MakalelerimizŞirketler ve Ticaret Hukuku

Ticari Davalar

Ticari davalar genel olarak ticaret mahkemelerinde görülen davalar olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile ticari davalarda uygulanacak hükümler belirlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca hangi davaların ticari dava olarak görüleceği hüküm altına alınmıştır.

Dolayısıyla bu yazımızda ticari davalara ilişkin genel bilgiler paylaşılmış olup, hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin detaylı bilgi için iletişim bölümündeki bilgilerden Çapa Hukuk Bürosu’na ulaşabilirsiniz.

Ticari Dava Çeşitleri

Ticari dava, ticari hakkı ihlal edilen, tehlikeye sokulan ya da haksız bir talebe konu olması halinde ikame edilen dava türüdür.

Ticari dava türleri Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde ile ticari davalar sınırlandırılmıştır.

Buna göre ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç çeşittir.

Mutlak Ticari Davalar

Türk Ticaret Kanunu’nda ve özel kanunlarda açıkça ticari dava olacağı ve asliye ticaret mahkemesinde görüleceği belirtilen davalar, mutlak ticari davalardır.

Türk Ticaret Kanunu m.4’te açıkça düzenlenmiştir. Buna göre;

“Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,” açılan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir.

Mutlak ticari davalarda önemli olan husus, davanın her iki tarafının da tacir olma zorunluluğunun bulunmamasıdır.

Nispi Ticari Davalar

Nispi ticari davalar, mutlak ticari davalardan farklılık arz etmektedir. Bir davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için davacı ve davalı tarafların ticari işletmelerinden kaynaklı uyuşmazlıklardan kaynaklı olması gerekmektedir.

Her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir. Yani taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan konu, diğer taraf için ticari iş niteliğinde olmayabilir. .

Ticari Davalarda Arabuluculuk

Bilindiği üzere arabuluculuk alternatif bir çözüm yoludur. Arabuluculuk yöntemi ile hukuki olarak ihtilafı bulunan taraflar objektif olan arabulucu vasıtasıyla hukuki problemlerini çözebilmektedir.

Türk Ticaret Kanunu m.5/A hükmü uyarınca ticari davalarda arabuluculuk zorunlu kılınmıştır. Yani arabuluculuğa başvuru yapılmadan ticari dava açılamayacaktır.

Söz konusu maddede aynen;

“Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”

şeklinde hüküm kurulmuştur.

Ticari Davalarda Görevli Mahkeme

Türk Ticaret Kanunu m. 5 ile ticari davaların görüleceği görevli mahkeme belirlenmiştir. Buna göre ticari davalarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir.

Söz konusu maddede de aynen; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” şeklinde hüküm kurulmuştur.

Ticari davalarda ticaret mahkemesinin görevli olduğuna dair düzenlenen bu madde emredici hüküm niteliğindedir. Bununla birlikte asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerdeki mahkemelerde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olacaktır.

Ticari Davalarda Zamanaşımı Kavramı

Türk Ticaret Kanunu m.6 ile ticari davalarda zamanaşımına ilişkin açıklık getirilmiştir.

Buna göre; “Ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile değiştirilemez.”.

  • Haksız rekabetten kaynaklı olarak hakkı zarar gören tarafın açacağı davanın zamanaşımı üç yıldır.
  • Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl zamanaşımına tabidir.
  • Devrolunan şirketin borçlarından doğan, ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, birleşme kararının ilanı tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar.

Ticari Davalarda Yargılama Usulü

Ticari davalarda yargılama usulü yazılı yargılama usulüdür. Yazılı yargılama usulü ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Yazılı yargılama usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. Buna göre yazılı yargılama usulü uygulanırken tarafların ön inceleme duruşma davetiyesinin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları gerekmektedir.

Cevap dilekçesinin akabinde davacının cevaba cevap dilekçesini sunması ve davalının da ikinci cevap dilekçesini sunması gerekmektedir.

Bununla birlikte bazı hallerde istisnai olarak ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmiştir. Bunlar;

  • Miktar veya değeri beş yüz bin Türk Lirasını geçmeyen ticari davalar (TTK m. 4/2),
  • Ortaklarla tasfiye memurları arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin ticari davalar (TTK m. 268/3),
  • Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bilgi alamayan pay sahibinin açacağı ticari davalar (TTK m. 437/5),
  • Pay sahipleri ile tasfiye memuru veya memurları arasındaki uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin ticari davalar (TTK m.546/1),
  • Ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak ticari davalarda (TTK m.1521),
  • Kıymetli evrakların kaybından kaynaklı olan davalarda,
  • Konkordato ve iflasa ilişkin davalar,
  • Kooperatif kanunu ile düzenlenen hususlara ilişkin davalar.

Ticari İş Karinesi Nedir?

Ticari iş, Türk Ticaret Kanunu’nun 3. Ve 19. Maddeleri ile düzenlenmiştir. Kanun’un 3. Maddesine göre bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş olarak kabul edilmektedir. Ticari iş karinesi ise Kanun’un 19. Maddesi ile tanımlanmıştır.

Buna göre; bir tacirin borçlarının ticari olması ticari iştir. Ancak gerçek kişi olan bir tacir var ise bu borcun kişisel borcu olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Aksi takdirde oluşan borç ticari iş karinesi uyarınca ticari iş olarak kabul edilecektir.

Ticari iş karinesi uyarınca bir işin ticari iş mi yoksa adi (ticari olmayan) bir iş mi olup olmadığı ayırt edilmelidir. Çünkü ticari işlere ilişkin uyuşmazlıklarda Türk Ticaret Kanunu uygulanacakken adi işlerde Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu sebeple Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen, hüküm altına alınan işlem ve eylemler ticari iş olarak kabul edilecektir.

Ticari Davaların Şartları Nedir?

• Her iki taraf da tacir olmalı,

• Uyuşmazlığa konu olan şey tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmalı,

• Uyuşmazlık ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi ya da Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesinde belirtilen diğer Kanunlarda belirtilen ticari iş niteliğinde olması gerekmektedir.

Av. Yonca İşsever Çapa

Av. Yonca İşsever Çapa, Özel Çamlıca Bilfen Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk eğitimi almıştır. 2018 yılında Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Bilgi Al!