Ceza HukukuMakalelerimiz

Görevi Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası

Görevi kötüye kullanma suçu ile kamu görevinde disiplin sağlamak suretiyle kamu idaresinin düzenli, etkin, dürüst ve tarafsız biçimde işlemesi amaçlanmaktadır. Kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlaması halinde görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelir.

Bu yazımızda “görevi kötüye kullanma suçu ve cezasına” ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.

Görevi Kötüye Kullanma Nedir? (TCK M.257)

Görevi kötüye kullanma suçunun madde gerekçesinde belirtildiği üzere, kamu faaliyetlerinin gerek eşitlik, gerek liyakat açısından adalet ilkelerine uygun yürütüldüğü hususunda toplumda olan güvenin ve inancın sarsılmaması gerekmektedir. Kamu görevlisinin, görevini yaparken muhatabı olan kişilere zarar vermesinin ya da onlara haksız kazanç sağlamasının önüne geçilmesi de amaçlandığından, bu suçla diğer bireylerin de korunduğu söylenebilir.

Yargıtay’a göre; görevi kötüye kullanma suçunda, kötüye kullanılan bizzat görev değil kamu sahip olduğu yetkidir. Kamu görevlisinin kendi görev alanına giren yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle mevzuat ve etik kuralların öngördüğü usul ve esaslardan farklı bir biçimde yapması görevde yetkinin kötüye kullanılmasıdır.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Cezası 2025

5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 257. maddesine göre;

(1) “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Türk Ceza Kanunu m.257/1’e göre; kamu görevlisi olarak görev sorumluluklarına aykırı davranarak, kişilere veya kamuya zarar veren kişi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.

(2) “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Türk Ceza Kanunu m.257/2’ye göre; kamu görevlisi olarak görev sorumluluklarını yerine getirmekte ihmalkar davranan veya gecikme göstererek, kişilere veya kamuya zarar veren kişi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Şartları

Görevi kötüye kullanma yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilen özgür bir suçtur (TCK m.6/1-c). Kimlerin kamu görevlisi sayılacağı konusunda ölçü ise, bu kişinin yerine getirdiği faaliyetin kamusal nitelik taşımasıdır. Dolayısıyla kamu hizmeti gören kişiler de bu suçun faili olabilir. Kamu görevlisi olmayan kişiler bu suça azmettiren veya yardım eden olarak iştirak edebilirler (TCK m.40/2).

TCK m.257’de esasen iki ayrı suç tipinin düzenlenmiş olduğu göze çarpmaktadır. TCK m.257/1’de “görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle” görevi kötüye kullanma; TCK m.257/2’de “görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek suretiyle” görevi kötüye kullanma düzenlenmiştir. Bu nedenle, ikinci fıkradaki suça “ihmali davranışla işlenen görevi kötüye kullanma suçu” da denilebilir. Bu açıdan TCK m.257/1 ve TCK m.257/2’yi düzenleme açısından ayrı ayrı ele almak gerekir.

Suçun Görevin Gereklerine Aykırı Hareket Etmek Suretiyle İşlenmesi

Suçun oluşması için öncelikle kamu görevlisinin “görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi” gerekir. Bunun için de, kamu görevlisinin gerçekleştirdiği hareketin görevine giren bir konuya ilişkin olması aranır. Eğer kamu görevlisi, görev alanına girmeyen bir tasarrufta bulunmuş ise, görevi kötüye kullanma suçu değil yerine göre başka bir suç, örneğin; kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçu (TCK m.262) veya yalnızca disiplin suçu oluşabilir. Failin davranışının görevin gereklerine aykırı olması ise, göreve ait yetkilerin amaç dışında ve kullanılması için öngörülen sınırlar aşılmak suretiyle kullanılmış olması, failin yürüttüğü kamusal faaliyetle ilgili olarak kendisine yüklenmiş olan davranış normlarına aykırı hareket etmesidir. Hareketin görevin gereklerine uygunluğu ya da aykırılığı, idare hukuku kurallarına ve bu doğrultuda oluşmuş uygulamaya göre belirlenir.

Uygulamada özellikle görev sınırının veya kanuni yetkinin aşılması, takdir yetkisinin amaca aykırı ya da açıkça kötüye kullanılmış olması, bir işlemin yapılması kanunun öngördüğü şartlara uyulmamış olması, görev nedeniyle elde bulundurulan eşyanın başka amaçlar için kullanılması, görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilmektedir. Örneğin; tanık ifadesinin değiştirilerek tutanağa geçirilmesi, davacının davadan vazgeçmediğine ilişkin beyanının duruşma tutanağına “vazgeçtim” biçiminde geçirilmesi, sınav açılmadığı halde yasa ve yönetmelik hükmüne aykırı davranarak belediye başkanının birisine (sınav kazandı) belgesi vermesi, uyulması zorunlu bir mahkeme kararına aykırı hareket edilmesi, hak bakıcısı olan kişinin bir aboneye ait telefonu PTT haberi olmaksızın başka bir yere nakletmesi gibi eylemleri Yargıtay, görevi kötüye kullanma olarak nitelendirmiştir.

TCK m.257/1’deki görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için failin görevin gereklerine aykırı icrai bir davranışının mevcut olması gerekir. Yalnızca hareketsiz kalınmış olması durumunda, görevin gereklerine aykırı hareket edilmiş olmayacağından, uygulanacak hüküm TCK m.257/1 değil, TCK m.257/2 olacaktır. Bu ayrım önemlidir, çünkü ikinci fıkradaki suçun cezası daha hafiftir. O halde, suçun her iki işlenme biçimi arasındaki fark, ilkinde davranışın icrai, ikincisinde ise ihmali olmasıdır. Türk Ceza Kanunu açısından, kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı davranmış olması ya da görevin gereklerini yerine getirmede ihmal veya gecikme göstermiş olması yetmemekte ayrıca; kişilerin mağduriyetine neden olma veya kamunun zararında neden olma ya da kişilere haksız bir yarar sağlanması gerekmektedir.

Suçun Görevin Gereklerini Yapmakta İhmal Veya Gecikme Göstererek İşlenmesi

TCK m.257/2 bakımından da, failin gereğini yapmakta ihmal veya gecikme gösterdiği (ya da hiç yapmadığı) işlemin görevine girmesi, yani yapmak veya geciktirmemekle yükümlü olduğu bir işlemin olması gerekir. Yargıtay’a göre köy muhtarlarına hazineye ait taşınmazları koruma görevi verilmediği için, muhtarın resmi kurumlara ait taşınmazlara tecavüzü önlememesi bu suçu oluşturmaz. Bu bakımdan yapması mecburi olan bir görevi yerine getirmemek şeklinde ortaya çıkmayıp da, yalnızca kurum düzenine aykırı davranmak ancak disiplin cezasını meydana getirir. Yargıtay, suçun korunduğu hukuksak yarardan hareketle, failin kendisi ile ilgili olan bir işi yerine getirmemesinin de bu suçu oluşturacağı sonucuna varmıştır. Benzer şekilde, kamu görevlisinin bir akrabası aleyhine olan bir işte görevlendirilmesi durumunda, bu görevi yerine getirmemesi de suç oluşturur.

TCK m.257/2’de yer alan suç tipi, görevin gereği olan işlemi yapmakta ihmal veya gecikme göstermek (ya da hiç yapmamak) suretiyle işlenebilen, kendi içinde seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun maddi unsuru olan “ihmal”, yerine getirilmesi gereken bir görevin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi, “gecikme”, belirli bir süre içinde yapılması gereken bir işlemin bu süre geçtikten sonra yapılması anlamına gelir. Bu bakımdan, görevin yapılması için belirli bir süre öngörülmüş ise, bu süre henüz dolmadan suç oluşmaz. Gecikme durumunda, görev geç de olsa yapılmış bulunmakla birlikte, yine de bir ihmali suçla karşılaşılır. Görevin geç yerine getirildiğinden söz edebilmek için, bu görevin belirli bir süre içinde yapılmasını zorunlu kılan bir durum olmalıdır. Süre, kanundan çıkabileceği gibi, somut olayın özelliklerinden de çıkabilir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Soruşturma Aşaması

Görevi kötüye kullanma suçunu işleyen kamu görevlisi bakımından soruşturma izni alınmadan savcılık tarafından soruşturma süreci başlatılmaz. Soruşturma izni alınması, savcılık tarafından soruşturma sürecinin yürütülebilmesi için zorunlu bir ön şarttır. Savcılık, kamu görevlisinin işlemiş olduğu suça yönelik ifadesinin alınabilmesi için, kamu görevlisinin bağlı bulunduğu idari birime soruşturma izni almak üzere talepte bulunur. Savcılık bu aşamada tedbir olarak yapılması gereken işlemleri yapar.

Savcılık tarafından; kamu görevlisinin ifadesinin alınması, delillerin toplanması ve iddianame yazılması süreci gibi işlemler soruşturma aşamasında gerçekleşir. Görevi kötüye kullanma suçu ile ilgili olarak şüpheli konumunda olan kamu görevlisinin bu aşamada, gündeme gelen hapis cezası ve diğer yaptırımlar bakımından hak mahrumiyeti yaşamaması adına savunma dilekçesinin sunulması ve soruşturma dosyasının teknik olarak takip edilmesi önem arz etmektedir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Görevi kötüye kullanma suçu şikayete tabii bir suç olmadığından, herhangi bir şikayet süresi söz konusu olmaksızın savcılık tarafından suçun öğrenildiği an re’sen soruşturma başlatılır. Kamu davasına müdahil olan kimsenin şikayetten vazgeçmesi de ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.

Görevi kötüye kullanma suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır, dava zamanaşımını açıklamak gerekirse soruşturma aşamasının suçun işlenmesi ile birlikte 8 yıl içerisinde açılması gerektiğini ifade edebiliriz. Görevi kötüye kullanma suçunda ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır, ceza zamanaşımı olarak belirtilen ise başlatılan bir soruşturma süreci ile birlikte yargılamanın suçun işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içerisinde sonuçlanması gerektiğini söyleyebiliriz.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Manevi Unsuru

TCK m. 257’nin her iki fıkrasında düzenlenen suç tipinin oluşumu genel kastı gerektirir. Dolayısıyla ilk fıkradaki suçun manevi unsuru genel kast olup, failin yaptığı hareketin görevin gereklerine aykırı olduğunu, kanunda öngörülen neticelerden birini doğurduğunu bilmesi ve bunu istemesi yeterlidir. İkinci fıkra açısından da, failinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterdiğini ve kanunda öngörülen neticelerden birini doğurduğunu bilmesi ve bunu istemesi yeterlidir. Yargıtay da genel kastın varlığını yeterli görmektedir. Buradaki hareket ihmali olmakla birlikte bu davranış (yani ihmal ya da gecikme göstermek) kasıtlı olmalıdır. Kanun, bu suçun taksirli şeklini cezalandırmış değildir.

Örneğin, ilçe kaymakamının köye geldiği gün okula bayrak çekmeyi unutan kişinin eyleminde görevi ihmal kastı yoktur. Müteahhit firma lehine gerçekleştirilen fazla tahakkuk, iş yoğunluğunun neden olduğu beşeri hatadan kaynaklandığı için olayda suç işleme kastı yoktur. İş yoğunluğu sebebiyle bazı işlemleri yapmayan ya da geç yapan Cumhuriyet Savcısı açısından görevi savsama kastı yoktur. Kast neticeyi de kapsadığından failin “kişilerin mağduriyetine” veya “kamunun zararına” neden olduğunu ya da “kişilere haksız bir kazanç sağladığını” bilmesi ve istemesi de gerekecektir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu İkame Hüküm Niteliği

TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin düzenleme genel ve tamamlayıcı niteliktedir. Bu nedenle, görevin kötüye kullanılmasını ifade eden hareketin başka bir suçu oluşturmaması gerekir. Şayet hareket bir başka suçun unsurunu veya nitelikli halini oluşturmakta ise, ayrıca TCK m.257’den dolayı faile ceza verilemez. Örneğin, görevi kötüye kullanmak suretiyle bir tutukluya işkence eden muhafız, yalnızca işkenceden (TCK m.94), denetim görevinde titiz davranmayarak dairesinde zimmet suçunun işlenmesine sebep olan daire amiri denetim görevinin ihmalinden (TCK m.251/2) cezalandırılacaktır. Bu durumlarda, TCK m.257’den ayrıca ceza verilmeyecektir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Yetkili ve Görevli Mahkeme

Görevi kötüye kullanma suçunda görevli mahkeme “Asliye Ceza Mahkemesi’dir.” Görevi kötüye kullanma suçunda yetkili mahkeme ise “suçun işlendiği yer mahkemesidir.”

Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikayete Tabi Midir?

Görevi kötüye kullanma suçu şikayete tabii bir suç değildir. Kamu görevlisinin, hakkında görevini kötüye kullandığından bahisle ihbar edilmesi ile birlikte suç, savcılık tarafından re’sen soruşturulur.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Uzlaştırma Var Mıdır?

Şikayete tabi olmayan suçlar uzlaştırmaya da tabii değildir. Bu nedenle görevi kötüye kullanma suçu CMK m.253 uyarınca uzlaşma kapsamında değildir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Var Mıdır?

Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanacağı suç tipleri istisnaidir ve ilgili suç tiplerini tanımlayan kanun maddelerinde belirtilmiştir. Türk Ceza Kanun’unda görevi kötüye kullanma suçunun işlenmesi halinde, bu suça ilişkin “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple görevi kötüye kullanma suçunun işlenmesi halinde sanık kişiye etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayacak, ceza indirimine gidilmeyecektir.

Cezanın Adli Para Cezasına Çevrilmesi Mümkün Müdür?

Adli para cezası, hapis cezası yerine veya hapis cezası ile beraber uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Görevi kötüye kullanma suçu sonucunda verilecek hapis cezasının 1 yılı aşmadığı hallerde hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülerek infazı mümkündür.

Uzman Ceza Avukatından Destek Almak Neden Önemli?

Görevi kötüye kullanma suçunda; kamu görevlisi olan şüpheli/sanık yönünden gerek soruşturma (savcılık) gerekse kovuşturma (yargılama) sürecinde ceza avukatının desteği önem arz etmektedir. Tehdit suçu ile yargılanan şüpheli veya sanık bakımından ise şartları tespit edildiğinde ve hukuki gerekçelerin sunulması vasıtasıyla, kamu görevlisi bakımından beraat veya indirimli ceza nedenleri ceza avukatı aracılığıyla incelenir.

Av. Buğra Çapa

Av. Buğra Çapa, Tekirdağ Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk eğitimi almıştır. 2019 yılında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Bilgi Al!