<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eşya ve Miras Hukuku | Çapa Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://www.capa.av.tr/miras-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.capa.av.tr/miras-hukuku/</link>
	<description>Çağlayan Avukat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 11:00:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2022/11/capa-hukuk-ikon.png</url>
	<title>Eşya ve Miras Hukuku | Çapa Hukuk Bürosu</title>
	<link>https://www.capa.av.tr/miras-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:44:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=3032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk sistemimizde &#8220;ortaklığın giderilmesi davası&#8221; olarak tanımlanan, &#8220;İzale-i Şuyu&#8221; davası olarak bilinen dava türü, paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınır veya taşınmaz mallar üzerindeki ortaklığın tasfiyesini sağlayan bir hukuki yol olarak öne çıkmaktadır. Bu dava, mülkiyetin bireyselleştirilmesi veya bedelinin paylaştırılması yoluyla taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini sona erdirmeyi amaçlamaktadır. Bu yazımızda İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi/">İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk sistemimizde &#8220;ortaklığın giderilmesi davası&#8221; olarak tanımlanan, &#8220;İzale-i Şuyu&#8221; davası olarak bilinen dava türü, paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınır veya taşınmaz mallar üzerindeki ortaklığın tasfiyesini sağlayan bir hukuki yol olarak öne çıkmaktadır. Bu dava, mülkiyetin bireyselleştirilmesi veya bedelinin paylaştırılması yoluyla taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini sona erdirmeyi amaçlamaktadır.</p>
<p>Bu yazımızda İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası detaylıca ele alınmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Ortak Mülkiyet Nedir?</h2>
<p>Ortaklığın giderilmesi davasının temelini oluşturan ortak mülkiyet, bir mal üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet hakkına sahip olmasını ifade eden bir hukuki durumdur. Türk Medeni Kanunu (TMK), bu müesseseyi paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyet olarak iki kategori altında düzenlemektedir</p>
<p>Paylı Mülkiyet: Türk Medeni Kanun’un 688. maddesinde düzenlenen paylı mülkiyet, birden çok kişinin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeye belirli paylarla malik olması halidir. Her bir paydaşın, kendi payı üzerinde bağımsız olarak tasarruf etme yetkisi bulunmakla birlikte malın bütünlüğü üzerinde tasarrufta bulunabilmek için tüm paydaşların rızası aranır. Paylı Mülkiyette, paydaşların pay oranları açıkça belirlenmiştir.</p>
<p>Elbirliği Mülkiyet: Türk Medeni Kanun’un 701-703. maddelerinde düzenlenen elbirliği mülkiyeti ise kanun veya sözleşme gereği ortaklar arasında oluşan topluluk nedeniyle payları belirlenmeksizin bir şeye malik olma durumudur. Bu tür mülkiyette, ortakların tasarruf yetkileri ancak oybirliği ile mümkün olup her bir ortak tek başına malın hiçbir kısmı üzerinde bağımsız bir hak iddia edemez ve mal üzerinde tasarrufta bulunamaz.</p>
<h2>Ortak Mülkiyet Nasıl Sona Erer?</h2>
<p>Ortak mülkiyet ilişkisi çeşitli hukuki yollarla sona erebilir. Bu yollar şu şekildedir;</p>
<ul>
<li><strong>Rızai Taksim (Anlaşma Yoluyla Paylaşma):</strong> Ortakların, ortaklığa konu mal üzerinde anlaşmaya vararak aralarında taksim etmeleri veya satarak bedelini paylaşmaları ortak mülkiyet ilişkisinin sona erme yöntemlerinden biridir.</li>
<li><strong>Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu Davası):</strong> Ortaklar arasında rızai taksim konusunda anlaşamaması halinde, ortaklardan herhangi birinin veya bir kısmının mahkemeye başvurarak ortaklığın sonlandırılmasını talep etmesiyle açılan bir davadır.</li>
<li><strong>Malın Bütün Halinde Devri:</strong> Ortak mülkiyete konu malın tamamının üçüncü bir kişiye satılması veya devredilmesi durumunda da ortaklık kendiliğinden sona erer.</li>
</ul>
<h2>İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Nedir?</h2>
<p>İzale-i Şuyu davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallar üzerindeki ortaklık ilişkisini sona erdirmeyi hedefleyen, yenilik doğurucu nitelikte bir davadır. Ortaklığın giderilmesi davasının açılabilmesi için ortaklığın sürdürülmesine ilişkin bir sözleşmenin mevcut olmamalıdır.</p>
<p>Bu davanın temel amacı; ortakların artık müşterek (elbirliği) halinde mülkiyet ilişkisini sürdürmek istememeleri halinde, bu hukuki ilişkiyi sonlandırarak her bir ortağın kendi bağımsız payına veya malın tasfiye bedeline kavuşmasını sağlamaktır.</p>
<h3>Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu</h3>
<p>Asıl olan, taşınmazın paydaşlar arasında aynen paylaştırılarak ortaklığın giderilmesini sağlamaktır. Bundan dolayı paydaşlardan birinin aynen paylaşmayı istemesi ve aynen bölünmenin mümkün olması halinde taşınmazın aynen bölünerek ortaklığın giderilmesine karar vermek gerekir. Aynen taksim, ortaklığa konu malın, fiziki ve hukuki olarak bölünerek her bir ortağa kendi payı oranında bağımsız bir bölüm tahsis edilmesi usulüdür.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 699. Maddesinin 1. Fıkrasında da belirtildiği üzere; “Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir.”</p>
<p>Paydaşlardan birinin aynen paylaşmayı istemesi ve aynen bölünmesi mümkün olması halinde taşınmazın aynen bölünerek ortaklığın giderilmesine karar verilmektedir. Paylaşma konusunda paydaşlar arasında anlaşmazlık olması halinde hakim de aynen taksim yönünden hakkaniyete göre paylaşılmasına yönelik karar verebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 699. Maddesinin 2. Fıkrasında da belirtildiği üzere; “Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.”</p>
<p>Önemle belirtmek gerekir ki, aynen bölüşmeye karar verilebilmesi için aynen bölünmenin imar mevzuatı yönüyle mümkün olması ve aynen paylaşmanın taşınmazın değerinde önemli bir değer azalmasına sebebiyet vermemesi gerekmektedir.</p>
<h3>Satış Suretiyle İzale-i Şuyu</h3>
<p>Ortaklığa konu mal, niteliği itibarıyla aynen taksime elverişli değilse veya aynen taksim edilmesi halinde malın değerinde önemli bir azalma meydana gelecekse, mahkeme malın açık artırma yoluyla satılmasına ve elde edilen bedelin ortaklar arasında payları oranında paylaştırılmasına karar verir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 699. Maddesinin 3. Fıkrasında da belirtildiği üzere; “Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.” Satış suretiyle tasfiye, malın bütünlüğünü koruyarak en yüksek piyasa değeri üzerinden elden çıkarılmasını ve dolayısıyla ortakların haklarının azami düzeyde korunmasını sağlamayı hedefler.</p>
<h2>İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasının Açılma Süreci</h2>
<p>İzale-i şuyu davası, arabuluculuk prosedürü tamamlandıktan sonrasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;ne sunulacak bir dava dilekçesi ile başlar. Bu dilekçede, ortaklığın giderilmesi talep edilen malın niteliği, ortakların kimlik bilgileri, pay oranları (paylı mülkiyette) ve davanın nedenleri açıkça belirtilmelidir. Davayı açma yetkisi, ortaklardan herhangi birine aittir.</p>
<h2>İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasının Şartları</h2>
<p>Ortaklığın giderilmesi davası için belirli şartların varlığı aranmaktadır. Sıralamak gerekirse;</p>
<ul>
<li><strong>Ortak Mülkiyetin Varlığı:</strong> Dava konusu mal üzerinde paylı veya elbirliği mülkiyetinin bulunması zorunludur.</li>
<li><strong>Ortaklığın Giderilmesi Talebi:</strong> Ortaklardan en az birinin bu ortaklığın sonlandırılması yönünde açık bir iradesinin ve talebinin olması gerekir.</li>
<li><strong>Taraflar Arasında Anlaşma Bulunmaması:</strong> Ortakların, ortaklığı rızai taksim (anlaşma yoluyla paylaşma) yoluyla sonlandırma konusunda anlaşamamış olmaları, davanın açılması için bir ön koşuldur.</li>
<li><strong>Zorunlu Arabuluculuk:</strong> 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla, taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi davaları, mahkemeye taşınmadan önce zorunlu olarak arabuluculuk sürecine tabidir. Bu düzenleme, 5 Nisan 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesiyle yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten sonra arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalar, &#8220;dava şartı eksikliği&#8221; gerekçesiyle usulden reddedilmektedir.</li>
</ul>
<h2>Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Satış</h2>
<p>Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda malın satışına karar verilmesi halinde, bu satış süreci özel hükümlere tabidir. İcra İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca gerçekleştirilir ve satış süreci şu şekildedir:</p>
<ul>
<li><strong>Kıymet Takdiri:</strong> Mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından, ilgili icra müdürlüğü veya görevlendirilecek bilirkişiler aracılığıyla malın güncel piyasa değerinin tespiti yapılır. Bu aşama, satışın adil bir bedelle gerçekleşmesi için temel teşkil eder.</li>
<li><strong>Satış Hazırlıkları:</strong> Kıymet takdirinin kesinleşmesi sonrası, satış ilanları hazırlanır ve ilgili mevzuata uygun olarak duyurulur. İlanlarda malın nitelikleri, muhammen bedeli, ihale tarihleri ve diğer önemli bilgiler yer alır.</li>
<li><strong>Açık Artırma (İhale):</strong> Belirlenen tarih ve yerde açık artırma usulüyle satış gerçekleştirilir. İhale, iki aşamalı yapılır. Birinci ihalede muhammen bedelin %50&#8217;si ve rüçhanlı alacaklar ile satış masraflarını aşması, ikinci ihalede ise en yüksek teklifin oluşması esas alınır.</li>
<li><strong>İhale Bedelinin Ödenmesi ve Tescil:</strong> İhalenin kesinleşmesiyle birlikte en yüksek teklifi veren alıcı tarafından belirlenen süre içinde ihale bedeli ödenir. Akabinde, taşınmazın tapuda veya taşınır malın zilyetliğinin alıcı adına tescili sağlanır.</li>
<li><strong>Bedelin Paylaşımı:</strong> Elde edilen satış bedeli, yasal kesintiler ve masraflar düşüldükten sonra, ortakların tapudaki payları oranında kendilerine ödenir.</li>
</ul>
<h2>Davanın Olası Ret Sebepleri ve Önlemler</h2>
<p>İzale-i şuyu davası, belirli hukuki gerekçelerle reddedilebilir. Bu ret sebepleri ve alınabilecek önlemler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Aynen Taksimin Mümkün Olması:</strong> Eğer mahkeme, malın aynen taksiminin hem hukuken hem de fiilen mümkün olduğuna ve bu durumun malın değerinde esaslı bir azalmaya yol açmayacağına karar verirse, satış talebi reddedilerek aynen taksim hükmü kurulabilir.</li>
<li><strong>Paydaşların Tamamının Davaya Dahil Edilmemesi:</strong> Ortaklığın giderilmesi davasında tüm paydaşlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı ilişkisi vardır. Davada eksik taraf bulunması halinde, mahkeme davacıya bu eksikliği gidermesi için süre verir giderilmemesi durumunda dava usulden reddedilir.</li>
<li><strong>Malın Mülkiyetinin Davacıya Ait Olmaması:</strong> Davacının, dava konusu mal üzerinde mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti hakkına sahip olmaması halinde dava reddedilecektir.</li>
</ul>
<h2>Ortaklığın Giderilmesi Dava Dilekçesi Örneği</h2>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL ANADOLU (…) SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p>İhtiyati Tedbir Taleplidir.</p>
<p><strong>DAVACI :</strong> (İsim-Soyisim-Tckn) Adres:</p>
<p><strong>DAVALILAR :</strong></p>
<p>1-) (İsim-Soyisim-Tckn) Adres: Mernis adresidir.</p>
<p>2-) (İsim-Soyisim-Tckn) Adres: Mernis adresidir.</p>
<p><strong>KONU :</strong> Ortaklığın Giderilmesi Talepli (İzale-i Şuyuu) Davasıdır.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong></p>
<p>Muris (…)&#8217;nın 19.01.2025 tarihinde vefat etmesiyle müvekkil (…) davalılar ile birlikte mirasçı sıfatına haiz olmuştur. Kadıköy (&#8230;) Noterliği&#8217;nin 30.01.2025 tarihli ve (…) yevmiye numaralı mirasçılık belgesinden de görüleceği üzere (EK-1: Kadıköy (&#8230;) Noterliği&#8217;nin 30.01.2025 tarihli ve (…) yevmiye numaralı mirasçılık belgesi sureti murise ait tereke 8 paya bölünmüş ve müvekkil (…)’ya 2 pay düşmüştür. Muris (…)&#8217;nın terekesinin tespiti amacıyla bir kısım davalılar tarafından İstanbul Anadolu (&#8230;) Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2025/… Tereke dosyası ile dava ikame edilmiş ve İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2025/… Tereke, 2025/… Karar sayılı ve 15.02.2025 tarihli gerekçeli kararı ile murise ait terekenin tespitine karar verilmiştir.</p>
<p>Bu kapsamda müteveffa (…)&#8217;nın terekesinde mevcut olan ve işbu dava ile mirasçılar arasındaki ortaklığın giderilmesini talep ettiğimiz taşınmazlar, murisin ilgili taşınmazlar üzerindeki payları ve taşınmazlara ait diğer bilgiler aşağıdaki gibidir;</p>
<p>&#8211; 60/111 oranında paylı mülkiyet sahibi olduğu; &#8221;Adres&#8221; taşınmaz,</p>
<p>&#8211; 495/670 oranında paylı mülkiyet sahibi olduğu; &#8221;Adres” taşınmaz</p>
<p>İzah edilen bu hususlar çerçevesinde; ilgili taşınmazlardaki murise ait olan ve murisin vefatı ile davacı müvekkil ve davalılara miras kalan payların, mirasçılar arasında paylaşılması ve bu paylaşmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için öncelikle ilgili Tapu Müdürlükleri’ne yazı yazılarak terekedeki taşınmazların kayıtlarının istenmesini, ilgili Kadastro Müdürlükleri aracılığıyla taşınmazların krokisinin talep edilmesini ve taşınmazların güncel imar durumunun tespiti için de ilgili Belediye Başkanlıkları’na müzekkere yazılmasını, yanı sıra mahkemenizce gerekli görülen sair tüm hususların araştırılmasını, yapılan incelemeler sonucunda da ilgili taşınmazlarda mevcut olan muris (…)’ya ait payların, satışa çıkartılması suretiyle mirasçılar arasında paylaştırılmasını Sayın Mahkemeniz’den talep etmekteyiz.</p>
<p><strong>HUKUKİ NEDENLER :</strong> 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ilgili hükümleri ile sair ilgili yönetmelik, kanun ve içtihatlar</p>
<p><strong>HUKUKİ DELİLLER :</strong></p>
<p>Kadıköy (&#8230;) Noterliği&#8217;nin 31.01.2025 tarihli ve (…) yevmiye numaralı mirasçılık belgesi sureti (EK-1)</p>
<p>İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2025/… Tereke dava dosyası (EK-2: İlgili dosyanın mahkemenizce celbini talep ederiz.)</p>
<p>Taşınmazlara ait tapu ve sair kayıtlar (İlgili kurumlardan celbini talep ederiz.)</p>
<p>Keşif, Bilirkişi İncelemesi, Tanık Beyanları, Yemin ve tüm yasal hukuki deliller.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM :</strong></p>
<p>Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve mahkemenizce resen tespit edilecek sair nedenlerle;</p>
<p>1- İlgili taşınmazlar üzerinde mevcut olan muris (&#8230;)&#8217;ya ait payların satışa çıkartılması suretiyle mirasçılar arasında paylaştırılarak mirasçılar arasındaki ortaklığın giderilmesine karar verilmesini,</p>
<p>2- Herhangi bir hak kaybının yaşanmaması adına ve taşınmazların başkalarına devir ve temliki ile şahsi hak tesislerinin önlenmesi amacıyla, ilgili taşınmazlarda mevcut olan muris (…)&#8217;ya ait taşınmaz paylarına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini,</p>
<p>3- Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, Sayın Mahkemenizden saygılarımızla talep ederiz.</p>
<h3>Ortaklığın Giderilmesi Davasında Muhdesatın Aidiyeti Konusunda Çekişme</h3>
<p>Ortaklığa konu taşınmaz üzerinde, paydaşlardan birinin kendi emeği veya sermayesiyle meydana getirdiği yapı veya eklentilere &#8220;muhdesat&#8221; denir. Türk Medeni Kanunu&#8217;na göre, üst hakkı tesis edilmediği sürece muhdesatın araziye tabi olduğu kabul edilir. Ancak, bir paydaşın kendi payından fazla bir değer katarak muhdesat oluşturması halinde, bu durum mahkemece dikkate alınmaktadır. Muhdesatın aidiyeti konusunda bir çekişme varsa, mahkeme öncelikle bu hususu tespit etmektedir. Bu tespit, satış bedelinin paylaşımında veya aynen taksimde hakkaniyetin sağlanması açısından önem arz etmektedir.</p>
<h3>Ortaklığın Giderilmesi Davası Kime Karşı Açılır?</h3>
<p>İzale-i şuyu davası, ortaklığa konu mal üzerinde paydaş olan tüm kişilere karşı açılmak zorundadır. Bu durum, usul hukukunda &#8220;zorunlu dava arkadaşlığı&#8221; olarak nitelendirilir. Davanın tüm paydaşlara yöneltilmesi, verilecek kararın herkes hakkında bağlayıcı olmasını ve hukuki uyuşmazlığın çözülmesini sağlamaktadır.</p>
<h3>İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme</h3>
<p>İzale-i şuyu davasında görevli mahkeme; Sulh Hukuk Mahkemeleri’dir. Bu davalar, mülkiyetin devri veya ayni hak tesisi niteliğinde olmaktan ziyade, ortaklığın tasfiyesine yönelik davalar olduğundan, değer veya miktar itibarıyla değil, konunun niteliği gereği Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin görevine girer.</p>
<p>İzale-i şuyu davasında yetkili mahkeme ise; genel yetki kuralı gereği taşınır davalarında davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olup taşınmaz mallara ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.</p>
<h3>İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Zamanaşımı</h3>
<p>İzale-i Şuyu davası, ortaklığın giderilmesi talebine ilişkin ayni bir hakka dayandığından, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mülkiyet hakkı, zamanla kaybedilebilecek bir hak olmadığından, ortaklık devam ettiği sürece her zaman ortaklığın giderilmesi davası açma hakkı mevcuttur.</p>
<h3>Ortaklığın Giderilmesi Davası Ne Kadar Sürer?</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi davasının süresi, dava konusu malın niteliğine, tarafların sayısına, uyuşmazlığın karmaşıklığına ve mahkemenin iş yüküne göre değişkenlik göstermektedir. Basit yargılama usulüne tabi olsalar da, özellikle keşif, bilirkişi incelemesi (kıymet takdiri, aynen taksim raporu vb.), tarafların tebligat süreçleri ve itirazlar gibi unsurlar dava sürecini uzatabilmektedir.</p>
<h3>Vekalet Ücreti Maktu Mudur?</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi davalarında mahkemece hükmedilen vekalet ücreti maktu niteliktedir. Bu ücret, her yıl T.C. Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi&#8217;nde belirtilen miktarlar çerçevesinde belirlenir. Buna göre, 2025 yılı itibarıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ortaklığın giderilmesi davaları için 28.500-TL vekalet ücreti öngörülmüştür.</p>
<h3>Ortaklığın Giderilmesi Davasında Mahkeme Harç ve Giderleri 2025</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi davası açılırken belirli yargılama giderleri vardır. Bu giderler; davanın başında yatırılması gereken masraflar olup sıralamak gerekirse; 2025 yılı itibarıyla;</p>
<ul>
<li>Gider Avansı : 2.500-TL,</li>
<li>Peşin Harç : 615,40-TL,</li>
<li>Başvurma Harcı : 281,80-TL,</li>
<li>Vekalet Pulu : 138,00-TL,</li>
<li>Vekalet Harcı : 87,50-TL</li>
</ul>
<p>olmak üzere toplamda 3.622,70-TL’dir. Harcın yanı sıra, yargılama süreci boyunca ortaya çıkabilecek bilirkişi ücretleri, keşif masrafları ve tebligat giderleri gibi kalemler için gider avansı yatırılması gerekir. Bu avansın miktarı, davadaki paydaş sayısıyla doğru orantılı olarak artmaktadır.</p>
<h3>Muhdesat Paydaşların Birine Aitse Ne Yapılır?</h3>
<p>Ortak mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde paydaşlardan birinin emeği veya sermayesiyle meydana getirdiği muhdesatın bulunması ve bunun aidiyeti konusunda bir çekişme olması halinde, mahkeme öncelikle bu çekişmeyi çözer. Ortaklığın giderilmesi konu taşınmazdaki muhdesat (bütünleyici parça) uyuşmazlığı tarafların beyanlarından anlaşılırsa mülkiyet aidiyeti iddiasında bulunan paydaşa, görevli mahkeme muhdesat yönüyle dava açması için süre verir. Muhdesat iddiasında bulunan paydaş muhdesatın tespiti için dava açar ve ortaklığın giderilmesi davasında görevli olan mahkeme bu tespit davasının sonucunu bekletici mesele yapmaktadır. Tespit davası sonucunda muhdesatın paydaşa ait olduğu tespit edilirse satış bedelinin paylaştırılması sırasında bu durum dikkate alınır. Muhdesatın değeri, taşınmazın toplam değerinden düşülerek ilgili paydaşa öncelikli olarak ödenir veya bu değer paylaştırılırken hesaplamalara dahil edilir.</p>
<h3>Ortaklığın Giderilmesi Davasında Arabuluculuk Şart Mıdır?</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında 5 Nisan 2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 37. maddesi ile zorunlu arabuluculuk şartı getirilmiştir. Bu kapsamda, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır ve taşınmaz malların aynen taksimi yahut satış suretiyle ortaklığının giderilmesi talebiyle dava açılmadan önce arabuluculuk süreci zorunlu dava şartı olarak kabul edilmiştir. Arabuluculuk sürecinin tamamlanmaksızın izale-i şuyu davasının açılması durumunda; Mahkemenin, dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesi kaçınılmazdır.</p>
<h3>Davadan Feragat Edildiğinde Dava Reddedilebilir Mi?</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi davası, niteliği itibarıyla çift taraflı bir dava olup bu özelliği nedeniyle kendine özgü hukuki sonuçlar doğurur. Bu bağlamda, davanın davacısı tarafından yapılan feragat beyanı, tek başına davanın sona ermesi sonucunu doğurmaz. Zira feragatin hukuken geçerli kabul edilebilmesi ve buna göre bir hüküm tesis edilebilmesi için, dava konusu taşınmazda pay sahibi olan tüm paydaşların bu feragat beyanına açıkça iştirak ettikleri. Aksi halde, yani davalılardan herhangi birinin veya birkaçının davaya devam etme iradesini sürdürmesi durumunda, davacının feragati hukuki bir sonuç doğurmayacak ve yargılamaya devam edilecektir.</p>
<h3>Dava, Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?</h3>
<p>İzale-i Şuyu davası taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalardan olduğundan verilen satış kararı, <a href="https://www.capa.av.tr/kesinlesmeden-icraya-konulamayacak-kararlar/"><strong>kesinleşmeden icraya konulamaz</strong></a>. Taşınmazın satışı gibi mülkiyetin el değiştirmesine neden olacak kararlar olası hak kayıplarının önlenmesi amacıyla mutlaka tüm yargılama süreci sona erdikten sonra, yani dava kesinleştikten sonra icra edilebilir.</p>
<h3>Adli Tatilde Görülür Mü?</h3>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/adli-tatilde-gorulen-davalar/"><strong>Adli tatil</strong></a>, yargı organlarının yıllık izne ayrıldığı ve dava süreçlerinin genel olarak durduğu dönemdir (20 Temmuz – 31 Ağustos). Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun ilgili hükümleri uyarınca, bazı davalar adli tatilde de görülebilir. İzale-i şuyu davaları, niteliği itibarıyla ivedi işlerden sayılmadığından, adli tatilde görülmezler. Ancak adli tatil sürecinde ortaklığın giderilmesi davaları açılabilecektir.</p>
<h3>Satış Nasıl Engellenir?</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi davalarında satışın engellenmesi, mülkiyet haklarının korunması ilkesine dayanır. Mahkeme, bir ortağın satışın kendisine veya diğer ortaklara ciddi zarar vereceğini ispatlaması durumunda haklı sebeplerin belirlenmesi ile satışı durdurabilir. Ayrıca, satış sürecindeki hukuka aykırılıklar veya usul hataları, mahkemenin satışın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı vermesine neden olabilir. Tapu kayıtlarındaki hatalar veya malın yanlış nitelendirilmesi gibi hukuksal geçersizlikler de satışı engelleyebilir. Satış işleminin yasalara uygun olarak gerçekleştirilmediği durumda; eksik veya hatalı işlemlerin saptanması, satışın geçici veya kalıcı olarak durdurulmasına neden olabilir.</p>
<h3>Ecrimisil Davası ile Birlikte Açılabilir Mi?</h3>
<p>Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası ile <a href="https://www.capa.av.tr/ecrimisil-davasi/"><strong>Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası</strong></a> birlikte açılamamaktadır. Ortaklığın giderilmesi davaları Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 4. maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girerken ecrimisil davaları aynı Kanun&#8217;un 5. maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Bu görev ayrımı, iki davanın usul ekonomisi, ispat yükümlülükleri ve yargılama süreçlerindeki farklılıkları nedeniyle bu iki dava türü bir arada görülmemektedir. Dolayısıyla ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) dava ile ecrimis (haksız işgal tazminatı) davalarının ayrı ayrı açılması gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi/">İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vasiyetnamenin İptali Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/vasiyetnamenin-iptali-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/vasiyetnamenin-iptali-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2024 10:56:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vasiyetin iptali davası, miras hakları ihlal edilen ya da edildiğini iddia eden mirasçılar tarafından açılan bir davadır. Miras bırakan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Yapılan bu tasarruflar ile saklı paylı mirasçının miras payı ihlal olabilir. Bu yazımızda vasiyetin iptali davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/vasiyetnamenin-iptali-davasi/">Vasiyetnamenin İptali Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vasiyetin iptali davası, miras hakları ihlal edilen ya da edildiğini iddia eden mirasçılar tarafından açılan bir davadır. Miras bırakan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Yapılan bu tasarruflar ile saklı paylı mirasçının miras payı ihlal olabilir.</p>
<p>Bu yazımızda vasiyetin iptali davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Vasiyetnamenin İptali Davası Nedir?</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 514. maddesi ile; <em>“Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.”</em> Şeklinde hüküm kurulmuştur. Buradan da anlaşılacağı üzere miras bırakan mal varlığının tamamı ya da bir kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilme özgürlüğüne sahiptir. Mirasbırakanın ölümü ile birlikte Türk Medeni Kanunu ile hükmedilen şartlara aykırı olduğu düşünülür ise vasiyetnamenin iptali davası davası açılır.</p>
<h2>Vasiyetnamenin İptal Sebepleri</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu’nda iptal sebepleri dört başlık altında sınırlı olarak düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Ehliyetsizlik</strong></p>
<p>Vasiyetname, hak ve tasarruf ehliyeti olan kişiler tarafından düzenlenmiş olması gerekir. Eğer bir kişinin tasarrufta bulunmaya ilişkin fiili ehliyeti mevcut değilken vasiyetname oluşturmuşsa vasiyetname ehliyetsizlikten iptal olacaktır. Vasiyetname yapılmasına ehliyeti olması için kişinin ayırt etme gücünü haiz olması ve on beş yaşını doldurmuş olması gerekir.</p>
<p><strong>İrade Sakatlığı (yanıltma, aldatma, korkutma)</strong></p>
<ul>
<li><strong>Yanılma:</strong> vasiyet bırakan kişinin vasiyet konusu olan hususlar o kişinin gerçek iradesine uymayan beyanlar varsa yanılmadan söz edilir. Miras bırakanın tasarrufuna ilişkin beyanın istenmeyerek, isteğine uygun olmaması veya iradesinin oluşmasına etken olan bir hususta gerçek duruma uygunsuzluk hali.</li>
<li><strong>Aldatma:</strong> Aldatma, bir kişiyi gerçeğe aykırı türlü davranışlarla hataya düşürmek ya da hataya düşmüş olan bir kişiyi bu hatasından yararlanmak suretiyle kişiyi gerçek isteğine aykırı olarak bir irade beyanında bulunmaya yöneltmektir. Aldatmada yanılmadan farklı olarak kişinin yanılması kendinden kaynaklı olmayıp, başka bir şahıs tarafından irade fesada uğratılmaktadır.</li>
<li><strong>Korkutma:</strong> Korkutma, vasiyetçinin istemediği bir beyanda bulunmaya zorlayan davranıştır. Korkutma, kişiyi psikolojik olarak etkilemektir yani manevi yönden yapılan baskıyı ifade etmek için kullanılmıştır. Zorlama ise maddi yönden yapılan baskıyı ifade etmek için kullanılmıştır. Neticede korkutmada bir irade açıklaması vardır ancak irade baskı altında açıklandığından gerçeği yansıtmaz bu nedenle sakat olarak açığa çıkmaktadır. Korkutma ile vasiyetname arasında bir illiyet bağı ispat edilebilir ise vasiyetname iptal edilebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Tasarrufun içeriğinin hukuka ve ahlaka aykırı olması</strong></p>
<p>Vasiyetname ile belirlenen tasarrufun hukuka ve ahlaka aykırı olmaması gerekmektedir. Vasiyetname, Türk hukukuna aykırı olmayacağı gibi vasiyetnamenin amacının da sosyal ve ekonomik ahlaka aykırı olmaması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Şekil eksikliği</strong></p>
<p>Ölüme bağlı tasarruflar, sıkı şekil şartlarına bağlanmış olup, Kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı takdirde vasiyetnamenin iptal davasının şartı oluşur. TMK m.531 uyarınca vasiyet, resmi şekilde veya miras bırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir.</p>
<p>Resmi olarak düzenlenen vasiyetname noter huzurunda, imzalı ya da okuma yazma bilmeyen kişi için okunarak anlatılarak parmak bastı olarak yapılması ve tanık ile yapılması gerekmektedir.</p>
<h2>Vasiyetnamenin İptali Davasını Kimler Açabilir?</h2>
<p>Vasiyetin iptali davası açabilecek kişiler Türk Medeni Kanunu ile belirlenmiştir. TMK Madde 558 uyarınca; “İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.” maddesi ile vasiyetnamenin iptali davasını mirasçılar ya da vasiyetname ile lehine miras bırakılan kişilerin açabileceği öngörülmüştür.</p>
<h2>Vasiyetin İptali Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>Vasiyetnamenin şartlara bağlı olmadığını ya da haklı olmadığını düşünen mirasçı ya vasiyet alacaklısı görevli yetkili mahkemeye vereceği dava dilekçesi ile vasiyetnamenin iptali davası açabilecektir. Ancak bu süreçte hukuki olarak herhangi bir hak kaybına maruz kalmamak adına bir avukat ile çalışılmasında fayda bulunmaktadır.</p>
<h2>Vasiyetnamenin Kısmen İptali</h2>
<p>Vasiyetnamenin bir kısmı geçersiz olduğu mirasçılar ya da lehine miras bırakılanlar tarafınca düşünülebilir. Bu noktada vasiyetnamenin kısmen iptali, ile o kısmın geçersizliğinin tespit edilerek iptal edilmesi mahkemeden talep edilebilir. Bu halde iptal edilen kısımlar geçersiz hale gelirken, geçersiz olmayan kısımlar ise geçerli olmaya devam edecektir. Ancak bazı hallerde vasiyetnamenin kısmen iptali söz konusu olmayacaktır. Örneğin şekle bağlı olan resmi vasiyetnamede miras bırakanın ehliyetinin olmaması ya da tanık olmaması halinde vasiyetname kısmen değil tamamen geçersiz olacağından yekün olarak iptal edilecektir.</p>
<h2>Görevli ve Yetkili Mahkeme</h2>
<p>Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1 uyarınca Asliye hukuk mahkemeleridir. Çünkü vasiyetnamenin iptali davalarının konusu mal varlıklarıdır. Konusu malvarlığı olan davalar ilgili kanun uyarınca asliye hukuk mahkemelerinde görülür.</p>
<p>Vasiyetnamenin iptali davasında yetkili mahkeme, TMK m. 576 ile belirlenmiştir. Tenkis davasına görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1 uyarınca asliye hukuk mahkemeleridir. Çünkü tenkis davalarının konusu mal varlıklarıdır. Konusu malvarlığı olan davalar ilgili kanun uyarınca Asliye hukuk mahkemelerinde görülür.</p>
<h2>Zamanaşımı ve Dava Süresi</h2>
<p>Vasiyetnamenin iptali davasının açılması Türk Medeni Kanunu ile belirli sürelere bağlanmıştır. TMK m.559 ile zamanaşımı ve her halükarda dava süresi öngörülmüştür.</p>
<p><strong>Madde 559 &#8211;</strong> <em>&#8220;İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.”</em> şeklinde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>Buradan da anlaşılacağı üzere dava açacak olan kişi veya kişilerin vasiyetnameden haberdar olduğu andan itibaren 1 yıllık zamanaşımı içerisinde dava açması gerekmektedir. Bununla birlikte bu davayı açmak için vasiyetnamenin açılması, mirasın geçmesi üzerinden iyi niyetli davalılar yönünden 10 yıl; iyi niyetli olmayan davalılar yönünden 20 yıl içerisinde dava açma süresi bulunmaktadır.</p>
<h2>Vasiyetnamenin İptali ve Tenkis Süresi</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu m.560/1 uyarınca tenkis davası açabilecek yani davacı olabilecek kişiler, saklı paylı mirasçılardır. Saklı paylı olmayan bir mirasçının tenkis davası açması halinde dava usulden reddedilecektir.</p>
<p>Saklı paylı mirasçının tenkis davası açabilmesi için miras bırakanın vefat tarihinde saklı paylı mirasçı sıfatını haiz olması gerekmektedir. Bununla birlikte birden fazla saklı paylı mirasçı mevcutsa ve bunlardan biri ya da birkaçı saklı payına kavuşmuşsa o kişi veya kişiler tenkis davası açamazlar. Buradan da anlaşılacağı üzere vasiyetnamenin iptali davası, yasal mirasçılar, seçilmiş mirasçılar ve vasiyet alacaklısı olan kişiler tarafından açılabilecekken; tenkis davası sadece saklı paylı mirasçılarca açılabilir.</p>
<h2>Vasiyetnamenin İptali Davası Dilekçe Örneği</h2>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE</strong></p>
<p style="text-align: right;">İhtiyati Tedbir Taleplidir.</p>
<p><strong>DAVACILAR :</strong></p>
<p><strong>VEKİLİ :</strong> Av. Buğra Çapa</p>
<p><strong>DAVALILAR :</strong></p>
<p><strong>KONU :</strong> Vasiyetnamenin iptali, ilgili istemimiz mümkün olmaması durumunda saklı paya tecavüz eden tasarrufun tenkisi talebimizden ibarettir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR:</strong></p>
<p><strong>1-)</strong> …/…/…. doğum tarihli xxx …/…/…4 Tarihinde vefat etmiştir. Murisin yasal mirasçıları şunlardır: xxxxxx. (ek- murise ait mirasçılık belgesi)</p>
<p><strong>2-)</strong> Muris vefat etmeden önce …/…/2024 tarihinde ……….Noterliğinde düzenleme şeklinde vasiyetname hazırlandığı tespit edilmiştir. İlgili vasiyetnameye göre muris, ………. adresinde kayıtlı bulunan gayrimenkuldeki tüm hak ve hisselerini yasal mirasçısı olan …….’in çocukları olan davalılardan … yaşında xxx, … yaşında xxxx, … yaşında xxx, … yaşında xxxx ve 4…. yaşında xxx’e bırakmıştır. (ek- murise ait vasiyetname) İlgili vasiyetnamenin iptali gerekmektedir. Şöyle ki; Türk Medeni Kanun’un 557.maddesine göre vasiyetnamenin iptal sebepleri şunlardır; Ehliyetsizlik, vasiyetnamede yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması, tasarrufun Kanun’da öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olmasıdır. İş bu madde dikkate alındığında dava konusu vasiyetnamenin iptali gerekmektedir.</p>
<p><strong>3-)</strong> Açıklayacak olursak: Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmıştır. Mirasbırakan işlemi yaptığında resmi olarak … yaşındadır. Yani yaşı 65’in üzeridir. Murisin yaşı gereği fiili ehliyeti yoktur. Her ne kadar doktor raporu alınmış olsa da, alınan doktor raporu durum bildirir tek hekim raporudur, eksik ve hukuka aykırıdır.(ek:3 murisa ait doktor raporu) Murisin müteveffa olmadan evvel …………….. vardır, sık sık doktor kontrolüne gitmektedir. Ayrıca yüksek tansiyon rahatsızlığı da bulunan murisin demans hastalığınında olduğu bilinmektedir. Gerek yaşı gerekse hastalıkları sebebiyle tek başına kendi iradesini göstererek vasiyetname yapmaya elverişli fiil ehliyeti bulunmamaktadır.</p>
<p><strong>4-)</strong> Nitekim Yargıtay da, miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından mirasbırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları, reçeteler, vs. eklenerek Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini vurgulamıştır. O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan bir konu olan akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği göz önünde bulundurularak dosyanın mevcut hali ile Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek murisin vasiyetname tarihindeki hukuki işlem ehliyeti yönünden inceleme yapılmasının talep edilmesi, varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yalnızca bir kısım tanık beyanları ve düzenleme şeklindeki vasiyetname ekinde bulunan tek hekim raporu göz önünde bulundurularak eksik incelemeye dayalı davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.</p>
<p><strong>5-)</strong> Gelen müzekkere cevapları ile birlikte vasiyetname tanzim tarihinde murisin hukuki ehliyete sahip olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekmektedir. Murisin bu vasiyetnameyi yaptığı sırada yaşlılığı, rahatsızlıkları ve bakıma muhtaçlığı nazara alındığında kolaylıkla etki altına alınması mümkündür. Ayrıca ilgili vasiyetname, görünürde her ne kadar xxx’in çocukları olan davalılara verilmiş olsa da söz konusu işlemden asıl kazanç sağlayacak olan xxxx’dir. Bu haliyle yapılan vasiyetname muvazaalıdır. Görünürde davalılara bırakılan ilgili taşınmaz gerçekte xxxxxx’e kazanç sağlama maksadıyla yapılmıştır. Bu yönüyle de vasiyetnamenin iptali gerekmektedir.</p>
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM :</strong> Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız sebeplerle;</p>
<p><strong>1-)</strong> Muvaazaya konu olan ……………….. taşınmaza ait tapu kaydına teminatsız şekilde İHTİYATİ TEDBİR konulmasına,</p>
<p><strong>2-)</strong> Murisin ………………. yılları arasında hangi hastalıklardan tedavi gördüğünün ilaçlarının tespiti için Sağlık Bakanlığına, Eczacılar Birliğine veyahut gerekli görülen kuruma müzekkere YAZILMASINA,</p>
<p><strong>3-)</strong> Vasiyetnamenin iptali ile taşınmazların payları oranında mirasçılara TESCİLİNE,</p>
<p><strong>4-)</strong> İptal ve tescilin mümkün olmaması halinde müvekkillere ait ihlal edilmiş saklı pay oranında tenkisi ile bilirkişi raporu sonrası artırılmak üzere şimdilik 1000-TL’nin TAHSİLİNE,</p>
<p><strong>5-)</strong> Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla ve vekaleten arz talep ederiz.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>DAVACI VEKİLİ</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>AV. BUĞRA ÇAPA</strong></p>
<h3>Vasiyetnamenin İptali Davasından Sonra Süreç Nasıl İlerler?</h3>
<p>Mahkemece vasiyetnamenin kısmen ya da tamamen iptaline karar verilebilir. İptaline karar verilen vasiyetnamede iptal edilen kısımlar yönünden sanki hiç vasiyetname hazırlanmamış gibi mirasçılar arasında paylaşım yapılır. Bu sebeple vasiyetnamenin iptali davasının kararının içeriği önem arz etmektedir.</p>
<p>Burada önemle belirtmek isteriz ki, yukarıda ayrıntılı olarak anlattığımız gibi vasiyetnamenin kısmen iptal edilmesi halinde kısmen iptal edilen kısım açısından vasiyetname hüküm ve sonuç doğurur.</p>
<h3>Noterde Yapılan Vasiyetnamenin İptali</h3>
<p>Noterde yapılan vasiyetname, şekil şartlarına uygun olarak yapılmalıdır. Eğer Türk Medeni Kanunu ile öngörülen şekil şartlarına aykırılık söz konusu ise vasiyetname noterde de yapılmış olsa iptal edilebilecektir. Bu noktada el yazısı ile yazılan vasiyetname ile noterde yapılan vasiyetname arasında fark bulunmamaktadır.</p>
<p>Noterde yapılan vasiyetname, resmi vasiyetname olarak adlandırıldığından geçerlilik şartlarını özetlememiz gerekirse;</p>
<ul>
<li>Resmi vasiyetnameler noter huzurunda düzenlenir.</li>
<li>Resmi vasiyetnameler için en az iki tanık şartı bulunmaktadır.</li>
<li>Miras bırakanın vasiyetnameyi okuyup anladığını beyan ederek vasiyetnameyi imzalaması gerekir.</li>
<li>Vasiyetname hazırlayacak kişinin ehliyetinin bulunması gerekir.</li>
<li>Miras bırakanın vasiyetnameyi yanılma, korkutma, aldatma, zorlama altında kabul etmemesi gerekir.</li>
</ul>
<h3>Saklı Payın İhlali Sebebiyle Vasiyetnamenin İptali Davası</h3>
<p>Miras bırakan mal varlığının tamamı ya da bir kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilme özgürlüğüne sahiptir. Ancak miras bırakan mirasçılarının saklı payını aşan şekilde tasarrufta bulunabilir. Bu halde saklı paya sahip olan mirasçılar, ihlal edilen saklı pay oranları için tenkis davası açabilirler. (<a href="https://www.capa.av.tr/tenkis-davasi/"><strong>Tenkis davasına</strong></a> ilişkin yazımıza buradan ulaşabilirsiniz)</p>
<h3>Vasiyetnamenin İptal Edilmesi Halinde Vasiyet Edilen Mal Geri Alınabilir Mi?</h3>
<p>Vasiyetnamenin iptali davasının sonucunda vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş ise vasiyet edilen mal, geri alınabilecektir. Vasiyetnamenin açılması ve vasiyetnamenin iptali süreçlerinde malı elinde bulunduran kişinin edinmiş olduğu bir kazanım mevcut ise bu kazancı da iade etmelidir.</p>
<h3>Mirasbırakan Hayattayken Vasiyetnamenin İptali Davası Açılabilir Mi?</h3>
<p>Vasiyetnamenin iptali davası ancak ve ancak miras bırakanın vefatı halinde açılabilecektir. Miras bırakanın vasiyetname hazırlamasından sonra hayatta olduğu sürede fikirlerini değiştirebileceğinden bu süre içerisinde vasiyetnamenin içeriği bilinse dahi vasiyetnamenin iptali davası açılamaz.</p>
<h3>İptal Sebeplerinden Birini Taşıyan Vasiyetname Kendiliğinden Geçersiz Olur Mu?</h3>
<p>Kanunen aranan şekil şartlarından birinin yokluğu halinde bir diğer deyişle iptal sebeplerinden birini taşıyan vasiyetname her ne kadar sakat bir vasiyetname olsa da kendiliğinden geçersiz olmayacaktır. Burada amaç vefat edenin son arzusunun korunmasıdır. Geçersiz olduğu düşünülen vasiyetname için vasiyetnamenin iptali davasının açılması gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/vasiyetnamenin-iptali-davasi/">Vasiyetnamenin İptali Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/vasiyetnamenin-iptali-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaiplik Nedir? Gaiplik Kararı Nasıl Alınır?</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/gaiplik-nedir-gaiplik-karari-nasil-alinir/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/gaiplik-nedir-gaiplik-karari-nasil-alinir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jan 2024 18:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanun’un 32. Maddesine göre; “ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir”. Bu yazımızda “gaiplik kararına” ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/gaiplik-nedir-gaiplik-karari-nasil-alinir/">Gaiplik Nedir? Gaiplik Kararı Nasıl Alınır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanun’un 32. Maddesine göre; <em>“ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir”</em>.</p>
<p><strong>Bu yazımızda “gaiplik kararına” ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a>’na ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<h2>Gaiplik Nedir?</h2>
<p>Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılacak bir durumda olmamakla beraber ölüm tehlikesi içinde kaybolmuşsa veya kendisinden uzun süredir haber alınamıyorsa ve böyle bir kimsenin ölmüş olması ihtimali kuvvetli ise, kanun o şahsın gaipliğine karar verilmesi ve böylece kişiliğin sona ermesine bağlanan sonuçların aynen olmasa bile, uygulanması imkanını kabul etmiştir.</p>
<h2>Gaiplik Kararı Nasıl Alınır?</h2>
<p>Gaiplik kararı verilmesi için kendisine başvurulan mahkeme gaip hakkında bilgisi olan kimseleri, belirli bir süre içinde bilgilerini mahkemeye iletmeleri için usulüne uygun olarak yapacağı ilan ile davet eder. İlan aynı zamanda kaybolan kişiye, ilan edilen süre içinde başvurmadığı takdirde kendisi hakkında gaiplik kararı verileceğini bildirmeye yarar. Hakimin tanıyacağı bekleme süresinin birinci ilan tarihinden itibaren en az 6 aydır (TMK M.33/3).</p>
<p>Bekleme süresi içerisinde gaip olan kimse meydana çıkar veya kendisinden haber alınırsa veya gaip olan kimsenin öldüğü tarih anlaşılırsa, gaiplik talebi düşen (TMK M.34). İlk iki halde gaiplik kararı verilmesini gerektirecek bir durum kalmadığından gaiplik talebi düşer. Sonuncu halde artık ölüme ait hükümler uygulanır.</p>
<h2>Gaiplik Sürecinde Uzman Avukat Desteği</h2>
<p>Gaiplik kararı ile ilgili tüm süreçler teknik konuları ihtiva eder ve dava dilekçesinin tüm şartları sağlaması gerekmektedir. Gaiplik kararı başvurusuyla birlikte açılacak olan davanın başlangıcından karara çıkacağı tarihe kadar uzman avukat vasıtasıyla takibinin yapılmasında fayda vardır.</p>
<h2>Gaiplik Kararının Şartları Nelerdir?</h2>
<h3>Ortadan Kaybolma</h3>
<p>Ortadan kaybolma kişinin yaşadığı çevreden kaybolarak hayatta olup olmadığının kesin olarak belirlenememesini ifade eder. Türk Medeni Kanunu iki halde gaiplik kararı istenebileceğini kabul etmektedir. Ölüm tehlikesi içinde kaybolma veya çoktan beri kendisinden haber alınamama.</p>
<p>Uzun zamandan beri haber almama konusunda da gelecek haberin mutlaka kaybolanın gönderdiği bir haber olması gerekmez. Başkalarının bir kimsenin hayatta olduğunu belirten haberleri de söz konusu kimsenin gaip olmadığını gösterir. Örneğin; aynı köyden yabancı memlekete çalışmaya giden iki işçiden biri memleketindeki akraba ve dostlarına hiç mektup göndermez, fakat diğer işçinin yolladığı mektuplardan, mektup yazmayanın da hayatta olduğu anlaşılırsa, ortadan kaybolma durumu yoktur.</p>
<h3>Kaybolan Kimsenin Ölümü Kuvvetli Şekilde Olası Görünmelidir</h3>
<p>Her ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden haber alınamayan kimse için gaiplik kararı istenemez. Somut olaydaki şartlar, kaybolan kişinin ölümünü kuvvetli bir olasılık içinde göstermeli, kaybolanın hala hayatta olduğuna dair büyük kuşkular uyandırmalıdır. Ölümün kuvvetli bir olasılık içinde görülmesi şartı özellikle uzun zamandan beri kendisinden haber alınmayanlar açısından daha da önemlidir. Bir kişinin sadece bulunduğu yerin bilinmemesi gaiplik kararı istenilmesi için yeterli değildir. Diğer taraftan haber alamama belirli sebeplerle açıklanabiliyor ve bu sebepler kaybolan kişinin ölmüş olabileceğini ihtimal dahilinde göstermiyorsa gaiplik kararı verilemez.</p>
<p>Örneğin; bir kimse bulunduğu şehri terk edip gitti ve kendisinden haber alınamadı diye onun gaipliğine karar verilmesi istenemez. Çünkü o kişi çeşitli sebeplerle geçmiş ile olan bağlarını koparmak istediği için veya ihmali yüzünden kendisinden haber alınamaz hale gelmiş olabilir. Fakat böyle bir olasılığı haklı gösterir bir durum yoksa ve her gün düzenli bir şekilde işinden evine dönen bir kimse birden bire ortadan kaybolursa, dağa odun kesmeye giden oduncu evine dönmezse, gittiği memleketin düzenli olarak mektup yazan bir kimsenin birdenbire mektupları kesilmişse ve yapılan araştırmalara rağmen hakkında bir bilgi edinilmezse ölüm pek olası görülebilir.</p>
<h3>Belirli Süreler Geçmiş Olmalıdır</h3>
<p>Ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde gaiplik kararı istenebilmesi için tehlike anından itibaren 1 yıl geçmiş olmalıdır. Tehlike bir anda gerçekleşmişse, sürenin başlangıç tarihini saptamak kolaydır. Buna karşılık tehlike durumu bir süre devam etmişse, 1 yıllık sürenin başlangıcını saptamakta tereddüt doğabilir.</p>
<p>Uzun zamandan beri haber alınamama halinde, gaiplik kararı istenilebilmesi için son haberin üzerinden 5 yıl geçmiş olmalıdır. Son haber, kaybolanın kesin olarak sağ olduğunu belirten haberdir. Bu haber kaybolan kişinin kendisi tarafından gönderilmişse, gönderme tarihinden itibaren süre hesaplanır. Ancak bu son haberin kaybolanın kendisinin gönderdiği haber olması şart değildir. Başkalarından alınan habere dayanılan hallerde bu son tarihten itibaren süre işler.</p>
<h2>Hazinenin Gaiplik Kararına Başvurabilmesi İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?</h2>
<p>Hayatta olup olmadığı bilinmeyen bir kimseye bir miras düşerse onun miras payı mahkeme tarafından resmen idare ettirilir (TMK M.586). Esasen böyle bir kimsenin genel malları için bir kayyım tayin edilmek gerekir (TMK M.427/b.3). Hayatta olup olmadığı bilinmeyen böyle bir kimsenin malları veya miras payı 10 yıldır resmen idare ediliyorsa veya böyle bir idare süresi 10 yıl bulmamakla beraber hayatta olup olmadığı bilinmediği için malları mahkeme marifetiyle idare edilen kimse yüz yaşına gelmişse, gaiplik kararı verilmesi için gerekli şartlar aranmaksızın böyle bir kimsenin gaipliğine Hazinenin talebi üzerine karar verilebilir (TMK M.588/1). Bu talep hakkı yalnız Hazineye aittir. Talep üzerine mahkeme gerekli ilanı yapar; ilan süresi içinde gaip ortaya çıkarsa veya ölümü tespit edilirse, sorun kalmaz. Herhangi bir bilgi alınmazsa ve gaibin mirasında hak sahibi olanlar da ortaya çıkmazsa, gaibin malları aksine hüküm bulunmadıkça Devlete geçer (TMK M.588/2). Devletin teminat vermesi söz konusu olmaz. Fakat gaip sonradan ortaya çıkarsa veya asıl hak sahipleri belli olursa Devlet el koyduğu malları onlara aynen, gaibin mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlüdür (TMK M.588/3).</p>
<h2>Gaiplik Kararına Yetkili Mahkeme</h2>
<p>Gaiplik kararı vermeye yetkili mahkeme Türk Medeni Kanun’un 32. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenmektedir. Buna göre yetkili mahkeme; gaibin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesidir; eğer gaip Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi ve bu kayıt yok ise anasının veya babasının nüfus siciline kayıtlı olduğu yer mahkemesidir. Gaibin anası ve babası da Türkiye’de kayıtlı değilse, gaiplik kararı almak için başvuru 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun2un 42. Maddesine göre; Türkiye’deki sakin olduğu yer mahkemesine, sakin değilse mallarının bulunduğu yer mahkemesine yapılacaktır. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir (HMK M.2).</p>
<h3>Gaiplik Kararının Sonuçları</h3>
<p>Normal olarak bir kişinin öldüğü iddia ediliyorsa, iddia sahibi bunu ispat etmelidir. Gaiplik kararının verilmesinde ise kanunen aranan şartların gerçekleşmesi halinde, gaiplik kararı isteyen, kaybolanın ölümünü ispat yükünden kurtulmaktadır. Gaiplik kararı, kaybolan kişinin öldüğüne dair bir karine teşkil etmektedir. TMK M.35/1 gaiplik kararının ölüm vukubulmuş gibi sonuç doğuracağını ifade etmekte ve “ölüme bağlı haklar aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır” hükmünü taşımaktadır. Ancak ortada ispat edilmiş kesin bir ölüm söz konusu olmadığından hukuki sonuçlar, gaibin ortaya çıkabileceği veya öldüğü tarihin saptanabileceği göz önünde tutularak düzenlenmiştir. Böylece belirli sürelerde gaip ortaya çıkarsa büyük ölçüde haklarını elde edebilmesi imkanı yaratılmıştır.</p>
<h3>Gaiplik Kararının Miras Hukukuna İlişkin Sonuçları</h3>
<p>Gaiplik kararı verilmesi ile gaibin şahsına bağlı hakları sona erer, malvarlığı hakları ise ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren gaibin mirasçısı durumunda bulunanlara o anda kendiliğinden intikal etmiş sayılır. Kaybolma ile gaiplik kararı alınıncaya kadar geçen devre arasında ise gaibin ne yaşadığı ne de öldüğüne dair bir karine kanunda yer almamaktadır. Gaip bu devrede ne miras bırakan ne de mirasçı olabilir. TMK M. 586’a göre kendisine düşmesi gereken miras payı resmen yönetilir. Resmen yönetiminden amaç mahkeme aracılığıyla yönetilmelidir. Gaibe ait geride kalan malvarlığı için de TMK M.427/b.1’e göre yönetim kayyımı atanır.<br />
Kanun koyucu gaiplik karının verilmesinden sonra gaibin gerçekte öldüğü kesin olmadığı için, kanuni mirasçıların ve mirastan yararlanan diğer kimselerin mirastan alacakları malları gerektiğinde ortaya çıkan gaibe veya ölüm tarihi belli olduğu ve buna göre mirastaki hak sahibi değiştiği takdirde tercih edilecek olan bu kimseleri geri vereceklerine dair güvence (teminat) göstermelerini aramıştır (TMK M.584). Güvence çeşidini belirlemek hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu bir kişisel güvence (kefalet) olabileceği gibi bir ayni güvence (rehin, ipotek) de olabilir. Belirlenen güvence gösterilmedikçe malvarlığı değerleri mirasçılara teslim edilmez.<br />
Gaibe bir miras düşmüşse, mirasçılar, gaip yokmuş gibi kabul edilerek belirlenir; düşen miras payı bu mirasçılara güvence karşılığında verilir. Geri verme yükümlülüğünün kapsamına, haksız zilyedin geri verme borcuna ilişkin TMK M.993-995 hükümleri uygulanır. Geri verme borçlusu iyi niyetli ise, hakkına uygun şekilde elde ettiği ürünleri geri verme borcu yoktur, yaptığı zorunlu ve faydalı giderleri isteyebilir. Kötü niyetli ise elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünleri geri verme borcu olduğu gibi, mala verdiği zararları tazmin borcu da vardır. Ancak bu kişi yaptığı zorunlu giderleri isteyebilir.</p>
<h3>Gaiplik Kararının Aile Hukukuna İlişkin Sonuçları</h3>
<p>Gaipte evliliğin feshinin kendiliğinden olmayıp isteğe bağlı kılınması ve gaiplik kararıyla istenmemişse ayrı bir fesih davası aranması, gaibin ortaya çıkması olasılığı karşısında eşine, isterse gaip eşe bağlı kalmak, isterse bağı çözmek hususunda bir tercih hakkı tanımak içindir. Olabilir ki, gaip eşine ait mali imkanlardan yararlanmak için gaiplik kararı alan eş, gaip eşinin ortaya çıkmasını beklemeyi arzu eder. Onun, eşi mutlaka ölmüş gibi davranması zorunlu görülmemiştir. Evliliğin feshi istenmemişse, evlilik birliği devam eder. Buna rağmen eşi, gaibe mirasçı olmaktadır. Gaip ortaya çıkarsa, yeni bir işleme gerek olmadan, eşler evli olarak yaşamaya devam ederler.</p>
<p>Evliliğin feshine karar verilmesi için, gaibin eşinin, TMK M.131/3 uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi’nden talepte bulunması gerekmektedir. Evlilik devam ederken, gaibin eşi bir çocuk doğurursa TMK M.285/3’e göre babalık karinesi için kabul edilmiş olan 300 günlük süre ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren işleyecektir. Bu durumda ölüm tehlikesi veya son haber gününden itibaren 300 gün içinde doğan çocuk gaiplik kararı alınmış kocaya ait olacaktır.</p>
<h3>Gaiplik İlanı Nerede Yapılır?</h3>
<p>Yapılan ilan süresi içinde, gaibin hayatta olduğu veya ölmüş olduğu hususunda bir bilgi veren çıkmazsa hakim gaiplik kararını verir. Gaiplik kararı mahkemelerce 10 gün içinde o yerin nüfus müdürlüğüne bildirilir ve nüfus memurlarınca aile kütüklerine tescil edilir. (TMK M.45, Nüfus Hizmetleri K. M.34) Böylece gaibin kişiliği sona erer.</p>
<h3>Gaiplik Kararını Kim İster?</h3>
<p>TMK M.32, gaiplik kararı istemeye yetkili olanları “hakları ölüme bağlı olanlar” diye belirtmiştir. Kaybolan kimsenin öldüğü belirlenince bu ölüm dolayısıyla çeşitli haklar kazanacak veya haklarını ileri sürülebilecek olan kimseler hakları ölüme bağlı kimselerdir. Bunların başında yasal ve atanmış mirasçılar ve lehine vasiyet yapılan kimseler gelir. Diğer yandan TMK M.588, Hazineye belli şartlar altında gaiplik kararı almak için mahkemeye başvurma yetkisini vermiştir.</p>
<h3>Gaiplik Kararı Geriye Doğru İşletilir Mi?</h3>
<p>Gaiplik kararı geriye etkili olarak hüküm ifade eder. Böylece kaybolan kişi ölüm tehlikesinin gerçekleştiği yahut son haberin alındığı günden itibaren gaip olmuş sayılır ve hukuki sonuçlar bundan itibaren doğar (TMK M.35/2).</p>
<h3>Gaiplik ve Ölüm Karinesi</h3>
<p>Ölüm tehlikesinin, zorunlu ve kesin olarak kaybolan kişinin ölümü sonucunu doğuracak bir tehlike söz konusu değildir. Zira ölümü kesin olarak gösterecek bir durum varsa, kaybolan kimse için gaiplik kararı istenmesi değil, ölüm karinesine dayanılması söz konusu olur.</p>
<h3>Ölüm Karinesi Kimlere Verilir?</h3>
<p>Bir kimsenin öldüğü sonucuna ancak cesedinin bulunması ve cesedin o kişiye ait olduğunun belirlenmesiyle varılır. Fakat öyle olaylar vardır ki, o olay içinde kaybolanların ölümüne muhakkak nazariyle bakılır; o olayın zorunlu olarak, kaybolan kişinin ölümüne yol açtığı kesin olarak düşünülür; fakat ceset bulunamadığı ve kimse cesedi görmediği için ölüm belirlenemez.</p>
<p>Örneğin; bir uçak havada infilak etmiş ve içindeki yolcularla birlikte parçalanmıştır. Kesin olarak yolcuların ölmüş olmaları gerekir. Bir denizaltı bir gemi ile çarpıştığı için denizin dibinde kalmış, su yüzüne çıkamamıştır. Denizaltında bulunanların ölmüş oldukları herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kesindir. Fakat her iki halde de cesetler bulunmadığı için ortada ölümü teşhis edilen kimse yoktur. TMK M.31’e göre; “bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektirecek durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunmamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır”. TMK M.44’e göre de böyle bir kimse hakkında ölüm kaydının en büyük mülki amirinin emriyle düşürüleceğini ifade etmektedir. Böylece ölenin yakınlarının gaiplik kararı almak için izlemeleri gereken uzun prosedürden kurtulmaları mümkün olmaktadır.</p>
<h3>Gaiplik Kararı İçin Aranan Süre</h3>
<p>Kişi ölüm tehlikesi içinde kaybolduysa, gaiplik kararının Mahkeme’den istenebilmesi için ölüm tehlikesinden itibaren 1 yılın geçmiş olması gerekmektedir. Eğer ki kişi hakkında uzun zamandan beri haber alınamıyorsa, gaiplik kararının yine Mahkeme’den talep edilebilmesi için, son haberden itibaren 5 yıl geçmesi gerekir.</p>
<h3>Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshi</h3>
<p>Gaip evli ise, gaiplik kararı ile evliliğin sona ermeyeceği, fakat gaibin eşinin, gaiplik kararı ile birlikte ve ondan ayrı olarak evliliğin feshine karar verilmesini isteyebileceği esası kabul edilmiştir (TMK M. 131/3). Evliliğin feshi kararı ile evlilik birliği sona ermiş olur. Sonradan gaip çıkagelirse, evlilik birliğini devam ettirmek isteyen çiftin yeniden evlenmesi gerekir. Evliliğin feshinden sonra gaibin eşi evlenmişse, bu evliliği gaip dönse bile geçerli olarak devam eder. Gaibin ortaya çıkmış olması, bu yeni evliliğin geçersizlik sebebi değildir.<br />
<script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Gaiplik Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılacak bir durumda olmamakla beraber ölüm tehlikesi içinde kaybolmuşsa veya kendisinden uzun süredir haber alınamıyorsa ve böyle bir kimsenin ölmüş olması ihtimali kuvvetli ise, kanun o şahsın gaipliğine karar verilmesi ve böylece kişiliğin sona ermesine bağlanan sonuçların aynen olmasa bile, uygulanması imkanını kabul etmiştir."}},{"@type":"Question","name":"Gaiplik İlanı Nerede Yapılır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Yapılan ilan süresi içinde, gaibin hayatta olduğu veya ölmüş olduğu hususunda bir bilgi veren çıkmazsa hakim gaiplik kararını verir. Gaiplik kararı mahkemelerce 10 gün içinde o yerin nüfus müdürlüğüne bildirilir ve nüfus memurlarınca aile kütüklerine tescil edilir. (TMK M.45, Nüfus Hizmetleri K. M.34) Böylece gaibin kişiliği sona erer."}},{"@type":"Question","name":"Gaiplik Kararını Kim İster?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"TMK M.32, gaiplik kararı istemeye yetkili olanları “hakları ölüme bağlı olanlar” diye belirtmiştir. Kaybolan kimsenin öldüğü belirlenince bu ölüm dolayısıyla çeşitli haklar kazanacak veya haklarını ileri sürülebilecek olan kimseler hakları ölüme bağlı kimselerdir. Bunların başında yasal ve atanmış mirasçılar ve lehine vasiyet yapılan kimseler gelir. Diğer yandan TMK M.588, Hazineye belli şartlar altında gaiplik kararı almak için mahkemeye başvurma yetkisini vermiştir."}},{"@type":"Question","name":"Gaiplik Kararı Geriye Doğru İşletilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Gaiplik kararı geriye etkili olarak hüküm ifade eder. Böylece kaybolan kişi ölüm tehlikesinin gerçekleştiği yahut son haberin alındığı günden itibaren gaip olmuş sayılır ve hukuki sonuçlar bundan itibaren doğar (TMK M.35/2)."}}]}</script></p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/gaiplik-nedir-gaiplik-karari-nasil-alinir/">Gaiplik Nedir? Gaiplik Kararı Nasıl Alınır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/gaiplik-nedir-gaiplik-karari-nasil-alinir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miras İntikali Nedir? Tapu İntikali Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/miras-intikali-nedir-tapu-intikali-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/miras-intikali-nedir-tapu-intikali-nasil-yapilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2023 11:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras intikali, miras bırakanın yasal veya atanmış mirasçılarına bıraktığı gayrimenkullerin tapu müdürlüğünde mirasçıların adına kayıtlarının yapılması yani tapu belgelerinin çıkartılmasıdır. Bu yazımızda miras intikaline ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Miras İntikali Nedir? İntikal, miras bırakanın vefatından sonra mirasçılarına miras yolu ile geçen &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/miras-intikali-nedir-tapu-intikali-nasil-yapilir/">Miras İntikali Nedir? Tapu İntikali Nasıl Yapılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Miras intikali, <a href="https://www.capa.av.tr/miras-taksim-sozlesmesi/"><strong>miras bırakanın yasal veya atanmış mirasçılarına bıraktığı</strong></a> gayrimenkullerin tapu müdürlüğünde mirasçıların adına kayıtlarının yapılması yani tapu belgelerinin çıkartılmasıdır.</p>
<p>Bu yazımızda miras intikaline ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Miras İntikali Nedir?</h2>
<p>İntikal, miras bırakanın vefatından sonra mirasçılarına miras yolu ile geçen hak, alacak, malvarlıkları ve borçlarıdır. Mirasçılara taşınır, taşınamaz, borç, alacak, dijital malvarlıkları gibi malvarlıklarının geçmesi mirasın intikali anlamına gelmektedir. Mirasın paylaştırılmasından sonra intikalinin yapılması gerekmektedir.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-2124 size-full aligncenter" src="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/mirasin-intikali-nedir.webp" alt="Miras İntikali Nedir? Tapu İntikali Nasıl Yapılır?" width="806" height="452" srcset="https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/mirasin-intikali-nedir.webp 806w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/mirasin-intikali-nedir-300x168.webp 300w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/mirasin-intikali-nedir-768x431.webp 768w, https://www.capa.av.tr/wp-content/uploads/2023/10/mirasin-intikali-nedir-390x220.webp 390w" sizes="(max-width: 806px) 100vw, 806px" /></p>
<h2>Miras İntikali Nasıl Yapılır?</h2>
<p>Miras intikali, gerekli belgelerin tamamlanmasının akabinde söz konusu belgelerle Tapu Müdürlüğüne başvuru yapılması gerekmektedir. Miras intikali için tapu müdürlüğüne yapılacak olan başvuru web tapu üzerinden yapılabilecektir. <strong>(<a href="https://webtapu.tkgm.gov.tr">https://webtapu.tkgm.gov.tr</a>)</strong>.</p>
<h2>Miras İntikali İçin Gerekli Evraklar</h2>
<ul>
<li>Sulh hukuk mahkemelerinden alınmış mirasçılık/ veraset belgesi,</li>
<li>Kimlik,</li>
<li>İşlemi temsil ile yapacak bir kişi var ise o kişinin temsil belgesi (vasilik/ vekaletname),</li>
<li>DASK,</li>
<li>Fotoğraf,</li>
<li>Veraset ve İntikal Vergisinin ödendiğine dair makbuz.</li>
</ul>
<h2>Miras İntikali Yapılmazsa Ne Olur?</h2>
<p>Mirasçılar tarafından miras intikalinin yapılmaması halinde, mirasa konu olan taşınmazların bağlı bulundukları tapu müdürlüklerince sulh hukuk mahkemesine yapılacak olan başvuru neticesinde tapu kayıtlarında düzenlemeler yapılacaktır.</p>
<h2>Tapu İntikal Başvurusu Nasıl Yapılır?</h2>
<p>Tapu intikal başvurusu gerekli belgelerin tamamlanmasının akabinde web tapu üzerinden yapılacak olan başvuru ile yapılır. Başvuru ile birlikte veraset belgesi, veraset ve intikal vergisinin ödendiğine dair dekont ve sair belgeler de sisteme yüklenir.</p>
<h2>Tüm Mirasçılar Tapuda İntikal Yapmalı Mıdır?</h2>
<p>Miras intikali yapılması için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesine gerek bulunmamaktadır. Mirasçılardan biri ya da birkaçı miras intikali için tapu müdürlüklerine başvurabilirler. Miras intikali için seçilen kişide tüm mirasçıların kimlik bilgilerinin bulunması gerekmektedir. Bu noktada belirtmemiz gerekir ki, miras intikaline konu olan malvarlığının çok fazla olması halinde tapu müdürlüklerince tüm mirasçılarının gelmesi talep edilebilir.</p>
<h3>Tapu İntikali ve Satış Aynı Anda Yapılabilir Mi?</h3>
<p>Mirasçılar, miras kalan malvarlıkları üzerinde elbirliği ile mülkiyet hakkına sahiplerdir. Dolayısıyla miras kalan taşınmazın satışı için tüm mirasçıların oybirliği ile karar vermesi gerekmektedir. Yukarıda da değindiğimiz üzere mirasın intikali ile taşınmaz, mirasa konu olan taşınmaz mirasçıların adına kayıtlı hale gelecektir. Dolayısıyla mirasın intikali işlemi ile birlikte satış işlemi aynı anda yapılamamaktadır.</p>
<h3>Tapu İntikal İşlem Ücreti 2026</h3>
<p><strong>2026 yılı veraset ve intikal vergisi tarifesi şu şekildedir :</strong></p>
<p><strong>Matrah Veraset yoluyla intikallerde vergi oranı;</strong></p>
<ul>
<li>İlk 3.000.000 TL için %1 (İvazsız intikallerde %10)</li>
<li>Sonra gelen 7.000.000 TL için %3 (İvazsız intikallerde %15)</li>
<li>Sonra gelen 15.000.000 TL için %5 (İvazsız intikallerde %20)</li>
<li>Sonra gelen 30.000.000 TL için %7 (İvazsız intikallerde %25)</li>
<li>55.000.000 TL’yi aşan kısım için %10 (İvazsız intikallerde %30)</li>
<li>2026 yılı tapu işlemlerinde döner sermeye bedeli 6.681-TL olarak belirlenmiştir.</li>
</ul>
<p>Bununla birlikte muristen mirasçılara intikalde 492 sayılı Harçlar Kanuna ekli (4) sayılı tarifenin 3/b pozisyonuna göre taşınmazların ve sınırlı ayni hakların intikalinden tapu harcı yoktur.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/miras-intikali-nedir-tapu-intikali-nasil-yapilir/">Miras İntikali Nedir? Tapu İntikali Nasıl Yapılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/miras-intikali-nedir-tapu-intikali-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miras Taksim Sözleşmesi</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/miras-taksim-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/miras-taksim-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Yonca İşsever Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 08:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=2008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras taksim sözleşmesi, mirasçıların tümünün beraber olarak miras bırakandan kalacak olan miras üzerinde yazılı olarak ne şekilde paylaşma yapılacağının belirlenmesidir. Bu yazımızda miras taksim sözleşmesine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Miras Taksim Sözleşmesi Nedir? Mirasçılar mirasa ilişkin hukuki olarak işlemlerde bulunabilmektedirler. Mirasçıların &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/miras-taksim-sozlesmesi/">Miras Taksim Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Miras taksim sözleşmesi, mirasçıların tümünün beraber olarak miras bırakandan kalacak olan miras üzerinde yazılı olarak ne şekilde paylaşma yapılacağının belirlenmesidir.</p>
<p>Bu yazımızda miras taksim sözleşmesine ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Miras Taksim Sözleşmesi Nedir?</h2>
<p>Mirasçılar mirasa ilişkin hukuki olarak işlemlerde bulunabilmektedirler. Mirasçıların elbirliği yani hep birlikte miras bırakandan kalan mirasın paylaşılması için anlaşması ve bunu yazıya sökmesine miras taksim sözleşmesi denmektedir.</p>
<p>Miras taksim sözleşmesi ile miras bırakanın vasiyet yapma serbestinin, iradesinin sakatlandığı düşünülmektedir. Bununla birlikte miras taksim sözleşmesi ile yargılama yoluna gidilmeden mirasçılar arasında malvarlığı üzerinde nasıl ve ne kadar paylaşım yapacaklarını belirlerler.</p>
<p>Miras taksim sözleşmesi ile yapılan paylaşım göz önüne alındığında mirasın pay edilmesine ilişkin yapılacak olan yargılamadan daha hızlı bir şekilde sonuçlanacağı aşikardır.</p>
<h2>Miras Taksim Sözleşmesinin Kapsamı ve Şekli</h2>
<p>Miras taksim sözleşmesinin akdedilmesi <strong>TMK m. 676 uyarınca</strong> miras bırakanın malvarlığındaki taşınmazların ve motorlu taşıtların paylaşılmasına ilişkindir. Miras taksim sözleşmesi tüm yasal mirasçıların katılımı ile yapılmaktadır.</p>
<p>Miras taksim sözleşmesine konu olan taşınmazlar, sözleşmenin akdedildiği tarihte miras kapsamında olanlardır. Eğer sözleşmenin yapıldığı tarihte miras bırakan uhdesinde bulunan bir taşınmazı üçüncü bir kişiye ya da bir mirasçıya devretmişse bu taşınmaz sözleşmeye konu olamaz.</p>
<p>Bu sözleşme adi yazılı şekilde yapılabilir. Yazılılık bir geçerlilik koşuludur. Yazılı olmadan yapılan miras taksim sözleşmesi geçerli kabul edilmeyecektir.</p>
<p>Miras taksim sözleşmesi yapılabilmesi için tarafların tam ehliyetli olması gerekmektedir. Eğer mirasçılar tam ehliyetli değilse yasal temsilcisi bu sözleşmeyi imzalamalıdır. Yasal temsilci bu hususta mahkemeden izin alınmalıdır.</p>
<h2>Miras Taksim Sözleşmesini Geçersiz Kılan Durumlar</h2>
<ul>
<li>Miras taksim sözleşmesi, adi yazılı şekilde yapılmalıdır.</li>
<li>Tüm yasal mirasçılar, miras taksim sözleşmesine katılmalıdır.</li>
<li>Paylı mülkiyet kapsamında olan taşınmaz yönünden yapılan sözleşme geçersizdir.</li>
<li>Mirasçıların tam ehliyetli olması gerekmektedir. Mirasçı, tam ehliyetli değil ise yasal temsilcisinin mahkemeden izin alarak miras taksim sözleşmesini imzalamalıdır.</li>
<li>Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde miras taksim sözleşmesi geçersiz olacaktır.</li>
</ul>
<h2>Miras Taksim Sözleşmesi Tapusuz Taşınmazlar İçin De Yapılabilir Mi?</h2>
<p>Tapu kaydı olmayan taşınmazlar yönünden de miras taksim sözleşmesi yapılabilmektedir. Bu noktada önemli bir ayrım mevcuttur. Şöyle ki; tapu kaydı olmayan taşınmaz, miras bırakanın ölümünden sonra ve kadastrodan önce yapılırsa miras taksim sözleşmesinde tapusuz taşınmazın yazılması şartı aranmayacaktır. Bununla birlikte miras bırakanın vefatından önce de adi yazılı olarak sözleşmede belirtilebilecektir.</p>
<h2>Miras Taksim Sözleşmesinden Sonra Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılabilir Mi?</h2>
<p>Mirasçılar tarafından geçerli bir şekilde miras taksim sözleşmesi akdedildiyse miras bırakanın vefatından sonra terekeye konu olan mallar yönünden ortaklığın giderilmesi davası ikame edilemez. Mirasçılar arasında yapılan sözleşme geçerli olduğu için ancak ve ancak mirasçılar birbirlerine karşı tescile zorlama davası açabileceklerdir.</p>
<h2>Miras Taksim Sözleşmesinin İptali Mümkün Mü?</h2>
<p>Miras taksim sözleşmesinin yapılması ile artık mirasçılar arasında fikir birliğine kavuşulduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla miras taksim sözleşmesinin feshi ya da iptalinden söz etmek mantıklı olmayacaktır. Bununla birlikte tüm mirasçılar anlaşarak miras taksim sözleşmesinin feshedilmesine karar verebilirler.</p>
<p>Mirasçılar miras taksim sözleşmesinin feshedilmesi için bir anlaşmaya varamazlarsa taksim sözleşmesinden fayda elde edemediğini düşünen mirasçı, fesih davası açabilecektir.</p>
<h3>Miras Açılmadan Önce Yapılan Temlik İşlemlerinin Geçerliliği Var Mı?</h3>
<p>Miras bırakanın ne zaman öleceği, ölmeden evvel uhdesinden hangi mal varlıklarını çıkaracağı belirsizdir. Dolayısıyla miras bırakanın hayatta iken devir ve temlik ettiği ve/veya edeceği mal varlıkları da belirsizdir. Sonuç olarak devir ve temlike konu olan malvarlıklarına ilişkin işlemlerin geçerliliği yönünden TMK’da açık bir hüküm kurulmamıştır.</p>
<h3>Miras Taksim Sözleşmesi Kaç Yıl Geçerli?</h3>
<p>Miras taksim sözleşmesinin geçerli olduğu belirli bir süre bulunmamaktadır, zamanaşımı bulunmamaktadır.</p>
<h3>Miras Taksim Sözleşmesi Ne Zamana Kadar Yapılır?</h3>
<p>Miras taksim sözleşmesi miras bırakanın vefatının ardından miras açılana kadar yapılabilir. Miras bırakan kişinin ölmeden önce yapılan miras taksim sözleşmesi yapılması usule aykırı olacaktır.</p>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Miras Taksim Sözleşmesi Tapusuz Taşınmazlar İçin De Yapılabilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Tapu kaydı olmayan taşınmazlar yönünden de miras taksim sözleşmesi yapılabilmektedir. Bu noktada önemli bir ayrım mevcuttur. Şöyle ki; tapu kaydı olmayan taşınmaz, miras bırakanın ölümünden sonra ve kadastrodan önce yapılırsa miras taksim sözleşmesinde tapusuz taşınmazın yazılması şartı aranmayacaktır. Bununla birlikte miras bırakanın vefatından önce de adi yazılı olarak sözleşmede belirtilebilecektir."}},{"@type":"Question","name":"Miras Taksim Sözleşmesinden Sonra Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılabilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Mirasçılar tarafından geçerli bir şekilde miras taksim sözleşmesi akdedildiyse miras bırakanın vefatından sonra terekeye konu olan mallar yönünden ortaklığın giderilmesi davası ikame edilemez. Mirasçılar arasında yapılan sözleşme geçerli olduğu için ancak ve ancak mirasçılar birbirlerine karşı tescile zorlama davası açabileceklerdir."}},{"@type":"Question","name":"Miras Açılmadan Önce Yapılan Temlik İşlemlerinin Geçerliliği Var Mı?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Miras bırakanın ne zaman öleceği, ölmeden evvel uhdesinden hangi mal varlıklarını çıkaracağı belirsizdir. Dolayısıyla miras bırakanın hayatta iken devir ve temlik ettiği ve/veya edeceği mal varlıkları da belirsizdir. Sonuç olarak devir ve temlike konu olan malvarlıklarına ilişkin işlemlerin geçerliliği yönünden TMK’da açık bir hüküm kurulmamıştır."}},{"@type":"Question","name":"Miras Taksim Sözleşmesi Kaç Yıl Geçerli?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Miras taksim sözleşmesinin geçerli olduğu belirli bir süre bulunmamaktadır, zamanaşımı bulunmamaktadır."}},{"@type":"Question","name":"Miras Taksim Sözleşmesi Ne Zamana Kadar Yapılır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Miras taksim sözleşmesi miras bırakanın vefatının ardından miras açılana kadar yapılabilir. Miras bırakan kişinin ölmeden önce yapılan miras taksim sözleşmesi yapılması usule aykırı olacaktır."}}]}</script></p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/miras-taksim-sozlesmesi/">Miras Taksim Sözleşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/miras-taksim-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçit Hakkı Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/gecit-hakki-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/gecit-hakki-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2023 07:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=1838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu’nun 747. Maddesine göre, genel yola çıkmak için yeterli bir geçidi bulunmayan taşınmaz sahibi, tam bir bedel karşılığında komşularından kendisine geçmek için geçit hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu yazımızda geçit hakkı davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Geçit Hakkı Nedir? Geçit &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/gecit-hakki-davasi/">Geçit Hakkı Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu’nun 747. Maddesine göre, genel yola çıkmak için yeterli bir geçidi bulunmayan taşınmaz sahibi, tam bir bedel karşılığında komşularından kendisine geçmek için geçit hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu yazımızda geçit hakkı davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Geçit Hakkı Nedir?</h2>
<p>Geçit hakkı yenilik doğuran bir haktır. <strong>TMK M.747</strong> <strong>hükmü, ihtiyaç sahibine irtifak hakkı kurulmasını isteme hakkı sağlamıştır.</strong> Geçit hakkı, geçit ihtiyacı bulunan taşınmazın mülkiyetine bağlıdır. <strong>Hak sahibi, geçit hakkını kullanarak irtifak hakkı kurulmasını talep edince, yükümlü taşınmaz maliki irtifak hakkı kurma borcu altına girmektedir.</strong> Bu borçla yükümlü olma durumu mülkiyetin kısıtlamasını teşkil etmektedir. Bu borç yerine getirilince ortaya bir geçit irtifakı çıkar.</p>
<h2>Zorunlu Geçit İrtifakı</h2>
<p><strong>TMK M. 748 hükmü;</strong> zorunlu geçit dışında kalan geçici nitelikte geçitler ile, kırsal alanda ihtiyaç duyulan diğer geçitlerin özel kanun hükümleri ile düzenleneceği, özel kanun hükmü yoksa yerel adetin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu şekilde doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğarlar. Bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir.</p>
<p><strong> TMK M.748 uyarınca;</strong> taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve bunlara benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tabidir. Özel kanun hükmü yoksa yerel adet uygulanır. Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyan sütununda gösterilir.</p>
<h2>Geçit Hakkının Terkinin Nedenleri</h2>
<p>Geçit hakkının şartlarının ortadan kalkması halinde geçit hakkının terkini gündeme gelecektir. <strong>Geçit hakkının terkini TMK M. 783, 784 ve 785</strong>’te açıklanmıştır. Buna göre;</p>
<ul>
<li><strong>TMK M.783;</strong> <em>“İrtifak hakkı, tescilin terkini veya yüklü ya da yararlanan taşınmazın yok olmasıyla sona erer”</em></li>
<li><strong>TMK M.784;</strong> <em>“Yüklü ve yararlanan taşınmazlara aynı kimse malik olursa, bu kişi, irtifak hakkını terkin ettirebilir. Terkin edilmedikçe irtifak, aynî hak olarak varlığını sürdürür.”</em></li>
<li><strong>TMK M.785;</strong> <em>“Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebilir. Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir.”</em></li>
</ul>
<h2>Geçit Hakkı Kurulmasının Şartları</h2>
<p>Bir taşınmaz malikinin, diğer bir taşınmaz malikinden <strong>TMK M.747/1 uyarınca</strong> geçit irtifakı kurulmasını isteyebilmesi için gerekli şartlar şunlardır:</p>
<p><strong>Geçit isteyen taşınmaz malikinin genel yola çıkmak için yeterli bir geçidi bulunmamalı ve geçit ihtiyacı gerçek bir fiili ihtiyaç olmalıdır.</strong> Malik, kişisel ihtiyaçlarındaki değişiklikler nedeniyle geçit hakkı tanınmasını talep edemez. <strong>Genel yola çıkış mevcutsa, bu yolun iyi olmadığı, rahat olmadığı, çok dolambaçlı olduğu gibi gerekçelerle geçit istenemez.</strong> Geçit ihtiyacı, başlangıcı belli olmayan bir zamandan beri mevcut olabileceği gibi mevcut olan geçidin toprak kayması, sel gibi doğal afetler yüzünden yok olması veya taşınmazın parsellenmesi ya da şehir planı yüzünden genel yolun yerinin değişmesi dolayısıyla sonradan da ortaya çıkmış olabilir.</p>
<p><strong>Geçit hakkı ilk olarak, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen, daha sonra da bundan en az zarar görecek olan komşu taşınmaz malikinden istenmelidir.</strong> Nitekim <strong>TMK M.747/2’ye göre;</strong> <em>“bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.” </em><strong>Geçit hakkı tanınmasını isteyen, geçit için tam bir bedel ödemelidir. Bu bedel, taşınmaz malikinin fedakarlığının karşılığı olan bir denkleştirme bedelidir.</strong></p>
<h2>Geçit Hakkı Davası Nedir?</h2>
<p>Malik borcunu ifa etmezse, geçit ihtiyacı içinde olan komşu malik, geçit hakkı tanınmasını dava yoluyla talep edebilir. <strong>Geçit hakkı davası, TMK M.780/2’deki yollama nedeniyle TMK M.716/1’de düzenlenmiş olan tescile zorlama davasıdır.</strong> Bu halde, yenilik doğurucu nitelikte olan mahkeme kararının kesinleşmesiyle irtifak hakkı kurulmuş olur. Hakim, karardan önce irtifakın karşılığında ödenecek bedelin miktarını belirleyerek bunun ödenmesini beklemelidir. Kararın kesinleşmesi üzerine yapılan tescil, açıklayıcı niteliktedir.</p>
<h2>Geçit Hakkı Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>Geçit hakkı davası, geçit hakkı talebinin komşu malik tarafından kabul edilmemesi üzerine taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Geçit hakkı davasında yetki kesindir. <strong>HMK M.12 uyarınca;</strong> <em>“Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.”</em></p>
<h3>Geçit Hakkı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</h3>
<p>Geçit hakkı davasında <strong><em>görevli mahkeme;</em> Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;dir. </strong>Geçit hakkı davasında <strong><em>yetkili mahkeme;</em> taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.</strong></p>
<h3>Geçit Hakkı Davasında Yargılama Giderlerine Hüküm</h3>
<p>Geçit hakkı davasında; davacının, geçit hakkı talebi kabul edilse de yargılama giderlerine kendisi katlanır. Vekalet ücreti de yargılama giderleri kapsamında olduğundan davacı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilemez.</p>
<h3>Zorunlu Geçit Hakkı Kurulurken Taşınmazın Bölünmemesi</h3>
<p>Zorunlu geçit hakkı kurulurken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, <strong>geçit hakkı kurulacak komşu malike ait taşınmazın bölünmek suretiyle kullanım şeklinin bozulamamasıdır.</strong> <strong>TMK M.747/2 uyarınca;</strong> <em>“Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.”</em> Kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere zorunlu geçit hakkı kurulurken taşınmazın bölünmemesi ve bütünlüğünün bozulmaması gerekir.</p>
<h3>Geçit Hakkı Verilmesi Kararının Tapuda Tescili</h3>
<p><strong>Komşu taşınmaz malikinin borcu yerine getirmek için geçit ihtiyacı bulunan malik ile yapacağı sözleşme TMK M.781 uyarınca resmi şekilde, tapu müdürlüğünde düzenlenmelidir (Tapu K. 26/1).</strong> Sözleşmede, irtifakın yeri ve irtifakın karşılığında ödenecek bedelin miktarı belirtilmeli ve malik irtifakın tescili için tescil isteminde bulunmalıdır. İrtifak hakkı, tapu siciline tescille kurulur. Buradaki tescil, kurucu niteliktedir. İrtifak yararlanan taşınmaz lehine kurulduğu için, <strong>eşyaya bağlı irtifakların tescilindeki usul (TST 30/3) gereğince hem yararlanan hem de yüklü taşınmazların sayfalarına tescil edilir.</strong></p>
<h3>Geçit Hakkı Davası Dilekçesi</h3>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL (…) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI :</strong> (…)</p>
<p><strong>VEKİLİ :</strong> Av. Buğra Çapa</p>
<p><strong>DAVALI :</strong> (…)</p>
<p><strong>KONU :</strong> Geçit hakkı kurulması talebimizden ibarettir.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR :</strong></p>
<p>Müvekkile ait olan <em>(EK-1 : Tapu Senedi)</em> 10 Ada 22 Pafta ve 355 Parselde, taşınmazı genel yola bağlayan geçidin çok sarp, killi bir araziden geçmesi ve çukurlarla dolu olması sebebi ile genel yola çıkmak için yeterli bir geçidin bulunmaması söz konusudur. Davalı, 250 sayılı taşınmazın malikidir. Müvekkilin, davalıya ait 250 sayılı taşınmazdan genel yola ulaşması mümkündür.</p>
<p>Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle; davalıya ait 250 sayılı taşınmazın 20 m2lik bölümünden ve uzman bilirkişilerce tespit edilecek bedel karşılığında geçit hakkının kurulmasına ve tapu siciline tescil edilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.</p>
<h3>Zorunlu Geçit Hakkı Bedeli Nasıl Hesaplanır?</h3>
<p>Zorunlu geçit hakkı bedeli mahkeme tarafından görevlendirilen alanında uzman bilirkişilerce hesaplanır. Geçit hakkı bedeli hesaplanırken, geçit hakkı tesis edilecek yolun geçeceği alanın emsal bedeli ve aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmazdaki değer kaybı da nazara alınır. İrtifak hakkı sahibi yolun yaptırılması veya geçidin genişletilmesi için gerekli masraflara katlanacak, geçidin bakımı da kendisine ait olacaktır.</p>
<h3>Tapuda Geçit Hakkı Nasıl Kaldırılır?</h3>
<p>Aleyhine geçit hakkı tesis edilen yükümlü, yararlanan lehine geçit hakkı ihtiyacının sona erdiğini ikame edeceği dava ile ispatlayarak kaldırabilir. Yararlanın veya yükümlünün taşınmazlarından birinin ya da her ikisinin de taşınmazının kamulaştırılması halinde geçit hakkı kendiliğinden sona erer ve karşılığında kamulaştırma bedeli adı altında ücret tayin edilir.</p>
<h3>Zorunlu Geçit Hakkı Hangi Sorumluluk Türüdür?</h3>
<p>Taşınmaz mülkiyetine komşular yararına getirilmiş kısıtlamalar, yer itibariyle birbirine yakın yaşamanın zorunlu sonucu olarak malike yükletilmiş sorumluluklardandır. Komşular yararına getirilmiş irtifak haklarından olan zorunlu geçit hakkı malike mülkiyet hakkının kullanılmasında bazı yasaklar ve sorumluluklar yüklemektedir.</p>
<h3>Geçit Hakkı Kaç Metre Olmalıdır?</h3>
<p>Genel yola çıkmak için tesis edilecek geçit hakkı, araçların ve yayaların geçebileceği nitelikte ve en az 2-3 metre genişliğinde olabileceği görüşü hakimdir.</p>
<h3>Geçit Hakkı Vermek Zorunlu Mudur?</h3>
<p>Genel yola çıkmak için herhangi bir yol olmaması veya yol olmasına rağmen fiilen kullanımının olamadığı hallerde geçit hakkı vermek zorunludur. Geçit ihtiyacının ihtilaflı olduğu hallerde ise somut olayın durumu dikkate alınarak ve inceleme yapılarak karar verilir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/gecit-hakki-davasi/">Geçit Hakkı Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/gecit-hakki-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reddi Miras Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/reddi-miras-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/reddi-miras-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jul 2023 09:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=1811</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirasın reddi, kanuni veya atanmış mirasçının kendilerine geçmiş olan mirası kabul etmemek hususundaki irade beyanlarıdır. Bu yazımızda reddi miras davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Reddi Miras Nedir? Reddi miras, TMK M.605-618’de oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Reddi miras hakkına sahip olanlar, &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/reddi-miras-davasi/">Reddi Miras Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mirasın reddi, kanuni veya atanmış mirasçının kendilerine geçmiş olan mirası kabul etmemek hususundaki irade beyanlarıdır. Bu yazımızda reddi miras davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Reddi Miras Nedir?</h2>
<p><strong>Reddi miras,</strong> <strong>TMK M.605-618’de</strong> oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. <strong>Reddi miras hakkına sahip olanlar, kanuni ve atanmış mirasçılardır.</strong> Atanmış mirasçı, miras sözleşmesi ile mirasçı atanmış olsa bile, mirası reddedebilir. <strong>Mirasın reddi, ancak miras hakkının mirasçıya geçmesinden sonra söz konusu olabilir. Miras bırakan henüz hayatta iken, reddi miras mümkün değildir.</strong></p>
<h2>Mirasın Reddi Nasıl Yapılır?</h2>
<ul>
<li><strong>Mirasın reddi tek taraflı varması gereken bir hukuki işlemdir.</strong></li>
</ul>
<p>Hükmen ret kendiliğinden hüküm ifade ettiği halde, mirasın reddi için, mirasçının mirası reddettiğini açık olarak beyan etmesi gerekir. <strong>Mirasın reddi beyanı, yazılı veya sözlü olarak, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bildirilmek gerekir</strong> <strong>(TMK M.609/F.1).</strong> Mirasın reddi beyanının varması gerekli ve resmi bir işlem olması, bunun ölenin son ikametgahı Sulh Hukuk Mahkemesi önünde yapılmasının veya bunun oraya ulaşmış bulunmasının şart olmasına görülür.</p>
<ul>
<li><strong>Mirasın reddi kayıtsız ve şartsız olmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Mirasın reddi, TMK M.609 uyarınca kayıtsız ve şartsız olarak yapılmalıdır.</strong> Burada anılan kayıt terimi ile, mirasçının mirası reddederken, bir hakkını saklı tutması anlaşılır. 609. Madde, şartlarda olduğu gibi, buna da cevaz vermemekte ve mirasın reddinin herhangi bir kayıt olmaksızın yapılması gerektiğini söylemektedir. Bununla, ret beyanının, hiçbir şüphe ve tereddüdü davet etmeyecek şekilde, açık ve kesin olması sonucu elde edilir.</p>
<ul>
<li><strong>Mirasın reddi beyanının tescili</strong></li>
</ul>
<p><strong>TMK M.609/f-3</strong> <strong>gereğince, mirasın reddi beyanının Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tescili <em>(mahkemenin özel kütüğüne kayıt olunması)</em> gerekmektedir.</strong> Bu sebeple, yetkili merci olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nde, bu konuda bir sicilin tutulması gerekmektedir. Bundan maksat, üçüncü şahısların özellikle alacaklıların durumundan bilgi edinmesini sağlamaktır. Hükmen ret durumunda ise, tescil gerekmez; buna rağmen bunun kesin olarak belirtilmesi amacı ile, böyle bir hale ilişkin olarak mirasçının ret beyanında bulunması ve bunun tescilini istemesi halinde bu tescilin yapılması gerekir. Mirası reddeden mirasçı isterse, mahkemece kendisine reddi gösteren bir belge verilir.</p>
<ul>
<li><strong>Mirasın reddi beyanından dönülememesi</strong></li>
</ul>
<p>Mirası reddettikten sonra mirasçı kural olarak bundan dönemez. <strong>Ancak hata, hile ve ikrah sebeplerinden birinin bulunması halinde mirasın reddi beyanından dönülmesi mümkündür</strong> ve ret beyanının iptali kabildir. Ayrıca, mirası reddeden mirasçı diğer mirasçıların onaylarını almak şartı ile ret beyanından dönebilir.</p>
<h2>Mirasın Reddinde Süre ve Zamanaşımı Kavramı</h2>
<p>Mirasçının mirası ret hakkı ancak miras hakkının kendisine geçmesinden sonra mevcut olabilir. Kanuni ve atanmış mirasçılar, miras bırakanın ölümü anından itibaren mirası reddedebilirler. <strong>TMK M.606 gereğince mirasçılar, mirası ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde reddedilebilirler.</strong> <strong>Süresi içinde reddedilmediği takdirde miras, mirasçı tarafından kabul ve kesin olarak kazanılmış olur (TMK M.610/f-1).</strong> Bu itibarla, mirası kabul etmek istemeyen mirasçının kanuni süre içinde ret beyanında bulunması şarttır, aksi takdirde ret hakkı düşer. <strong>Ret süreleri, zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Üç aylık süre hangi andan itibaren işlemeye başlar? Bu konuda aşağıdaki ihtimalleri ayırmak gerekir.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Yasal mirasçılar hakkında</strong></li>
</ul>
<p><strong>TMK M.606/f-2 uyarınca, kanuni mirasçılar için reddi miras süresinin başlangıcı miras bırakanın ölüm tarihidir.</strong> Fakat uzakta bulunmak, hastalık gibi sebeplerle, ölümden haberdar olamayan veya bunu geç duyan mirasçılar hakkında, ret süresi ölümü öğrenme tarihinden itibaren başlar. Kanuni mirasçı, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile miras dışında bırakılmışsa bu takdirde, ret süresi, ölüme bağlı tasarrufun mahkemece iptal edildiğini mirasçının öğrenmesinden itibaren başlar.</p>
<ul>
<li><strong>Atanmış mirasçılar hakkında</strong></li>
</ul>
<p><strong>TMK M.606/f-2 gereğince, atanmış mirasçılar için, üç aylık ret süresinin başlangıcı, bu kişilerin mirasçı atandıklarının kendilerine resmen tebliği tarihidir.</strong> Bu tebliğ, TMK M.597 hükmüne uygun olarak, vasiyetnameyi açan Sulh Mahkemesi tarafından resmen yapılır. Atanmış mirasçı, mirasçılığın kendisine tebliğinden önce, fakat miras bırakanın ölümü anından itibaren de mirası reddedebilir. Ancak reddi miras hakkındaki üç aylık hakkı düşüren sürenin başlangıcı bu tebliğinden yapıldığı gündür, bu andan itibaren üç ay geçmekle reddi miras hakkı düşer.</p>
<ul>
<li><strong>Sürenin uzatılması veya yeni bir süre verilmesi</strong></li>
</ul>
<p><strong>Gerek kanuni gerek atanmış mirasçılara kanun tarafından tanınmış olan üç aylık süre kesindir. Ancak haklı ve önemli bir sebep bulunmak şartı ile, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bu süre uzatılabilir veya hakim bu konuda yeni bir müddet tayin edebilir (TMK M.615).</strong></p>
<p>Önemli sebebin varlığını hakim takdir eder. Mirasçı, reddi miras hakkını süresi içinde kullanmak imkanından, hiçbir kusuru olmaksızın yoksun bulunabilir. Hastalığı veya uzak yerlerde (yabancı ülkelerde) bulunması gibi bir sebeple, mirasçının tereke durumu hakkında hiçbir bilgisi olamaması veya tereke mallarının uzak yerlerde dağınık bulunmasını örnek gösterebiliriz.</p>
<ul>
<li><strong>TMK M.607 uyarınca;</strong> <strong>korumak önlemi olarak, tereke mallar deftere kayıt edilmiş bulunuyorsa, üç aylık ret süresi, bütün mirasçılar için, deftere geçirmenin sona erdiği Sulh Mahkemesi’nce kendilerine bildirildiği günden itibaren başlar.</strong> Burada, mirasçının defterin içindekileri öğrenmiş olup olmamasının önemi yoktur. Defter tutma işleminin bitmiş olduğu Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bildirmekle, bu süre işlenmeye başlar.</li>
</ul>
<h2>Mirasın Reddi Hangi Mahkemede Yapılır?</h2>
<p>Mirasın reddi talebi; miras bırakanın yerleşim yeri adresinde, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılır.</p>
<h2>Mirasın Hükmen Reddi ve Gerçek Reddi</h2>
<p>Mirasçının mirası reddetmesi ile mirasçılık sıfatı ortadan kalkar ve mirasçının mirası kazanması, miras bırakanın ölümü anına kadar geriye yürüyerek hükümsüz hale gelir. Sonuç olarak, mirası reddeden kişi miras bırakanın borçlarından da sorumu olmaz. Mirasçının reddettiği mirasın akıbeti konusunda, Türk Medeni Kanunu bakımından 11. Başlıkta olası sonuçlar açıklanacaktır.</p>
<h2>Mirasın Reddi Beyanı Geri Alınabilir Mi?</h2>
<p><strong>Mirası reddettikten sonra mirasçı kural olarak reddi mirastan dönemez.</strong> Ancak hata, hile ve ikrah sebeplerinden birinin bulunması halinde Borçlar Kanunu genel hükümleri uyarınca mümkündür ve ret beyanının iptali kabildir. Ayrıca, mirası reddeden mirasçı diğer mirasçıların onaylarını almak şartı ile ret beyanından dönebilir.</p>
<h3>Kimler Mirası Reddedebilir?</h3>
<p>Yasal mirasçılar ve atanmış miracılar mirası reddedebilme hakkına sahiptir. <strong><em>Yasal mirasçı</em>; doğan olan, ölenin kan hısımlarıdır. Evlatlık ile sağ kalan eş de yasal mirasçıdır. </strong>Bunların yanında, Devlete de ikinci derecede olmak üzere yasal bir miras hakkı tanınmıştır. <strong><em>Atanmış mirasçı;</em> miras bırakanın vasiyetname veya mira sözleşmesi ile tayin ettiği mirasçıdır.</strong> Atanmış mirasçı, terekenin tamamına veya belli bir oranına ilişkin ölüme bağlı tasarrufun mirasçısıdır.</p>
<h3>Reddi Miras Davası Nasıl Açılır?</h3>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu M.609 uyarınca; </strong><em>“Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.”</em></p>
<h3>Reddi Miras Davası Ne Kadar Sürer?</h3>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu M.606 uyarınca; </strong><em>“Miras, <strong>üç ay</strong> içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”</em></p>
<p><strong>Hak düşürücü süre olan üç ay içerisinde</strong> beyanların sunulması ve gerekli evrakların ibrazı halinde reddi miras davası duruşmasız olarak karara çıkabilecektir.</p>
<h3>Reddi Miras Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme</h3>
<p>Reddi miras davasında <strong><em>görevli mahkeme;</em> Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;dir. </strong>Reddi miras davasında <strong><em>yetkili mahkeme;</em> miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesidir.</strong></p>
<h3>Reddi Miras Davasının Olası Sonuçları</h3>
<p>Reddi miras davasının olası sonuçları mirasçılık sıfatlarına göre farklılık arz etmektedir. Açıklamak gerekirse:</p>
<ul>
<li><strong>Kanuni mirasçılardan birinin mirası reddetmesi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kanuni mirasçılardan birisi mirası reddederse onun hissesi bu kişi miras bırakanın ölümünde sağ değilmiş gibi, diğer mirasçılara geçer (TMK M.611/f-1).</strong> Mirası reddedenin alt soyu varsa, reddedilen hisse bunlara geçer. Alt soyu yoksa, miras bırakanın diğer mirasçıların hisseleri çoğalmış olur, çünkü reddedilen miras hissesi, bu takdirde bunlara geçer.</p>
<p><strong>Mirasın reddinin hükmü, miras bırakanın ölümü anına kadar geriye yürüdüğünden, yani ret miras bırakanın ölümü gününden itibaren hüküm ifade ettiğinden, mirası reddedenin miras hakkının geçtiği alt soyu, yine aynı andan itibaren bu miras üzerinde hak sahibi olur.</strong> Bunun için mirasçının alt soyunun mirası geçmesi anında hayatta olmaları şarttır.</p>
<ul>
<li><strong>Atanmış mirasçıların mirası reddetmesi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>TMK M.611/f-2 gereğince; reddedilen miras hissesi, ölüme bağlı tasarrufta aksine bir kayıt ve açıklık yoksa, miras bırakanın en yakın kanuni mirasçılarına geçer.</strong> Burada, bir veya birden fazla atanmış mirasçı bulunmasının, bunlardan birinin veya hepsinin mirası reddetmesinin bir önemi yoktur. Bütün bu hallerde, atanmış mirasçı tarafından reddedilen miras hakkı kanun, mirasçılara geçer.</p>
<ul>
<li><strong>En yakın bütün mirasçıların mirası reddetmeleri.</strong></li>
</ul>
<p><strong>TMK M.612 uyarınca; en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda artan bir şey kalırsa bu değer mirası reddetmemiş gibi en yakın kanuni mirasçılara verilir.</strong> En yakın bütün mirasçıların hepsi tarafından reddedilen mirasın resmi tasfiyesi sonunda, ölenin borçlarının ödenmesinden sonra bir şey artarsa bu bakiye, sanki reddetmemiş gibi bu mirasçılar arasında taksim olunur. Tasfiye bakiyesi, en yakın mirasçıların hepsi tarafından reddedilirse, daha sonraki derece veya zümredeki kanuni mirasçılar ve en son derecede olarak Devlet mirasçı olur.</p>
<ul>
<li><strong>Sağ kalan eşle birlikte mirasçı olan alt soyun tümü tarafından mirasın reddi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>TMK M.613 uyarınca, bu durumda terekenin tamamı sağ kalan eşe geçer. Bu maddenin uygulanabilmesi için sağ kalan eş ile alt soyun birlikte mirasçı olması gerekmektedir.</strong> Ayrıca, alt soyun tümü mirası reddetmiş, buna karşılık sağ kalan eş mirası reddetmemiş olmalıdır. Eğer, sağ kalan eş de mirası reddetmişse, miras en yakın bütün mirasçılar tarafından reddedilmiş olur ve mirasın resmi tasfiyesi yoluna gidilmesi söz konusu olur. Buradaki <em>“alt soy”</em> teriminin içine, bütün birinci zümre hısımları girmez, fakat yalnız miras bırakanın ölümü ile, doğrudan doğruya ve birinci derecede yasal mirası olan alt soy girer. <strong><em>Örneğin;</em> yasal mirasçı olarak sağ kalan eş ile miras bırakanın iki oğlu (A) ve (B) ve kendisinden önde ölen oğlu (C)’nin iki kızı (D), (E) vardır. Burada (A), (B), (D), (E) alt soy kavramı içindedirler. Buna karşılık, bunların çocukları ve torunları 613. Madde hükmünün uygulanması alanına girmezler.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Miras alt derece lehine reddi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>En yakın bütün mirasçıların mirası kendilerinden sonra gelen derecedeki mirasçılar lehine reddetmeleri mümkündür. Bu takdirde, mirasın tasfiyesinden önce, mirasın reddinin lehine yapıldığı kişiye mirası kabul etmesi teklif olunur ve bu mirasçı, teklifin kendisine tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde mirası kabul edebilir (TMK M.614).</strong> Süresi içinde bir beyanda bulunmaması halinde ise teklif yapılan mirasçının da bunu kabul etmediği sonucuna varılır.</p>
<h2>Reddi Miras Davası Dilekçesi</h2>
<p style="text-align: center;"><strong>İSTANBUL (…) SULH HUKUK MAHKEMESİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>SAYIN HAKİMLİĞİ’NE</strong></p>
<p><strong>DAVACI :</strong> (…)</p>
<p><strong>VEKİLİ :</strong> Av. Buğra Çapa</p>
<p><strong>MURİS :</strong> (…)</p>
<p><strong>DAVALI :</strong> Hasımsız</p>
<p><strong>KONU :</strong> Muris bakımından mirasın reddi talebimizi ihtiva eder.</p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR :</strong></p>
<p>Muris (Ad – Soyad – TC) 10.06.2025 tarihinde vefat etmiştir <em>(Ölüm Belgesi EK-1).</em> Müvekkil murisin mirasçısıdır <em>(Mirasçılık Belgesi EK-2).</em> Müvekkil, muris tarafından kendisine kalan mirası kayıtsız ve şartsız olarak reddetmektedir. Sayın Mahkeme’ye yapılan başvuru TMK. 606 hükmü “Miras, üç ay içinde reddolunabilir” nazara alınarak süresinde yapılmıştır.</p>
<p>Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle müvekkil adına yapılan mirasın reddinin Sayın Mahkeme’den tespitini ve tescilini talep ederiz.</p>
<h3>Reddi Miras İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?</h3>
<p><strong>Reddi miras için gerekli belgeler; murisin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’nden veya noterden alınacak mirasçılık belgesi ve dava dilekçesidir.</strong> Mirasçılık belgesi kişinin mirasçı olduğunu gösteren bir belgedir. Mirasçılık belgesinin alınmasıyla ve reddi miras davası dilekçesinin de sunulması ile birlikte reddi miras davası açılabilecektir. Murise ait terekenin aktif-pasif durumunun belirlenemediği halde ise terekenin tespiti davasının açılması, reddi miras bakımımdan da önem arz etmektedir.</p>
<h3>Mirasın Reddi Halinde Alacaklıların Korunması</h3>
<p>Mirasçının, miras bırakanın ölümü ile gerçekleşecek olan beklenen bir hakkı vardır. Bu hak, ekonomi hayatta mirasçının sahip bulunduğu kredinin unsurlarından birini teşkil eder. Bu sebeple, miras hakkının mirasçı tarafından sırf alacaklılarını zarara sokmak amacı ile reddedilmesi, iyi niyet esaslarına aykırı düşer.</p>
<p><em><strong>Örneğin;</strong></em> <strong>hiç borcu olmayan veya mevcut mallarına oranla borcu az bulunan bir mirasçı reddetmiştir. Bu kendisinin hakkıdır. Mirasçı, borca batık bir mirası reddedebileceği gibi borçlu olmayan bir mirası da reddedebilir.</strong> Bu sonuncu halde, mirasçı belirli menfaatleri reddetmektedir. Böyle bir mirası reddeden mirasçı, şahsen borç içinde olup borçlarını ödemekten aciz bir durumda bulunuyorsa alacaklıları zarar görecektir. Mirasçıların bu çeşit kötü niyetli davranışlarını önlemek ve bunlara karşı alacaklıları korumak hakkaniyet gereğidir. Bu amaçla düzenlenen <strong>TMK M.617’ye göre, mirasçının alacaklıları veya iflası halinde iflas idaresi mirasın reddine itiraz ederek, bunun iptalini isteyebilirler.</strong></p>
<h3>Reddin İptali Davasının Şartları</h3>
<p><strong>Reddin iptali davasının altı ay içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir.</strong> Altı aylık sürenin başlangıcı mirasçının mirası reddettiği gündür. Mirasçının alacaklısının <strong>reddin iptalini talep edebilmesi için,</strong> <strong>TMK M.617 uyarınca üç şartın bulunması lazımdır</strong>.</p>
<ul>
<li><strong>Birincisi,</strong> mirası reddeden mirasçının ret zamanında mevcut mallarının borçlarını ödemeye yetmemesidir. Burada borçlu aleyhine icra merciinden bir ödemeden aciz belgesi alınmış olması şart değildir, mirasın reddi anında inanılır alacaklıların bulunması yeterlidir.</li>
<li><strong>İkincisi,</strong> mirasçının mirası reddederken alacaklılarını zarara sokmak amacını izlemiş bulunması şartıdır. Bunun ispat yükü alacaklıya aittir. Zarar vermek kastı, objektif olarak ve olaylardan çıkarılmak suretiyle tespit edilmek gerekir.</li>
<li><strong>Üçüncüsü,</strong> reddin iptalini talep eden alacaklıya karşı, mirasçı tarafından teminat gösterilmemiş olmasıdır. TMK M.617 uyarınca, alacaklılarına karşı teminat göstermek suretiyle mirasçının reddin iptali talep ve davasını önlemek hakkı vardır. Teminat gösterilmesi halinde reddin iptalini talep edilemez, talep ve dava edilmişse dava düşer.</li>
</ul>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Reddi Miras Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Reddi miras, TMK M.605-618’de oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Reddi miras hakkına sahip olanlar, kanuni ve atanmış mirasçılardır."}},{"@type":"Question","name":"Mirasın Reddi Beyanı Geri Alınabilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Mirası reddettikten sonra mirasçı kural olarak bundan dönemez. Ancak hata, hile ve ikrah sebeplerinden birinin bulunması halinde Borçlar Kanunu genel hükümleri (TVK M.30 vd) uyarınca mümkündür ve ret beyanının iptali kabildir. Ayrıca, mirası reddeden mirasçı diğer mirasçıların onaylarını almak şartı ile ret beyanından dönebilir."}},{"@type":"Question","name":"Kimler Mirası Reddebilir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Yasal mirasçılar ve atanmış miracılar mirası reddedebilme hakkına sahiptir. Yasal mirasçı; doğan olan, ölenin kan hısımlarıdır. Evlatlık ile sağ kalan eş de yasal mirasçıdır. Bunların yanında, Devlete de ikinci derecede olmak üzere yasal bir miras hakkı tanınmıştır. Atanmış mirasçı; miras bırakanın vasiyetname veya mira sözleşmesi ile tayin ettiği mirasçıdır. Atanmış mirasçı, terekenin tamamına veya belli bir oranına ilişkin ölüme bağlı tasarrufun mirasçısıdır."}},{"@type":"Question","name":"Reddi Miras Davası Nasıl Açılır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Türk Medeni Kanunu M.609 uyarınca; “Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.”"}}]}</script></p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/reddi-miras-davasi/">Reddi Miras Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/reddi-miras-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tenkis Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/tenkis-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/tenkis-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Buğra Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 09:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=1571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tenkis davası, miras hakları ihlal edilen ya da edildiğini iddia eden mirasçılar tarafından açılan bir davadır. Miras bırakan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Yapılan bu tasarruflar ile saklı paylı mirasçının saklı payı ihlal olabilir. Bu yazımızda tenkis davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/tenkis-davasi/">Tenkis Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tenkis davası, miras hakları ihlal edilen ya da edildiğini iddia eden mirasçılar tarafından açılan bir davadır. Miras bırakan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Yapılan bu tasarruflar ile saklı paylı mirasçının saklı payı ihlal olabilir.</p>
<p>Bu yazımızda tenkis davasına ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Tenkis Davası Nedir?</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 514. Maddesi ile</p>
<p>“Miras bırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.”</p>
<p>Şeklinde hüküm kurulmuştur. Buradan da anlaşılacağı üzere miras bırakan mal varlığının tamamı ya da bir kısmı üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilme özgürlüğüne sahiptir. Ancak miras bırakan mirasçılarının saklı payını aşan şekilde tasarrufta bulunabilir.</p>
<p>Bu halde saklı paya sahip olan mirasçılar, ihlal edilen saklı pay oranları için tenkis davası açabilirler. (<a href="https://www.capa.av.tr/sakli-pay-nedir/"><strong>Saklı paya ilişkin yazımıza</strong></a> buradan ulaşabilirsiniz.).</p>
<p>Tenkis davası miras bırakanın sağlığında yaptığı sağlar arası karşılıksız kazandırmaları ile ölüme bağlı yaptığı kazandırmalarıdır.</p>
<p>Bilindiği üzere miras bırakan malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarruf yapabilmektedir. Ancak bunun sınırı saklı paylı mirasçıların saklı pay oranlarının aşılmamasıdır. Bu sınır dışında kalan kısma tasarruf edilebilir kısım denmektedir.</p>
<p>Tenkis davası Türk Borçlar Kanunu m. 560’da tanımlanmıştır. Buna göre; saklı patlarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarına karşı açılan dava, tenkis davasıdır.</p>
<h2>Saklı Pay Nedir? Saklı Paylı Mirasçı Kimdir?</h2>
<p>Mirasta saklı pay, miras bırakanın miras olarak bırakmış olduğu malvarlığının Kanun’da belirtilen kısmı bazı mirasçılar için özellikle korunmuştur.</p>
<p>Özel olarak korunan bu mirasa saklı pay adı verilirken, saklı paya sahip olan mirasçılara saklı paylı mirasçılar denmektedir.</p>
<p>Mirasta saklı pay ile miras bırakana terekesi üzerinde tam anlamıyla bir tasarruf serbesti tanınmamıştır. Yani miras bırakanın tasarrufları ile ortadan kaldırılamayan paylarına saklı pay adı verilmektedir.</p>
<p>Saklı paylı mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 506. Maddesi ile saklı paylı mirasçılar sayılmıştır. Bunlar; miras bırakanın alt soyu, miras bırakanın anne babası ve eşidir.</p>
<h2>Tenkis Davasının Şartları</h2>
<p>Tenkis davası açmanın koşulları;</p>
<ul>
<li>Miras bırakanın sağlar arası ya da ölüme bağlı tasarruf ile malvarlığındaki tasarruf edebileceği kısmı aşmış olması,</li>
<li>Miras bırakanın vefat etmesi,</li>
<li>Mirasçının saklı payının ihlal edilmiş olması,</li>
<li>Mirasçının saklı pay hakkına sahip olması,</li>
</ul>
<p>Tenkis davası açmak, mirasçıya sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Yani tenkis davası açma hakkı üçüncü bir kişiye devir ve temlik edilemez.</p>
<h2>Tenkis Davasını Kimler Açabilir?</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu m.560/1 uyarınca tenkis davası açabilecek yani davacı olabilecek kişiler, saklı paylı mirasçılardır. Saklı paylı olmayan bir mirasçının tenkis davası açması halinde dava usulden reddedilecektir.</p>
<p>Saklı paylı mirasçının tenkis davası açabilmesi için miras bırakanın vefat tarihinde saklı paylı mirasçı sıfatını haiz olması gerekmektedir.</p>
<p>Bununla birlikte birden fazla saklı paylı mirasçı mevcutsa ve bunlardan biri ya da birkaçı saklı payına kavuşmuşsa o kişi/ler tenkis davası açamazlar.</p>
<h2>Tenkis Davası Kime Karşı Açılır?</h2>
<p>Miras bırakanın yapmış olduğu tasarruf işlemi ile saklı paylı mirasçıların saklı paylarının ihlal olmasına ve lehine tasarruf işleminde bulunan kişiler davalı taraftadır.</p>
<p>Tenkis davasında davalılar saklı paylı mirasçılar olabileceği gibi üçüncü kişiler de olabilir. Bir diğer anlatımla saklı paylı mirasçılar tenkis davasının davalısı olamaz denilememektedir.</p>
<h2>Tenkis Davasında Saklı Pay Nasıl Hesaplanır?</h2>
<p>Saklı pay, miras bırakılan malvarlığının tamamı değil bir kısmıdır. Saklı paylı mirasçıların da bulunduğu zümreye ve zümre içinde bulundukları konuma göre saklı pay oranları değişiklik göstermektedir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu m.506’da saklı pay oranları belirtilmiştir. Buna göre;</p>
<ul>
<li>Alt soyun saklı payı yasal miras payının yarısı,</li>
<li>Anne ve babanın saklı payı yasal miras payının dörtte biri,</li>
<li>Sağ kalan eş altsoy veya anne-baba ile birlikte mirasçı olarak kalmışsa yasal miras payı ile saklı payı aynıdır.</li>
</ul>
<p>Diğer hallerde ise saklı payı, yasal miras payının dörtte üçüdür.</p>
<h2>Tenkis Davasının Olası Sonuçları</h2>
<p>Tenkis davası açan saklı paylı mirasçının davası kabul edilebilir. Tenkis davasının kabul edilmesi halinde saklı pay ihlal edildiği oranda ya da tasarrufun tamamı iptal edilir. Tasarrufun iptal edilmesi mirasın açıldığı tarihten itibaren geçerlilik kazanacaktır. Bu süre içerisinde lehine kazandırma yapılan tarafça elde edilen kazandırmaların saklı paylı mirasçıya verilip verilmeyeceği hususu gerek Yargıtay içtihatlarında gerekse doktrinde tartışmalıdır.</p>
<h2>Tenkis Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme</h2>
<p>Tenkis davasına görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1 uyarınca asliye hukuk mahkemeleridir. Çünkü tenkis davalarının konusu mal varlıklarıdır. Konusu malvarlığı olan davalar ilgili kanun uyarınca asliye hukuk mahkemelerinde görülür.</p>
<p>Tenkis davasında yetkili mahkeme ise kanunda belirtilmiştir. Buna göre; <strong>TMK m.576 ile</strong></p>
<p><em>“Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.”</em></p>
<p>şeklinde hüküm kurularak yetkili mahkemenin miras bırakanın son ikamet adresi olacağı açıklığa kavuşturulmuştur.</p>
<h2>Tenkis Davasında Zamanaşımı Kavramı</h2>
<p>Tenkis davası açabilmek için Türk Medeni Kanunu’nda belirli bir süre öngörülmüştür, zamanaşımına tabidir. Buna göre mirasçıların tenkis davası açma hakkı, miras haklarının zedelendiğini öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ve her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl içerisindedir.</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/tenkis-davasi/">Tenkis Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/tenkis-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/mirastan-mal-kacirma-muris-muvazaasi-davasi/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/mirastan-mal-kacirma-muris-muvazaasi-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Yonca İşsever Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Mar 2023 19:28:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=1555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muvazaa, hukuki bir işlemin taraflarının üçüncü kişileri aldatmak, kandırmak maksadıyla yapılmasıdır. Aldatmak maksadıyla yapılan bu hukuki işlem tarafları arasında hüküm doğurmazken, üçüncü kişiler nezdinde hüküm doğurmaktadır. Yani üçüncü kişiler nezdinde yapılan hukuki işlem gerçekmiş izlenimi yaratmaktadır. Muris muvazaası ise, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı hukuki işlemlerdir. Bu yazımızda mirastan mal kaçırmaya ilişkin genel &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/mirastan-mal-kacirma-muris-muvazaasi-davasi/">Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muvazaa, hukuki bir işlemin taraflarının üçüncü kişileri aldatmak, kandırmak maksadıyla yapılmasıdır. Aldatmak maksadıyla yapılan bu hukuki işlem tarafları arasında hüküm doğurmazken, üçüncü kişiler nezdinde hüküm doğurmaktadır. Yani üçüncü kişiler nezdinde yapılan hukuki işlem gerçekmiş izlenimi yaratmaktadır. Muris muvazaası ise, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı hukuki işlemlerdir.</p>
<p>Bu yazımızda mirastan mal kaçırmaya ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu</strong></a>’na ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?</h2>
<p>Mirastan mal kaçırma yani muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından birçok sebepten ötürü mal kaçırmasıdır.</p>
<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihinde verdiği 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaası, miras bırakanın yaşlılığında yahut ölümüne yakın bir zamanda bazı mirasçılarından mal saklamak maksadıyla diğer mirasçılarına ya da üçüncü kişilere mallarını satması (bağışlaması) olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Muris muvazaası olarak sayılabilecek işlemler, satış işlemleri ve ölünceye kadar bakma sözleşmesidir.</p>
<ul>
<li><strong>Satış işlemi:</strong> Satış işlemi ile birlikte satılan taşınır ya da taşınmaz malın mülkiyeti ve zilyetliği satın alana geçmektedir.</li>
</ul>
<p>Satan kişi ise satıştan kaynaklı bir bedel almaktadır. Ancak mirasçıdan mal kaçırmak maksatlı yapılan satış işlemlerinde miras bırakanın aslında satışa konu olan malı bağışlamak istemesine rağmen satış işlemi olarak göstermesidir.</p>
<p>Sattığı kişi ya bir mirasçı ya da üçüncü bir kişidir. Burada gizli bağış söz konusudur çünkü satan ve satış bedeli alması gereken miras bırakan bu bedeli almamakta ya da çok düşük bir bedel almaktadır. Tabi ki bu durum her bir somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir. Yani yapılan yargılama esnasında tarafların ekonomik durumları, ailevi yaşantıları, geçmişleri ve sair haller göz önüne alınacaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Ölünceye kadar bakma sözleşmesi:</strong> Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bir taraflardan biri diğerine ölene kadar bakmakla yükümlü iken diğeri ise ölümünden sonra malvarlığını ölüme bağlı bir tasarruf ile kendisine bakana bırakmasıdır.</li>
</ul>
<p>Miras bırakanın satış işleminden sonra mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla başvurduğu yollardan biridir. Burada da aslolan tarafların niyetinin incelenmesidir.</p>
<h2>Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Şartları Nelerdir?</h2>
<p>Bir hukuki işlemin mirastan mal kaçırma yani muris muvazaasına dayalı işlem olarak sayılması için bazı şartlar mevcuttur. Bu şartların yokluğu halinde muris muvazaasından söz edilemeyecektir. Buna göre;</p>
<ul>
<li><strong>Görüşüşte bir işlem olmalıdır:</strong> Hukuki işlemin tarafları (miras bırakan ve işlem yaptığı karşı taraf) aralarında yaptıkları bu işlemin geçerlilik kazanmayacağı hususunda anlaşmışlardır. Buradaki amaç, miras bırakanın sağ iken yapmış olduğu işlemde mirasçılarından mal kaçırdığı izleniminin yaratmamaktır.</li>
<li><strong>Muvazaa anlaşması olmalıdır:</strong> Hukuki işlemin tarafları, mirasçıları ve üçüncü kişileri inandırmak ve kandırmak maksadıyla yapıldığını söylemiştik. Tarafların yapılan hukuki işlemin aslında geçerli olmadığına dair herkesten gizli bir şekilde yaptıkları anlaşmadır.</li>
<li><strong>Mirasçılardan mal kaçırma amacı:</strong> Miras bırakan ile hukuki işlemi yaptığı üçüncü kişi arasında yapılan işlem, mirasçılardan mal kaçırmak maksatlı olmalıdır. Eğer ki mirasçılardan mal kaçırmak için değil de üçüncü kişileri aldatmak amaçlı yapıldıysa muris muvazaası değil, genel muvazaadan söz edilecektir. Hakeza yapılan işlemde mal kaçırma maksadı hiç yok ise bu halde muvazaalı bir işlemden değil açıkça geçerli bir işlemden söz edilecektir.</li>
<li><strong>Gizli işlem:</strong> Muris muvazaasında gizli işlem, bağışlama sözleşmesidir. Yani miras bırakanın asıl yapmak istediği bağışlama işlemiyken mirasçılardan bağışlama yaptığı için mal kaçırma iddialarıyla karşı karşıya kalmak istemeyen miras bırakan bu işlemi satış işlemi olarak gösterebilmektedir. Ancak yapılan satış karşılığında herhangi bir bedel almamaktadır.</li>
</ul>
<h2>Mirastan Mal Kaçırma Davasını Kimler Açabilir?</h2>
<p>Mirastan mal kaçırma davasını, saklı payı olsun ya da olmasın tüm mirasçılar açabilecektir. Ancak burada önemli olan açılacak olan davada tüm mirasçılar taraf olarak gösterilmelidir.</p>
<h2>Muris Muvazaası Davası Nasıl Açılır?</h2>
<p>Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak dava; miras hakkı muvazaalı şekilde ihlal edilen mirasçı tarafından tapu iptal tescil davası açılmalıdır.</p>
<p>Ancak miras bırakan tarafından mirasçı ya da üçüncü bir kişiye devredilen taşınmaz iyi niyetli üçüncü kişilere devredilmişse tapu iptal ve tescil davası açılamayacaktır. Bu sebeple taşınmazın el değiştirmesi sebebiyle bedelinin tazmini talepli tazminat davası açılabilecektir.</p>
<h2>Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı</h2>
<p>Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak olan dava, miras bırakanın vefatından sonra açılabilir. Yani miras bırakan hayattayken mirastan mal kaçırmaya ilişkin herhangi bir dava açılamaz. Bunun altında sağlar arası işlemlerin geçerliliği ilkesi bulunmaktadır. Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak olan tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı söz konusu değildir.</p>
<h2>Mirastan Mal Kaçırma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</h2>
<p>Mirastan mal kaçırma davası, muris muvazaasına dayandığı ve konusu bir taşınmaz olduğu için görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup, yetkili mahkeme ise miras bırakanın sattığı taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.</p>
<h2>Muris Muvazaası Davasının Açılmayacağı Durumlar</h2>
<ul>
<li>Denkleştirme Amacıyla Yapılan Satışlar,</li>
<li>Mehir Sözleşmesi,</li>
<li>Minnet Duygusuyla Yapılan Satışlar,</li>
<li>Miras Bırakanın Üçüncü Kişiden Bedelini Ödeyerek Satın Aldığı Ancak Mirasçılara veya Üçüncü Kişilere Tapu Kaydı Yapılması,</li>
<li><a href="https://www.capa.av.tr/intifa-hakki/"><strong>İntifa Hakkı</strong></a> Tesis Edilmesi,</li>
<li>Miras Bırakanın Uzun Süreli Kira Sözleşmesi Yapması,</li>
<li>Miras Bırakanın Borç Senedi Düzenlemesi,</li>
<li>Mirasbırakanın Haricen Sattığı Taşınmazın Mahkeme Kararıyla Tapuya Tescil Ettirilmesi.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/mirastan-mal-kacirma-muris-muvazaasi-davasi/">Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/mirastan-mal-kacirma-muris-muvazaasi-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saklı Pay Nedir?</title>
		<link>https://www.capa.av.tr/sakli-pay-nedir/</link>
					<comments>https://www.capa.av.tr/sakli-pay-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Yonca İşsever Çapa]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 18:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşya ve Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makalelerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.capa.av.tr/?p=1534</guid>

					<description><![CDATA[<p>4721 sayıl Türk Medeni Kanunu, birtakım mirasçıların haklarını açık bir şekilde korumuştur. Bu mirasçıların miras bırakanın miras bırakmış olduğu malvarlığında özel bir hakkı mevcuttur. Bu yazımızda saklı paya ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz. Mirasta Saklı Pay Nedir? Mirasta saklı pay, miras bırakanın &#8230;</p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/sakli-pay-nedir/">Saklı Pay Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>4721 sayıl Türk Medeni Kanunu, birtakım mirasçıların haklarını açık bir şekilde korumuştur. Bu mirasçıların miras bırakanın miras bırakmış olduğu malvarlığında özel bir hakkı mevcuttur.</p>
<p>Bu yazımızda saklı paya ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden <a href="https://www.capa.av.tr"><strong>Çapa Hukuk Bürosu’na</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Mirasta Saklı Pay Nedir?</h2>
<p>Mirasta saklı pay, miras bırakanın miras olarak bırakmış olduğu malvarlığının Kanun’da belirtilen kısmı bazı mirasçılar için özellikle korunmuştur.</p>
<p>Özel olarak korunan bu mirasa saklı pay adı verilirken, saklı paya sahip olan mirasçılara saklı paylı mirasçılar denmektedir.</p>
<p>Mirasta saklı pay ile miras bırakana terekesi üzerinde tam anlamıyla bir tasarruf serbesti tanınmamıştır. Yani miras bırakanın tasarrufları ile ortadan kaldırılamayan paylarına saklı pay adı verilmektedir.</p>
<h2>Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?</h2>
<p>Saklı paylı mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 506. Maddesi ile saklı paylı mirasçılar sayılmıştır. Bunlar; miras bırakanın alt soyu, miras bırakanın anne babası ve eşidir.</p>
<h2>Kardeşlerin Miras Üzerindeki Saklı Pay Hakkı</h2>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 506. Maddesi ile saklı paylı mirasçılar açık, herhangi bir kişiyi şüpheye düşürmeyecek şekilde belirtilmiştir.</p>
<p>Kanun’un 505. Maddesinin 1. Fıkrası ile de saklı paylı mirasçılar belirtilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ile bu kişiler hiçbiri yoksa miras bırakanın malvarlığının tamamında tasarruf edebileceği bildirilmiştir.</p>
<p>04.05.2007 Tarihli ve 5650 sayılı Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun ikinci maddesi ile 505. Maddenin 1. Fıkrasında saklı paylı mirasçı olarak sayılan “Kardeşleri” ifadesi çıkarılmıştır. Bir diğer anlatımla kardeşlerin saklı paylı miras hakkı bulunmamaktadır.</p>
<h2>Mirasta Saklı Pay Nasıl Alınır?</h2>
<p>Saklı payı ihlal edilen mirasçılar, miras bırakanın saklı paylarını ihlal ettiği iddiasıyla tenkis davası açabilir. Açılacak olan tenkis davası ile miras bırakanın mirasçıların saklı paylarını ihlal edip etmediği hususu tespit edilecek, miras bırakanın tasarruf edebildiği kısmı aşan, ihlal eden kısmı ile ilgili tespiti ve saklı payı aşmayan miktara indirilmesini talep edebilecektir.</p>
<h2>Saklı Pay Nasıl Hesaplanır?</h2>
<p>Saklı pay, miras bırakılan malvarlığının tamamı değil bir kısmıdır. Saklı paylı mirasçıların da bulunduğu zümreye ve zümre içinde bulundukları konuma göre saklı pay oranları değişiklik göstermektedir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu m.506’da saklı pay oranları belirtilmiştir. Buna göre;</p>
<ul>
<li>Alt soyun saklı payı yasal miras payının yarısı,</li>
<li>Anne ve babanın saklı payı yasal miras payının dörtte biri,</li>
<li>Sağ kalan eş altsoy veya anne-baba ile birlikte mirasçı olarak kalmışsa yasal miras payı ile saklı payı aynıdır. Diğer hallerde ise saklı payı, yasal miras payının dörtte üçüdür.</li>
</ul>
<h2>Tenkis Davası ve Saklı Pay</h2>
<p>Bir önceki maddede de açıkladığımız üzere saklı paylarının ihlal edildiğini düşünen saklı pay hakkına sahip mirasçı tenkis davası açabilir.</p>
<p>Tenkis davası miras bırakanın sağlığında yaptığı sağlar arası karşılıksız kazandırmaları ile ölüme bağlı yaptığı kazandırmalarıdır.</p>
<p>Bilindiği üzere miras bırakan malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarruf yapabilmektedir. Ancak bunun sınırı saklı paylı mirasçıların saklı pay oranlarının aşılmamasıdır. Bu sınır dışında kalan kısma tasarruf edilebilir kısım denmektedir.</p>
<p>Tenkis davası Türk Borçlar Kanunu m. 560’da tanımlanmıştır. Buna göre; saklı patlarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarına karşı açılan dava, tenkis davasıdır.</p>
<p>Tenkis davasının açılabilmesi için miras bırakanın vefat etmesi gerekmektedir. Bunun sebebi ise miras bırakanın malvarlığındaki tasarruf edilebilir kısmı ölüm tarihine göre belirlenecektir. Yani tenkis davası ile birlikte miras bırakanın sağ iken yapmış olduğu sağlar arası veya ölüme bağlı tasarruflar saklı paylarını aştığı ölçüde geçersiz olacaktır.</p>
<p>Saklı payı ihlal edilen mirasçı birden fazla ise bu mirasçılar birlikte tenkis davası açabilecekleri gibi ayrı ayrı da tenkis davası açabilirler. Dava neticesinde verilen karar her bir davacı yönünden ayrı ayrı sonuç doğuracaktır.</p>
<p>Tenkis davası açmanın koşulları;</p>
<ul>
<li>Miras bırakanın sağlar arası ya da ölüme bağlı tasarruf ile malvarlığındaki tasarruf edebileceği kısmı aşmış olması,</li>
<li>Miras bırakanın vefat etmesi,</li>
<li>Mirasçının saklı payının ihlal edilmiş olması,</li>
<li>Mirasçının saklı pay hakkına sahip olması,</li>
</ul>
<p>Tenkis davası açmak, mirasçıya sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Yani tenkis davası açma hakkı üçüncü bir kişiye devir ve temlik edilemez.</p>
<h3>Tenkis Davasında Zamanaşımı</h3>
<p>Tenkis davası açabilmek için Türk Medeni Kanunu’nda belirli bir süre öngörülmüştür, zamanaşımına tabidir. Buna göre mirasçıların tenkis davası açma hakkı, miras haklarının zedelendiğini öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ve her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl içerisindedir.</p>
<h3>Miras Bırakan Saklı Paylı Mirasçıları Mirasçılıktan Çıkarılabilir Mi?</h3>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 510 ila 513. Maddeleri ile mirasçılıktan çıkarma hükümleri düzenlenmiştir. Kanun’un 510. Maddesi ile mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf ile saklı paylı mirasçıyı mirasçılıktan çıkarabileceği haller sayılmıştır. Bu haller dışında saklı paylı mirasçı mirasçılıktan çıkarılamayacaktır. Bu haller;</p>
<ul>
<li>Mirasçı, miras bırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,</li>
<li>Mirasçı, miras bırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse mirasçılıktan çıkarılabilecektir.</li>
</ul>
<p>Mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirastan pay alamayacak ve tenkis davası da açamayacaktır. Mirasçılıktan çıkarma işleminin dayanağı olmadığı veya haksız bir şekilde yapıldığını iddia eden kişi durumu ispatla da yükümlüdür.</p>
<h3>Saklı Pay Davasını Kimler Açabilir?</h3>
<p>Yukarıda da açıkladığımız üzere halk arasında saklı pay davası olarak bilinen dava aslında tenkis davasıdır. Dolayısıyla saklı pay davası yani tenkis davasını saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar (anne-baba, sağ kalan eş ve altsoy) saklı pay davası açabilir.</p>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Saklı paylı mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 506. Maddesi ile saklı paylı mirasçılar sayılmıştır. Bunlar; miras bırakanın alt soyu, miras bırakanın anne babası ve eşidir."}},{"@type":"Question","name":"Mirasta Saklı Pay Nasıl Alınır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Saklı payı ihlal edilen mirasçılar, miras bırakanın saklı paylarını ihlal ettiği iddiasıyla tenkis davası açabilir. Açılacak olan tenkis davası ile miras bırakanın mirasçıların saklı paylarını ihlal edip etmediği hususu tespit edilecek, miras bırakanın tasarruf edebildiği kısmı aşan, ihlal eden kısmı ile ilgili tespiti ve saklı payı aşmayan miktara indirilmesini talep edebilecektir."}},{"@type":"Question","name":"Saklı Pay Nasıl Hesaplanır?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Saklı pay, miras bırakılan malvarlığının tamamı değil bir kısmıdır. Saklı paylı mirasçıların da bulunduğu zümreye ve zümre içinde bulundukları konuma göre saklı pay oranları değişiklik göstermektedir."}},{"@type":"Question","name":"Saklı Pay Davasını Kimler Açabilir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Yukarıda da açıkladığımız üzere halk arasında saklı pay davası olarak bilinen dava aslında tenkis davasıdır. Dolayısıyla saklı pay davası yani tenkis davasını saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar (anne-baba, sağ kalan eş ve altsoy) saklı pay davası açabilir."}}]}</script></p>
<p><a href="https://www.capa.av.tr/sakli-pay-nedir/">Saklı Pay Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.capa.av.tr">Çapa Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.capa.av.tr/sakli-pay-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
