Ceza HukukuMakalelerimiz

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Güveni kötüye kullanma suçunda, başkasının taşınır mallarına zilyet olan kimse tarafından işlenen bir malvarlığına yönelik bir ihlal vardır. Bu yazımızda güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.

Güveni Kötüye Kullanma Nedir?

Güveni kötüye kullanma; geri verilmek üzere kendisine bırakılmış mal üzerinde, ancak o malın malikinin yapabileceği nitelikte bazı tasarruflarda bulunmasıdır. Örneğin; tasfiye memuru veya yediemine bırakılmış olup da henüz fiilen teslim edilmemiş mallar da bu suça konu oluşturabilir.

Güveni kötüye kullanma başlangıçta bir sözleşmeye dayanır. Bu sözleşme gereği fer’i zilyetliği kendisine bırakılan fail, mal üzerinde malike ait olan yetkileri kullanır. Bu nedenle Türk öğretisinde yaygın bir görüş, bu suçta mülkiyet yanında ayrıca hukuki ilişkiye dayanan güvenin de korunduğunu savunur.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Şartları Nelerdir?

Güveni kötüye kullanma suçunun şartları Türk Ceza Kanunu M.155 uyarınca tahdidi olarak belirtilmiş. Bu şartlar;

  • Başkasına ait olan ve suça konu edilen taşınır veya taşınmaz mallar bakımından,
  • Güveni kötüye kullanma suçunu işleyen kişinin veya başkasının yararına olması,
  • Zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunarak veya bu devir olgusunu inkar ederek,
  • Güveni kötüye kullanma suçunun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Çeşitleri

TCK M.155/2’ye göre güveni kötüye kullanmanın çeşitleri;

  • Meslek ve sanat ilişkisi nedeniyle güveni kötüyle kullanma,
  • Ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma,
  • Hizmet ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanmadır.

TCK M.155/2 uyarınca suçun nitelikli halinin gerçekleşebilmesi için; malın zilyetliğinin devri, ifa edilen meslek, sanat veya hizmet nedeniyle yapılmalı, söz konusu görevlerin yerine getirilmesiyle malın teslimi arasında neden – sonuç ilişkisi kurulabilmelidir.

Örneğin; tamir için elektrik-elektronik alet tamircisine bırakılan televizyon, tadilat için terziye bırakılan pantolon. Söz gelimi hizmet dışında bir nedenle malın zilyetliğinin faile teslim edildiği durumlarda nitelikli halin gerçekleştiğinden söz edilemez. Bu nitelikli halin uygulanması için hizmetin ücretli görülüyor olması veya süreklilik taşıması gerekmez. Avukatın vekaletini üstlendiği kişiye ait olup tahsil ettiği alacak bedelini bir şekilde uhdesinde tutması gibi durumlarda TCK M.155/2’de güveni kötüye kullanma suçunun çeşitlerinden olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali uygulanacaktır.

TCK M.155/2’de öngörülen diğer nitelikli hal ise; “başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak” faile teslim edilmiş olan mal üzerinde işlenmiş olmasıdır (vekillere, vasilere teslim edilen mallar gibi). Bu nitelikli halin uygulanması için arada meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin bulunmasına gerek yoktur. Failin, malı idare yetkisinin doğrudan kanundan ileri gelmesi gerekmez; bu yetkiyi, doğrudan malın sahibi de faile vermiş olabilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları

A) Fail

Güveni kötüye kullanma suçunun faili, sözleşme ilişkisi gereği, suç konusu malın zilyetliği kendisine devredilmiş kişi olup, suç ancak bu kişi tarafından işlenebilir. Bu nedenle güveni kötüye kullanma, faili bakımından özgü suç niteliğindedir. Zilyet yardımcısı ise, bir mal üzerinde, kendisinden daha üstün bir yetkiye sahip olan kişinin gözetimi ve fiili egemenliği altında, belirli şekilde tasarruf eden kişi olup, zilyetlik kendisine devredilmediği için bu suçun faili olamaz. Örneğin; yolcu tarafından bavulu taşınmak üzere kendisine verilen ve onun tarafından izlenen hamalın hızlanıp kaçması durumunda, oluşan suç hırsızlıktır.

Malın zilyetliğinin faile devrini sağlayan sözleşme ilişkisine taraf olmayan kişiler iştirak kuralları gereğince azmettiren veya yardım eden olarak cezalandırılabilirler. Suçun mağduru, suça konu olan malın malikidir. Eğer malın zilyetliği malik değil de, o malın zilyedi tarafından faile devredilmiş ise, zilyet, mağdur değildir ve bu nedenle de şikayet hakkı yoktur.

B) Mal

Güveni kötüye kullanma suçunun konusuna ilişkin olarak TCK “başkasına ait mal” deyimini kullanmakta; malın taşınır veya taşınmaz olması arasında bir ayrım gözetmemektedir. Her türlü taşınır malın bu suçun konusunu oluşturabileceği konusunda bir duraksama bulunmamaktadır. Buna karşılık sorun, özellikle taşınmazların bu suça konu olup olmayacağı noktasında ortaya çıkmaktadır. TCK açısından malın taşınır veya taşınmaz olması bakımından bir ayrıma gidilmediği için taşınmazların da bu suça konu olabileceği aşikardır. Nitekim Yargıtay da bu yönde karar vermiştir.

C) Malın Zilyetliğinin Devri

Mağdur tarafından “muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere” bir malın zilyetliğinin faile devredilmiş olması gerekir. Bunların dışında kalan bir başka yolla mal üzerinde lehine zilyetlik tesis edilmiş olan kişi tarafından bu suçun işlenmesi mümkün değildir. Mağdur, eşya üzerinde kendisine ait olan zilyetliği, duyduğu güven nedeniyle faile devretmiş olmalıdır. Güveni kötüye kullanma suçunda fail lehine mal üzerinde zilyetlik kurulmuş olmaktadır; mal üzerinde zilyetliğin hangi amaçla kurulmuş olduğu önemli değildir. Aradaki hukuksal ilişkinin niteliğine göre, fail zilyetliği kendisine bırakılan mal üzerinde mülkiyet hakkının verdiği yetkiler dışında bazı yetkiler kullanmaktadır. Bununla birlikte mal, üzerinde mülkiyet tesis etmek için faile teslim edilmişse, güveni kötüye kullanmadan söz edilemez. Başka bir anlatımla yalnızca zilyetlik devri söz konusu olduğundan, zilyetlikte birlikte mülkiyetin de devredildiği durumlarda bu suç işlenmiş olmaz.

Öte yandan, malın zilyetliğinin geçerli bir rızaya dayanarak faile devredilmiş olması gerekir. Örneğin; temizleyiciye gönderilen pantolonun cebinde unutulan paraların alınması, hırsızlık teşkil eder; çünkü burada rızai bir devir söz konusu değildir. Bu bakımdan, güveni kötüye kullanma suçu, hırsızlık ve dolandırıcılık suçundan ayrılır. Malın zilyetliğinin, mutlaka o malın sahibi tarafından faile teslim edilmiş olması aranmaz. Fer’i zilyet tarafından zilyetliğin faile devredilmesi durumunda da güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

Suç konusunun fer’i zilyetliği faile hukuka aykırı bir amaçla devredilmiş olduğunda da bu suçun oluşacağı kabul edilmelidir. Örneğin; yurt dışına kaçırması için teslim edilen uyuşturucunun kurye tarafından başkalarına satılması. Her ne kadar burada aradaki sözleşmenin Borçlar Kanunu gereği kesin olarak hükümsüz olduğu, bu nedenle de hukuka uygun bir zilyetlik devri olmadığı öne sürülebilirse de asıl olan sözleşmenin geçerliliği değil, mağdurun serbest iradesi uyarınca zilyetliğin devredilmiş olmasıdır.

D) Fiil, Netice ve Nedensellik Bağı

Güveni kötüye kullanma suçunda önemli olan, failin, zilyetliği kendisine devredilmiş bulunan mal üzerinde, malikmiş gibi tasarruf etmesidir. TCK anlamında “zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma” ile kastedilen, o mal üzerinde, ancak malik olmanın verdiği bazı yetkilerin kullanılmasıdır. Başka bir anlatımla güveni kötüye kullanma suçunda fail, sözleşme gereği zilyetliği kendisine bırakılan mal üzerindeki bu zilyetliği mülkiyete dönüştürmektedir. Mal üzerinde malik olmanın verdiği yetkiler, genellikle o malı satma, rehnetme, tüketme veya başka bir mala dönüştürme biçiminde kullanılmış olabilir. “Devir olgusunu inkar etme” ise, failin malın zilyetliğinin kendisine teslim edilmediğini iddia etmesidir.

Fail, zilyetliği kendisine bırakılan şeyi inkar etmesine rağmen, geri vermesi için kabul edilebilir bir süre geçmesine karşın, geri vermez ise, bu davranışı “inkar” saymak mümkündür. TCK M.155’te mal üzerinde failin kendisi veya başkası yararına tasarrufta bulunması aranmıştır. Ancak buna rağmen, bu suçun oluşması için mutlaka failin zilyetliği kendisine bırakılan maldan bir yarar sağlamış (veya mağdurun malvarlığının zarara uğramış) olması gerekmez. Bu bakımdan, somut bir zararın meydana gelmesi de aranmaz. “Kendisi veya başkası yararına tasarruf” ile kast edilen, kendi lehine zilyetlik tesis edilen failin, üçüncü kişi lehine zilyetliği mülkiyete dönüştürmesi durumunda da bu suçun oluşacağıdır.

E) Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Manevi Unsuru

Güveni kötüye kullanma suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bu bakımdan, bir kimseye emanet edilen mala, o kimsenin göz kulak olmaması nedeniyle zarar gelmesi durumunda, bu suç oluşmaz; kast yoktur. Kastın varlığından söz edebilmek için, öncelikle, faili suça konu şeye zilyet olduğunu ve bunun başkasına ait bulunduğunu bilmesi aranır. Suç doğrudan kastla işlenebileceği gibi, olası kastla da işlenebilir.

Bunda başka, kastın, suçun maddi unsurunu oluşturan “zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma’’ ya yönelik olması da gerekir. Failde suça konu olan şeyi geri verme niyetinin bulunması suçun oluşmasını engellemez ise de, eğer misli bir mal söz konusu olup, fail bu malı geri verme anında yerine koyabilecek durumda ise bu suç oluşmaz.

F) Hukuka Aykırılık Unsuru

Güveni kötüye kullanma suçunda hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir neden olarak hakkın kullanılmasından (TCK M.26/1) söz edilmektedir. Buna göre, bir ayni hak olan “hapis hakkının” kullanıldığı durumlarda, güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğundan söz edilemez. Öte yandan malın sahibinin, “zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmaya” yönelik olarak gösterdiği rıza da hukuka aykırılığı ortadan kaldırır (TCK M.26/2).

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nasıl ve Nereye Şikayet Edilir?

Güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin şikayet veya ihbar 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. CMK M.158/5 uyarınca “ihbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir”

Şikayet Süresi ve Zamanaşımı Kavramı

Güveni kötüye kullanma suçunun temel şekli olan TCK M.155/1 uyarınca şikayet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali olan TCK M.155/2 işlenmesi halinde herhangi bir şikayet süresi olmayıp dava zamanaşımı süresi vardır. TCK M.155/2 uyarınca dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Güveni kötüye kullanma suçunda görevli mahkeme; Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Güveni kötüye kullanma suçunda yetkili mahkeme; suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası

Güveni kötüye kullanma suçunun temel şekli olan TCK M.155/1 uyarınca cezası; “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Cezanın Artırılmasını Gerektiren Nitelikli Haller

Güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli şekli olan TCK M.155/2 uyarınca cezası; “Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

Etkin Pişmanlık ve HAGB

Güveni kötüye kullanma suçunu işleyen kişi sonradan pişman olması ve zararı karşılayacağını beyan etmesi halinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

TCK M.168/1’e göre; “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi kadarı indirilir.”

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmasını ifade eder (CMK 231/5). Burada da farklı bir tür erteleme, başka bir ifadeyle ceza kanunundaki ertelemeye nazaran daha lehe sonuçlar doğuran bir durum söz konusudur. Güveni kötüye suçunda ceza miktarının 2 yıl veya daha az olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanması mümkündür.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Şikayete Tabi Midir?

Güveni kötüye kullanma suçunun temel şeklinin (TCK M.155/1) kovuşturulması şikayete bağlıdır. Buna karşılık güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halleri (TCK M.155/2) söz konusu olduğunda, kovuşturma re’sen yapılır. Bu suçla korunan hukuksal yarar mülkiyet olduğu için suçtan zarar gören maliktir. Bunun sonucu olarak suça konu şeyin zilyetliği bir üçüncü kişi tarafından faile bırakılmış olsa bile, malik şikayet hakkına sahiptir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Uzlaşma İmkanı Var Mıdır?

Güveni kötüye kullanma suçu bakımından uzlaşma imkanı vardır ve usul bakımından zorunluluktur. Güveni kötüye kullanma suçunda öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması gerekir. Tarafların uzlaştırma prosedüründe anlaşamaması halinde soruşturma ve kovuşturmaya devam edilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yüz Kızartıcı Bir Suç Mudur?

Güveni kötüye kullanma suçu yüz kızartıcı suçlar kategorisinde yer almaktadır. Bu sebeple de tahdidi olarak sayılan suçlardan biri olup yüz kızartıcı bir suç olduğunu ifade etmek gerekir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Sicile İşlenir Mi?

Güveni kötüye kullanma suçu adli sicil ve adli arşive işlenir. Adli sicil kaydı ancak belirli şartların oluşması halinde silinir ve adli arşive aktarılır.

Av. Buğra Çapa

Av. Buğra Çapa, Tekirdağ Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk eğitimi almıştır. 2019 yılında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Bilgi Al!