim Değiştirme Davası Avukatsız Açılabilir Mi?</h3>
<p>Türkiye’de hukuk davaları bakımından kişilere mahkemede kendini temsil etme imkânı verilmiştir. Ancak talebinizin zorluğuna ve delillerin doğru bir şekilde sunulmasına bağlı olarak hukuki yararınızı korumak adına bir avukata başvurmanız sizin için daha sağlıklı olabilir. İsim kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan, avukatınızın sizi temsil edebilmesi için özel olarak bu işle yetkilendirilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.</p>
<h3>İsim Değiştirme Davası Dilekçe Örneği</h3>
<p style="text-align: center;"><strong>(…) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI :</strong> Abdülmuttalib (…)</p>
<p><strong>VEKİLİ :</strong> Av. Buğra ÇAPA</p>
<p><strong>MADDİ İLGİLİ :</strong> (…) İl Nüfus Müdürlüğü</p>
<p><strong>KONU :</strong> Haklı Nedenle İsmin Düzeltilmesi İsteminden İbarettir</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR :</strong></p>
<p>Davacı müvekkilin adı Abdülmuttalib olarak nüfus kayıtlarında yer almaktadır. Lakin müvekkil isminin toplum içinde telaffuz zorluğu yaratan bir isim olmasından ötürü rahatsızlık duymaktadır. Müvekkil uzun süredir ailesi ve çevresinde, nüfus kayıtlarında yer alan Abdülmuttalib ismiyle değil Cenk ismiyle bilinmektedir. Müvekkil birçok sosyal medya hesabında ve iş hayatında Cenk ismini kullanmaktadır (EK-1). Müvekkilin isminin, çevresinde tanındığı şekliyle Cenk olarak değiştirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.</p>
<p>Arz ve izah etmeye çalıştığımız sebeplerle, müvekkilin sosyal hayatında kullandığı ismi resmileştirmek maksadı ile davamızın kabulü ile birlikte müvekkilin isminin Cenk olarak düzeltilmesini saygılarımızla talep ederiz.</p>
<p><strong>HUKUKİ SEBEPLER :</strong> TMK, Nüfus Kanunu ve ilgili her türlü yasal mevzuat</p>
<p><strong>HUKUKİ DELİLLER :</strong> Tanık, Nüfus kaydı örnekleri ve her türlü yasal delil</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM :</strong> Yukarıda kısaca izahına çalışılan gerekçeler neticesinde müvekkilin nüfus kaydında geçerli olan Abdülmuttalib isminin Cenk olarak değiştirilmesine karar verilmesini vekâleten saygılarımla talep ederim.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>DAVACI VEKİLİ</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>AV. BUĞRA ÇAPA</strong></p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/isim-degistirme-davasi/">İsim Değiştirme Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/isim-degistirme-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/bosanmada-kadinin-haklari-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/bosanmada-kadinin-haklari-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Stj. Av. Berfin İlayda Güzel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 10:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlilik birliğini haklı sebeplerle bitirmek isteyen kişi, aile mahkemesi önünde bir boşanma davası açar. Boşanma davaları, özel bir uzmanlık gerektirmekte olup, hukukun en ayrıntılı konularından biridir. Boşanmanın kadınlar yönünden olumsuz sonuçlar doğurmaması için, kanunlarda kadınların yararlanabileceği birçok hak düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nda; boşanma davası sırasında ve sonucunda eşe tanınan haklar, kadınlara özgü değildir. Yine de; &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/bosanmada-kadinin-haklari-nelerdir/">Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik birliğini haklı sebeplerle bitirmek isteyen kişi, aile mahkemesi önünde bir boşanma davası açar. Boşanma davaları, özel bir uzmanlık gerektirmekte olup, hukukun en ayrıntılı konularından biridir. Boşanmanın kadınlar yönünden olumsuz sonuçlar doğurmaması için, kanunlarda kadınların yararlanabileceği birçok hak düzenlenmiştir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/aile-hukuku/"><strong>Türk Medeni Kanunu’nda</strong></a>; boşanma davası sırasında ve sonucunda eşe tanınan haklar, kadınlara özgü değildir. Yine de; sosyolojik sebeplerle, uygulamada bu haklar büyük çoğunlukla kadınlara tanınmaktadır.</p>
<p><strong>Bu yazımızda boşanma davalarında kadının sahip olduğu haklara ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a>’na ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<h2>Boşanma Davasında Hak Kaybına Uğramamak İçin Ne Yapılmalı?</h2>
<p>Boşanma davaları, bütün taraflar bakımından hem maddi hem de manevi yönden zorlayıcı olabilmektedir. Bu süreçte doğru adımlar atmak, boşanma davası sırasında hak kaybına uğramamak ve en az yıpratıcı şekilde evlilik birliğini sonlandırmak için oldukça önemlidir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2144 size-full aligncenter" src="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/11/bosanmada-kadinin-haklari.jpg" alt="Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?" width="1000" height="667" srcset="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/11/bosanmada-kadinin-haklari.jpg 1000w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/11/bosanmada-kadinin-haklari-300x200.jpg 300w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/11/bosanmada-kadinin-haklari-768x512.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<h3>Profesyonel Hukuki Destek</h3>
<p>Aile hukuku; özellikle boşanma davaları, çoğu zaman ancak <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>uzman bir avukatın</strong></a> yardımıyla çözülebilecek karmaşık düzenlemeler ve uygulamalar içerir. Bu konuda, hak kayıplarının önüne geçmek adına, avukat seçiminin de dikkatli yapılması gerekir. Aile hukuku alanında uzman ve deneyimli bir avukat, boşanma sürecini en sağlıklı şekilde atlatmanız için yardımcı olacaktır.</p>
<h3>Belgelerin Bir Araya Getirilmesi</h3>
<p>Boşanma davalarında hem tarafları, hem de mahkemeleri en çok zorlayan konu ispat zorluğudur. Duygusal ve kişisel alanlara tesir eden boşanma süreçlerinde; haklarınızı savunmaya elverişli delilleri bir araya getirirken, karşı tarafın kişilik haklarına ve özel alanına müdahaleden kaçınmak gerekir.</p>
<h3>Finansal Belgeler</h3>
<p>Davaya bakacak olan hâkim, boşanma sonrasında tarafların finansal zorluklar yaşamaması için denge sağlamayı amaçlar. Bu amaçla getirilen <a href="https://www.capa.av.tr/istirak-nafakasi/"><strong>iştirak nafakası</strong></a>, yoksulluk nafakası ve tazminat kurumları, çekişmeye konu olabilir. Taraflar; gelirlerini, mal varlıklarını, borçlarını, banka hesaplarının içeriğini, varsa sahip oldukları taşınmazları; mahkemeye sunulabilir şekilde belgelemelidir.</p>
<h3>Çocuklarla İlgili Belgeler</h3>
<p>Tarafların müşterek çocukları bulunuyorsa, çocuğun velayeti ve bakımı da boşanma davasında çekişme konusu oluşturabilir. İştirak nafakasının kime ve ne kadar ödeneceğini belirleyen hâkim; çocukların bakım masraflarını, yaşlarını ve sağlık durumlarını dikkate alacağından, bu konuda belgelere ihtiyaç duyulacaktır.</p>
<h3>Duygusal ve Fiziksel Deliller</h3>
<p>Boşanma davası, kimi zaman, aile içi şiddet sebebiyle açılmış olabilir. Aile içi şiddet ise, çeşitli şekillerde ortaya çıkar. En belirgin olan şiddet türü fiziksel şiddettir. Eşinden fiziksel veya cinsel şiddet gören bir kadın, uğradığı saldırıyı gecikmeksizin, mutlaka tıbbi raporlarla belgelemelidir. Psikolojik ve ekonomik şiddeti belirtecek emareleri toplamak daha zordur. Yazılı mesajlar, fotoğraflar ve e-postalar silinmemelidir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/aldatma-zina-sebebiyle-bosanma-davasi/"><strong>Boşanma sebebi zina</strong></a>, diğer bir deyişle aldatma da olabilir. Bu durumda, özel hayatın gizliliğinin sınırları; hukukçular arasında bir tartışma konusudur. Karşı tarafın hak alanına müdahaleden mümkün olduğu kadar kaçınılarak, yaşanılan haksızlığı belgeleyecek emarelerin de mutlaka bulunması ve saklanması gerekir.</p>
<h3>Uzlaşma İmkânlarının Açık Tutulması</h3>
<p>Boşanma davalarında uzlaşmaya açık bir tutum sergilemek, davaların süresinin uzamamasını ve tarafların mümkün olduğu kadar az yıpranmasını sağlayacaktır. Tarafların duygusal durumundan ötürü uzlaşması zor olabilmektedir. Bu durumda kişinin kendisini hakkaniyetli ve güvenilir bir vekille temsil ettirmesi, en yararlı yol olacaktır.</p>
<h2>Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hakları Farklılaşır Mı?</h2>
<h3>Anlaşmalı Boşanma</h3>
<p>Tarafların evliliklerini karşılıklı rıza içerisinde bir mutabakatla sonlandırmalarına, “anlaşmalı boşanma” denir. Bunun için taraflar en az 1 yıldır evli olmalıdır. Anlaşmalı boşanmanın tarafları, mahkeme önüne gelmeden tüm konuları kendi aralarında anlaşarak çözerler.</p>
<p>Ortak çocuğun velayeti, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat konuları hakkında anlaşmaya varılır. Devamında, taraflar bir anlaşmalı boşanma protokolü imzalarlar. <a href="https://www.capa.av.tr/bosanmada-mal-paylasimi/"><strong>Malların paylaşımı</strong></a> hakkında anlaşmaya varıldıysa bu da protokole eklenir.</p>
<h3>Çekişmeli Boşanma</h3>
<p>Tarafların sayılan konularda anlaşamadığı hallerde boşanma davası, çekişmeli boşanma haline gelir. Bu durumda ayrılan eşlerin haklarının temini hâkim tarafından yapılır.</p>
<p>Her iki durumda da, kadının sosyoekonomik konumu önem arz etmektedir. Kadının bağımsız ve uzman hukuki tavsiyeye erişimi kısıtlıysa, kapalı kapılar ardında haklarından vazgeçmeye mecbur kalması muhtemeldir. Bu durumda; halka açık olarak dava yürüten Aile Mahkemesi, mevcut halde kadınlara en yüksek koruma düzeyini sağlayan kurumdur.</p>
<p>Unutmamak gerekir ki, <strong>Türkiye’de boşanma sistemi kusura dayalıdır.</strong></p>
<p>Çekişmeli boşanma davaları, bu sebeple uzun sürmektedir. Evlilik birliğinin dağılmasında kimin ne oranda kusurlu olduğunun hesaplandığı çetrefilli bir süreç ortaya çıkabilir. Bu süreç tarafların hem psikolojik hem de maddi olarak yıpranmasına sebep olur. Çekişmeli boşanmanın dezavantajı, bireylerin şiddet eğiliminde artışa yol açmasıdır. Bu konuda birçok ülkede yapılmış araştırmalar bu sonucu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Eşinden şiddet sebebiyle boşanmak isteyen kadın, boşanma sürecinde de 6284 Sayılı Kanun’da yer alan tedbirlerle korunur. Boşanma davasıyla birlikte hâkimden uzaklaştırma kararı talep etmek de mümkündür.</p>
<p>Uzaklaştırma kararı hakkında daha fazla bilgi edinmek için konu hakkındaki makalemizi sitemizde bulabilirsiniz.</p>
<p>Açıktır ki; Türkiye’nin toplumsal yapısı göz önüne alındığında, boşanma süreci kadınlar için çok zor ve yeri geldiğinde tehlikeli olabilmektedir. Bu sebeple, her iki halde de kadının Türk Medeni Kanunu ve 6284 Sayılı Kanun’dan gelen haklarını iyi bilmesi gerekir. Bunun yanında, kadının doğru hukuki desteği alması hayati öneme sahiptir.</p>
<h2>Boşanma Davasını Kadın Açtığında Hakları Korunur Mu?</h2>
<p>Boşanma davasını açan taraf olmak, hakların korunması açısından fark yaratmaz. Hâkim, tarafların haklarını gözetirken, evlilik birliği içerisindeki tutumlarına bakacaktır.</p>
<p>Boşanma davalarında çoğu zaman, kadınların aile içerisinde yüzyıllardır süregelen ikincil konumu dikkate alınarak, kadın yönünden pozitif ayrımcılık uygulanır. Yine de bu avantaj-dezavantaj ilişkisi her evlilik içerisinde farklıdır. Kadının ve erkeğin özellikle ekonomik durumu değerlendirilerek, haklar arasında denge kurulması gerekir.</p>
<p>Kısacası, boşanma davasını açan taraf olsa da olmasa da, kadının hakları mahkeme nezdinde korunur.</p>
<h2>Boşanma Davasını Kadın Açtığında Velayet Kime Verilir?</h2>
<p>Çocuğun velayetinin kime verileceği, TMK m. 182 uyarınca hâkimin takdirine bırakılmıştır. Bu hususta hâkimin uygulaması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararının gözetilmesidir.</p>
<p>Boşanma davasına bakan hâkim; çocuğa sağlık ve eğitim açısından en iyi şartları sağlayacak ebeveyn lehine velayet kararı verir. Hâkim mutlaka, çocuğun duygusal gelişimini de dikkate alır. Bu hususta pedagoglar aracılığıyla çocuklar da dinlenir.</p>
<p>Küçük yaştaki çocukların velayeti genellikle anneye verilmektedir. Bu yaşlardaki çocukların, gelişimi için anne ilgisine ihtiyacı olduğu kabul edilir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/velayet-davasi/"><strong>Çocuğun velayetinin</strong></a> anneye tanınmaması; annenin çocuğuyla yeterince ilgilenmemesi, kötü alışkanlıklara sahip olması, psikolojik rahatsızlığı bulunması benzeri sebeplerle olabilir. Ancak boşanma davasını annenin açmış olması bu sebeplerden değildir. Evliliğin sona ermesi kadının kusuruna bağlansa dahi; hâkim kadının eşiyle değil, çocuğuyla olan ilişkisini gözetecektir.</p>
<h2>Boşanma Davasını Kadın Açarsa Nafaka Alınabilir Mi?</h2>
<p>Nafaka hakları bakımından da, boşanma davasını kadının veya erkeğin açmış olmasının önemi yoktur. Boşanma davası açan kadın, şartları sağlanmışsa; tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası alabilir. Her nafaka türü için farklı şartlar öngörülmüştür.</p>
<h2>Boşanma Davasını Kadın Açarsa Tazminat Alabilir Mi?</h2>
<p>Tazminat konusunda da, diğer haklarda olduğu gibi; davayı kadının veya erkeğin açmış olması fark yaratmaz. Kadın maddi veya manevi tazminat talepleri, şartları sağlandıysa, kusur oranı dikkate alınarak karşılanacaktır.</p>
<h3>Boşanma Davasının Kadının Hakları</h3>
<p>Boşanma davası sonucunda kadınların temin edebileceği birçok hak olduğu gibi, boşanma davasının açılmasıyla tanınan haklar da bulunur.</p>
<h4>Ayrı yaşama hakkı</h4>
<p>Boşanma davasının açılmasıyla birlikte eşler için ayrı yaşama hakkı gündeme gelir. Sadakat yükümlülüğü devam etmekle birlikte, dava açıldığından itibaren kadının yaşadığı yeri değiştirmesi mümkündür. Bu aşamada ayrı yaşamak, hukuken terk anlamına gelmez.</p>
<p>Boşanma davasının açılmasıyla tedbir hakları ortaya çıkar. Kadınlar şu tedbirlere başvurabilir:</p>
<ul>
<li>Aile konutunun özgülenmesi,</li>
<li>Geçici velayet,</li>
<li>Tedbir nafakası.</li>
</ul>
<h3>Maddi Tazminat Hakları</h3>
<p>Boşanmada kusursuz veya az kusurlu olan bir kadın, evlilik sebebiyle maruz kaldığı maddi zararın tazmin edilmesini talep edebilir. Bu durumda; yalnızca maddi alanda, erkeğin sebep olduğu zararlar; maddi tazminat konusu olabilir. Ancak tazminata hükmedilebilmesi için, erkeğin kusurunun da ispatlanması gerekir.</p>
<h3>Manevi Tazminat Hakları</h3>
<p>Kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın, manevi tazminat talebinde bulunabilir. Manevi tazminatın amacı, evlilik süresince ve evliliğin dağılması sırasında; manevi olarak daha çok yıpranan tarafın elemini ve üzüntüsünü bir nebze gidermektir.</p>
<h3>Nafaka Davaları</h3>
<p>Nafaka hakkında doğru bilinen en büyük yanlış, nafaka hakkının yalnızca kadınlara ilişkin olduğudur. Erkek veya kadın, şartları sağlayan herkes nafaka hakkını elde edebilir. Hukukumuzda üç tür nafaka bulunmaktadır.</p>
<h4>Yoksulluk nafakası</h4>
<p>Evlilik sırasında ekonomik olarak kendini geliştirme imkânı bulamamış olan eşin, evlilik birliği dağıldıktan sonra aczini önlemek adına düzenlenmiş bir kurumdur.</p>
<p>Toplumumuzda bir erkeğin çalışma yaşamını bırakarak, ev ve çocukların bakımıyla ilgilenmesi nadir karşılaşılan bir durumdur. Bu sebeple yoksulluk nafakası hakkı, yüksek oranla kadınlara tanınmaktadır. Kadının, bir deyişle “kendi ayakları üzerinde durması” ve erkekle arasındaki gelir orantısızlığının ortadan kalkması durumunda, yoksulluk nafakasının sebebi ortadan kalkacaktır.</p>
<h4>İştirak nafakası</h4>
<p>Çocukların velayetini elde eden eşe, çocuk adına yapacağı bakım masraflarına ortak olmak adına ödenen nafakadır. Çocuğun velayeti anneye verilmişse, babadan iştirak nafakası talep edilir.</p>
<p>Talep bulunmasa bile; hâkim tarafların durumlarını gözeterek iştirak nafakası ödenmesine hükmedebilir. Bu nafakanın miktarı belirlenirken, çocukların yaşları, sağlık durumları, eğitim masrafları dikkate alınır. Kadının ekonomik durumu da göz önünde tutulur. İştirak nafakası, çocuk 18 yaşını doldurup reşit olana kadar ödenir.</p>
<h4>Tedbir nafakası</h4>
<p>Boşanma davasının açılmasıyla birlikte, dava sonuçlanıncaya kadar kadının geçimini ve barınmasını sağlaması adına, kadın lehine tedbir nafakası talep edilebilir. Hâkim; kadının tedbir nafakasına olan gereksinimini ve varsa bu gereksinimin miktarını tespit edecektir.</p>
<p>Velayet, boşanma davasının açılmasıyla geçici olarak, eşlerden birine verilir. Eğer geçici velayet anneye verildiyse; hâkim dava sonuçlanıncaya kadar çocuklar için de anneye tedbir nafakası ödenmesine karar verir.</p>
<h3>Aile Konutu Şerhi Koyma Hakkı</h3>
<p>Ailenin toplu olarak yaşadığı konut, aile konutudur. Eşya hukukunda aile konutu olmaya özel bazı haller söz konusudur. Eşlerden biri ortak konutta malikse, aile konutu şerhi konulmasıyla birlikte, diğer eşin rızası olmadan konut üzerinde tasarrufta bulunamaz. Bu da mal kaçırma amacıyla veya sair kötü niyetli bir amaçla konutun elden çıkarılmasının önüne geçmektedir.</p>
<h3>Ücretsiz Avukat Talep Hakkı</h3>
<p>Boşanma davasında doğru hukuki desteğin kadınlar için hayati öneme sahip olduğu belirtilmiştir. Bu süreçte, ekonomik olarak kendini vekille temsil ettirme gücüne sahip olmayan kadınlara, adli yardım imkânı tanınmıştır.</p>
<p>Adli yardıma başvuran kadına, baro tarafından bir boşanma avukatı atanır. Adli yardıma hak kazanılırsa, mahkeme harç ve giderleri de yardım kapsamında devlet tarafından karşılanır.</p>
<h3>Koruma Kararı Talep Hakkı</h3>
<p>6284 Sayılı Kanun’la şiddete maruz kalan kadınlar için koruyucu ve önleyici tedbirler öngörülmüştür. Kadınlar, şiddet uygulayan eş hakkında uzaklaştırma kararı, çocukla kişisel ilişkinin durdurulması kararı gibi önleyici tedbirlerin alınmasını, Aile Mahkemesi’nden talep edebilir.</p>
<p>6284 Sayılı Kanun’un şiddet mağdurlarına tanıdığı imkânlar hakkında daha fazla bilgiye <strong><a href="https://www.capa.av.tr/uzaklastirma-karari-nasil-alinir/">“Uzaklaştırma Kararı”</a></strong> başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.</p>
<h3>Velayet Hakkı</h3>
<p>Küçük çocukların velayet hakkı, hemen hemen her zaman anneye verilmektedir. Velayet hakkı bakımından cinsiyet fark etmese de, Türkiye’de velayet hakkı, yüksek oranda anneye tanınmaktadır. Çocuğun anneye verilmemesine veya anneden geri alınmasına sebep olabilecek bazı haller şunlardır:</p>
<ul>
<li>Annenin velayeti istememesi,</li>
<li>Annenin sonradan evlendiği eşinin çocuğa kötü davranması, şiddet uygulaması,</li>
<li>Annenin çocuğa bakım vermekte yetersiz olması,</li>
<li>Annenin sağlık durumunun kötü olması,</li>
<li>Annenin kötü alışkanlıklara sahip olması,</li>
<li>Annenin tutuklanması, hapis cezası alması, kısıtlanması,</li>
<li>Annenin, çocuğun babayla kişisel ilişki kurmasını engellemesi,</li>
<li>Çocuğun psikolojik gelişimi için yapılan tespitlerde, çocuğun baba yanında kalmasının daha yararlı olduğuna karar verilmesi.</li>
</ul>
<h3>Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı</h3>
<p><strong>Kişisel ilişki;</strong> velayet sahibi olmayan ebeveynin çocuğuyla bağ kurması, vakit geçirmesi, özlem gidermesi için belirli aralıklarla görüşmesine müsaade edilmesidir.</p>
<p>Eğer velayet hakkı, sayılan sebeplerle veya başka bir halde babaya bırakılmışsa; annenin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı doğar. Talep edilse de edilmese de, hâkim çocuğun yararını gözeterek anne ile kişisel ilişki kurulması kararı verebilir. Hâkim, kişisel ilişkinin sıklığını ve hangi zamanlarda kurulacağını belirler. Bu belirleme sırasında tarafların talepleri de dikkate alınır.</p>
<h3>Ziynet Eşyalarını Talep Hakkı</h3>
<p>Tarafların evli oldukları süre boyunca biriktirdikleri değerli süs eşyalarına ziynet eşyaları denir. Ziynet eşyaları kişisel mal olarak kabul edilir. Bu sebeptendir ki; mal rejiminde ziynet eşyaları taraflar arasında bölüştürülmez. Kanun, bu hususta kadınlara bir ayrıcalık tanımıştır.</p>
<p>Düğünde kadına takılan takılar, değerine ve kimin taktığına bakılmaksızın, kadının kişisel malı kabul edilir. Boşanma davası sırasında kadın, bu ziynet eşyalarının kendisine iade edilmesini talep edebilir.</p>
<h3>Evi Kullanmayı Talep Etme Hakkı</h3>
<p>Boşanma davası açıldığı andan itibaren eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Bu hak aynı zamanda fiili bir zorunluluktur. Boşanma aşamasında eşler çoğunlukla aynı evi paylaşabilecek raddeyi çoktan aşmış olurlar.</p>
<p>Kanunun kadınlar için tanıdığı bir diğer imkân; boşanma davası sırasında konut eksikliği yaşamaması adına, aile konutunun kendine özgülenmesini talep etme imkânıdır. Ortak konutta ev sahibi veya kiracı olmak durumu değiştirmez. Evin maliki veya kira sözleşmesinde kiracı olarak yer alan kişi erkek olabilir. Kadın eş boşanmada kusurlu olabilir. Hâkim bu durumlara bakmaksızın, kadının ve çocukların konut ihtiyacına bakacaktır.</p>
<p>Eğer ortak konutun özgülenmesine daha yoğun ihtiyaç duyan kişi erkekse, hâkim erkek lehine de bu hakkı tanıyabilir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/bosanmada-kadinin-haklari-nelerdir/">Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/bosanmada-kadinin-haklari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soybağının Reddi Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/soybaginin-reddi-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/soybaginin-reddi-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 10:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenilik doğuran dava niteliği taşıyan soybağının reddi davasının açılarak babalık karinesinin çürütülmesini ve böylece çocuk ile baba arasındaki soybağının kurulmasını ifade eder. Bu yazımızda soybağının reddine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Soybağının Reddi Davası Nedir? Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/soybaginin-reddi-davasi/">Soybağının Reddi Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenilik doğuran dava niteliği taşıyan soybağının reddi davasının açılarak babalık karinesinin çürütülmesini ve böylece çocuk ile baba arasındaki soybağının kurulmasını ifade eder. Bu yazımızda soybağının reddine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Soybağının Reddi Davası Nedir?</h2>
<p>Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer. TMK M.286 uyarınca babalık karinesinin çürütülerek çocuğun soybağının reddedilmesine, <em>“soybağının reddi davası”</em> olarak adlandırılan, açılma sebepleri, süresi ve dava açma hakkına sahip kişilerin kanun tarafından belirlendiği özel bir ile olanak tanınmaktadır. Dolayısıyla, soybağının reddi davasının açılarak başarıyla sonuçlandırılması dışında, çocuk ile baba arasında kurulan soybağının ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu dava ancak babalık karinesinin kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır.</p>
<h2>Soybağının Reddi Davası Hangi Durumlarda Açılır?</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu soybağının reddi davasında dayanılacak sebepleri, çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmesi ile evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmesine göre farklı şekilde düzenlemiştir.</p>
<h3>Çocuk Evlilik İçinde Ana Rahmine Düşmüşse</h3>
<p>Çocuğun ne zaman evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılacağını TMK M.287/f.2 hükmü belirtmektedir. Bu hükme göre; <em>“evlenmeden başlayarak en az yüz seksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üç yüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır”</em>.</p>
<p>Medeni Kanun, çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse, o evlilikteki kocanın baba olma olasılığını çok güçlü gördüğü için, babalık karinesini çürüterek soybağını reddetmek isteyen kişiyi ağır bir ispat yükü altına sokmuştur. Nitekim, TMK M.287/f.1 hükmüne göre; <em>“çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır”</em>.</p>
<h3>Cinsel İlişkinin İmkansızlığının İspatı</h3>
<p>Kocanın, ana ile cinsel ilişki kurmasının fiilen imkansız olduğunu ispatlaması, bazı dış etkenlere dayanabileceği gibi, karı koca arasındaki iç etkenlere de dayanabilir. Kocanın ana ile cinsel ilişkisinin fiilen imkansız olduğunu ispatlayan dış etkenler, eşlerin fiilen bir arada bulunmalarını engelleyen olgulardır.</p>
<h3>Çocuğun Kocanın Cinsel İlişkisinden Olmasının İmkansızlığının İspatı</h3>
<p>Soybağını reddetmek isteyen koca, çocuğun anası ile cinsel ilişkide bulunmasının imkansızlığını ispat edemediği takdirde, çocuğun kendi cinsel ilişkisinin ürünü olmadığını, kendi cinsel ilişkisi ile ananın gebe kalması veya çocuğun doğumu arasında nedensellik bağının bulunmadığını ispatlayarak babalık karinesini çürütür ve soybağının reddini sağlayabilir. Doktrinde, bu hususta kocanın çocuk yapma yeteneğine sahip olmadığının veya kadının kendi cinsel ilişkisinden önce gebe kaldığının ispatlanması örnek olarak gösterilebilir.</p>
<h3>Çocuk Evlenmeden Önce Veya Ayrı Yaşama Sırasında Ana Rahmine Düşmüşse</h3>
<p><strong>TMK M. 288/f.1 hükmüne göre;</strong> <em>“çocuk evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez.” </em></p>
<p>Gerek çocuğun evliliğin gerçekleşmesinden önce gerekse ayrılık sırasında ana rahmine düştüğü hallerde, babalık karinesinin çürütülmesinin ve böylece çocuğun soybağının reddinin kolaylaştırılmış olmasının sebebi babalık karinesinin, çocuğun eşlerin evlilik içindeki cinsel ilişkilerinin ürünü olduğu esasına dayanmasıdır.</p>
<h3>Çocuğun Evlilikten Önce Ana Rahmine Düşmesi</h3>
<p>TMK M.287/f.2 hükmünde; <em>“evlenmeden başlayarak en az yüz seksen gün geçtikten sonra…”</em> doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayıldığı için, evliliğin kurulmasından itibaren yüz seksen gün geçmeden doğan çocuk evlilikten önce ana rahmine düşmüş sayılacaktır.</p>
<h3>Çocuğun Ayrı Yaşama Sırasında Ana Rahmine Düşmesi</h3>
<p>TMK M.288 uyarınca çocuğun ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüş sayılması için, eşlerin ayrı yaşamasının hakimin ayrılık kararına dayanması gerekmez. Davacının babalık karinesini çürüterek soybağının reddini sağlamak için yapması gereken çocuğun, fiilen ayrı yaşadıkları sırada ana rahmine düştüğünü ispatlamaktan ibarettir.</p>
<h3>Babalık Karinesinin Yeniden Kurulması</h3>
<p>Kocanın muhtemel gebe kalma döneminde çocuğun anası ile cinsel ilişkide bulunduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren delillerin bulunması halinde soybağının reddi, evlilik içinde ana rahmine düşmüş çocukların soybağını reddinde olduğunu gibi, ancak kocanın cinsel ilişkisinin imkansızlığının ispatı ya da çocuğun kocasının cinsel ilişkisinin ürünü olmadığının ispatı yoluyla gerçekleşebilecektir.</p>
<h2>Soybağının Reddi Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p><strong>TMK M. 283 hükmüne göre;</strong> <em>“soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır”.</em> Bu hüküm uyarınca soybağının reddi davası, davacının ve davalının dava veya çocuğun doğumu sırasındaki yerleşim yeri aile mahkemesinde açılabilecektir.<br />
Taraflardan hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması halinde, soybağının reddi davasında yetkili mahkeme 5718 sayılı MÖHUK m.41 hükmüne göre belirlenecektir.</p>
<h2>Soybağının Reddi Davasını Kimler Açabilir?</h2>
<p>TMK M.286 uyarınca soybağının reddi davası açma hakkını, kural olarak koca ve çocuğa tanımıştır. Kocanın ve çocuğun dava hakkı birbirinden bağımsızdır. Soybağının reddi davası esas itibariyle, çocuğun babasının koca olduğu düşüncesine dayanan babalık karinesinin çürütülmesine dayandığı için soybağının reddi davası açma hakkı ilk planda kocaya tanınmıştır. Çocuk, soybağının reddi davası açma hususunda ayırt etme gücüne sahip değilse, soybağının reddi davası çocuğa atanacak kayyım tarafından açılacaktır <em>(TMK M.291/f.2)</em>. Çocuğun dava açmadan ölmesi halinde de, soybağının reddi davası açma hakkı sona erecektir. Dava hakkının mirasçılara geçmesi söz konusu olmaz.<br />
Soybağının reddi davası koca tarafından açıldığında, davalı tarafta ana ve çocuk yer alır <em>(TMK M.286/f.1)</em>. Soybağının reddi davasında, ana ve çocuk arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu için davanın her ikisine açılması gerekir. Sadece ana ya da sadece çocuğa karşı açılan dava reddedilir. Çocuk kural olarak, kayyım tarafından temsil edilecektir. Soybağının reddi davası çocuk tarafından açıldığında, davalı tarafta ana ve koca yer alır <em>(TMK M.286/f.2)</em>. Davayı çocuk adına kayyım açtığında da davalı ana ve kocadır. Bu durumda da, ana ve koca arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunur.</p>
<h2>Soybağının  Reddi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</h2>
<p>Soybağının reddi davalarında görevli mahkeme; <em>“Aile Mahkemeleri&#8217;dir.”</em></p>
<p>Soybağının reddi davalarında yetkili mahkeme; <em>“taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir.”</em></p>
<h2>Soybağının Reddi Davasında Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı</h2>
<p>TMK M.289 koca ve çocuk tarafından açılacak dava için, TMK M.291 ise diğer ilgililer ve kayyım tarafından çocuk adına açılacak dava için hak düşürücü süreler öngörmektedir. Belirtelim ki, öngörülen sürelerin hak düşürücü süre olması sürelerin durmasına ve kesilmesine engel teşkil eder. Keza, sürenin geçtiği hakim tarafından re’sen dikkate alınır. Sürenin hesaplanmasında TBK M.92/b.3 hükmü kıyasen uygulanır.</p>
<p>Koca, soybağının reddi davasını, çocuğun doğumunu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır <em>(TMK M.289/f.1)</em>. Çocuk ise, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde soybağının reddi davasını açmalıdır <em>(TMK M.289/f.2)</em>. TMK M.291/f.2 ise, ergin olmayan çocuğa atanacak kayyımın, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde soybağının reddi davasını açmasını öngörmektedir. Diğer ilgililer soybağının reddi davasını, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde açmalıdır <em>(TMK M.291/f.1).</em></p>
<h3>Babanın Çocuğunu Tanımaması</h3>
<p>Kocanın ana ile cinsel ilişkide bulunmasının imkansızlığının ispatlanmasına yol açacak iç etkenler, eşlerden kaynaklanan fiziki ya da psikolojik sebeplere dayanabilir. Ana ile bir arada bulunmakla beraber ananın kritik gebe kalma döneminde kocanın felci olması gibi ana ile cinsel ilişkiye girmesini fiilen engelleyecek ölçüde sağlık sorunlarının bulunması fiziki sebebe, koca ile karısı arasında hayat tecrübelerine göre cinsel ilişki kurulmasına imkan vermeyecek ölçüde düşmanlık ya da yabancılaşmanın bulunması psikolojik sebebe örnek gösterilebilir.</p>
<p>Kocanın kendi cinsel ilişkisi ile çocuğun doğumu arasında nedensellik bağının bulunmadığını ispatlaması mümkündür. Kocanın bu durumu ispatlaması halinde baba sıfatıyla çocuğunu tanımaması gündeme gelmiş olacaktır.</p>
<h3>Soybağının Reddi Davasında DNA Testi</h3>
<p>Taraflardan birinin talebi ile birlikte kan muayenesi ya da genetik incelemeler (DNA) yolu ile doğrudan doğruya babalığın ispatını sağlamak amacıyla işlemler yapılabilir. Ancak belirtmek gerekir ki, Yargıtay; kan muayenesi sonucu davalının baba olma olasılığının bulunduğu sonucuna varılmasının ispat için yeterli olmayacağı, bu sonucun diğer deliller ile desteklenmesi gerektiği görüşündedir.</p>
<h3>Soybağının Reddi Davasında İspat</h3>
<p>Tanımanın iptali davasının başarılı olabilmesi, davacının, tanıyanın baba olmadığını ispatlamasına bağlıdır <em>(TMK M.299/f.1)</em>. Kural, tanıyanın baba olmadığının ispatlanması ise de, TMK M.299/f.2 hükmünde, ispat yükü, davanın ana ve çocuk tarafından açılmış olması ile diğer ilgililer tarafından açılmış olması halleri için farklı şekilde dağıtılmıştır.</p>
<p>Tanımanın iptali davası ana ve çocuk dışındaki diğer ilgililer tarafından açılmışsa, davacı, tanıyanın baba olmadığını ispat edecektir. Tanıyanın baba olmadığının ispatlanması, tanıyan ile ananın cinsel ilişkilerinin bulunmadığının, çocuğun tanıyanın cinsel ilişkisinin ürünü olmadığının ispatlanması ile gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Tanımanın iptali davasının ana ve çocuk tarafından açıldığı hallerde ise TMK M.299/f.2 hükmü, davacının ispat yükünü hafifletmiştir. <strong>Bu hükme göre</strong>, <em>“Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.”</em></p>
<h3>Soybağının Reddi Davası Dilekçesi</h3>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL (…) ANADOLU MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI :</strong> (Nüfusta baba olarak belirtilen kişi)</p>
<p><strong>VEKİLİ :</strong> Av. Buğra ÇAPA</p>
<p><strong>DAVALI :</strong> (Anne ve Çocuk)</p>
<p><strong>KONU :</strong> Soybağının Reddi Talebimizi İhtiva Eder.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR :</strong></p>
<p>Davacı/Koca müvekkil, davalı anne ile 7 yıldır evlidir. Davalı anne, müvekkili aldatmış ve akabinde evi terk etmiştir. Müvekkil ve davalı uzun süredir ayrı yaşamaktadırlar. Davalı/Annenin evi terk etmesinin ardından Mehmet isimli çocuk doğmuştur.</p>
<p>Müvekkil, tarafların evlilik birliği içerisinde doğan Mehmet’in babası olduğunu haklı nedenlerle kabul etmemektedir. Zira, Mehmet isimli çocuk davalının evi terkettiği dönemde ana rahmine düşmüş ve devamında doğmuştur. Bu süreçte, müvekkilin kendi cinsel ilişkisi ile çocuğun doğumu arasında nedensellik bağı bulunmamaktadır. Müvekkil ve davalı uzun zamandır fiilen ayrı yaşamaktadırlar ve kavgalıdırlar. Bu sebeplerle cinsel birlikteliklerinin gerçekleşmesinin imkansızlığı izahtan varestedir.</p>
<p>Çocuk Mehmet’in üstün menfaati bakımından tıbbi inceleme yapılarak soybağının reddi ve çocuk Mehmet’e bir kayyım tayini için Sayın Mahkeme’ye başvurma mecburiyetimiz tarafımızca hasıl olmuştur.</p>
<p><strong>NETİCE VE TALEP :</strong> Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız sebeplerle müvekkilin çocuğu olmayan Mehmet için nesebin reddine, bir kayyım tayinine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.</p>
<h4>Soybağının Reddi Davasında Karar ve Sonuçları</h4>
<p>Soybağının reddi kararı yenilik doğuran hüküm niteliğindedir. Dolayısıyla hükmün kesinleşmesiyle birlikte, çocuk ile koca arasındaki soybağını, geçmişe etkili olarak, çocuğun doğumu tarihinden itibaren ortadan kaldırır. Çocuk doğum tarihinden itibaren baba yönünden soybağına sahip olmayan çocuk haline gelir. Çocuğun anası ile olan soybağını ise etkilemez. Soybağın reddi kararı, çocuğun babası ile olan soybağı yönünden statüsünü belirlediği için herkesi bağlar.</p>
<h4>Soybağının Reddi Davasında Harç ve Ücretler</h4>
<p>Soybağının reddi davasının açılması aşamasında yatırılacak harç miktarı sabit olup her yıl değişmektedir. 2025 yılı itibariyle davacı tarafından yatırılacak harç miktarı ortalama 10.000,00-TL’dir.</p>
<p>Dava devam ederken tebligat giderleri veya tıbbi incelemeler için yapılacak masraflar davacı tarafından tahsil edilecek olup davanın sonucuna göre işbu masraflar taraflara yüklenecektir.</p>
<h4>Soybağının Reddi Davasında Avukatlık Ücreti</h4>
<p>2025 yılı itibariyle Türkiye Barolar Birliği tarafından yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 80.000-TL’den az olmamak üzere ve her olayın mahiyetine göre avukatlık ücretleri değişkenlik göstermektedir.</p>
<h4>Soybağının Reddi Davası Basit Yargılama Mıdır?</h4>
<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre basit yargılama usulü uygulanacak davalar belirtilmiş olup soybağının reddi davası bu davalardan değildir. Bu sebeple, TMK M. 284’e göre soybağının reddi davasında<strong> yazılı yargılama usulü uygulanır.</strong></p>
<h4>Soybağı Reddedilen Çocuk İçin Ödenmiş Nafakaların Geri Ödenmesi Mümkün Mü?</h4>
<p>Soybağının reddi kararı ile birlikte, çocuk ile koca arasındaki soybağı geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için, kocanın çocuğa karşı soybağının bulunmasından kaynaklanan bakım ve eğitim giderlerini karşılama ile nafaka yükümlülükleri sona erdiği gibi, çocuğa karşı daha önce yerine getirilmiş edimlerin iadesi sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde (TBK M.77 vd.) anneden ve çocuk ile soybağının kurulması halinde gerçek babadan talep edilebilir. Çocuğa karşı böyle bir talebin yöneltilmesine TBK M.79/f.1 engel teşkil eder.</p>
<h4>Anne Soybağının Reddi Davası Açabilir Mi?</h4>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 286. Maddesi soybağının reddi davası açma hakkını kural olarak, koca ve çocuğa tanımıştır. Çocuğun anne tarafından meydana geldiği hukuk düzeninde kesin bir karinedir. Dolayısıyla anne, soybağının reddi davasını açamaz.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/soybaginin-reddi-davasi/">Soybağının Reddi Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/soybaginin-reddi-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
